Gazeteciliğin şifreleri

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

Ve sonunda beklenen oldu Rahmi Turan, "Muharrem İnce" dedi ki provokatör bir gazeteci tarafından aldatıldığı ortaya çıktı.

Ortaya çıkan başka gerçekler de var elbette.

50 yıllık gazeteciliğimin 10 yılını efsane Günaydın ve Tan gazetelerinde Rahmi Turan ile birlikte, onun yönetiminde çalışarak geçirdim.

Birinci gerçek ki en önemlisidir;

Saray'a giden ve CHP Genel Başkanlığı için Erdoğan'dan destek isteyen tek bir CHP'li yoktur…

Yılmaz Özdil kardeşim de açıklanmasını boşuna beklemesin

İkinci gerçek;

Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum…" sözüdür.

"Cumhurbaşkanlığı" makamını "şahsi varlığı" zanneden ilaveten "iddia" konusu bir unsur yaparak "yiğitlik" diyerek öne süren Erdoğan'ın zihniyetidir…

Üçüncü gerçek;

Kemal Kılıçdaroğlu'nun da yanıltılmasıdır.

Kemal Bey gibi deneyimli bir siyasetçi FOX TV canlı yayınında İsmail Küçükkaya'ya şöyle yanıt vermesi gerekirdi:

"Hiçbir CHP'linin Erdoğan'dan CHP genel başkanlığı konusunda diyalog kuracağına asla inanmam. Ancak Rahmi Turan yazdıysa o CHP'liyi de açıklamak da ona düşer"

Dördüncü gerçek;

Gazetecilik aldığı bilgiyi halka duyurma yani sunma sanatıdır. Gazeteciler yasada "fikir işçisi" olarak tanımlanır.

Gazetelerde, televizyonlarda ve radyolarda yazdıkları karşısında "yargısız infaz" yaparak Rahmi Turan'ı yerden yere vuranlar var.

Rahmi ağabey açıkladı ki Muharrem İnce'ye ulaşamamış teyit için.

Ve adını açıkladıktan sonra da, "Hatalı durum var, bunun da gereğini yapacağım, yanlış yazdıysam, yanlış yaptıysam özür dilerim" diyor.

O besleme basının çalışanları (onlara gazeteciler demem) Osman Öcalan'ın TRT'ye çıkarılmasını neden bu kadar eleştirmediler ki?

Rahmi ağabeyim, hiç üzme kendini.

Erdoğan, İstanbul'a ihanet etti, FETÖ'cülere kandı ve partisini metal yorgunu haline getirdi ve hatta Türkiye'nin 15 Temmuz hain darbe girişimi yaşamasını engelleyemeyince, "gereğini yapacağım" diye hiç konuştu mu?

Elbette gazeteciler de yanıltılabilir.

Rahmi Turan kendisini yanıltan gazeteciyi şöyle açıkladı:

"Bazı haber sitelerine, 'Rahmi Turan'ın haber kaynağı ben değilim' açıklamasını görünce o ismi açıklamaya karar verdim. Bana Muharrem İnce adını veren gazeteci Talat Atilla'dır..."

Beşinci gerçek;

Cumhurbaşkanı ve AKP genel başkanı Erdoğan'ın hedef aldığı kişide yaptığı siyasi hatadır.

Kemal Kılıçdaroğlu FOX TV'de Rahmi Turan'ın duyduğu hatta Uğur Dündar'ın da duyduğu söylentiyi duyduğunu ifade etti.

Yani bu iddiayı ortaya Kemal Bey atmadı.

Ancak Erdoğan kendisini iddiaya girmeye şu sözlerle davet etti:

"Güya ben Külliye'de bir CHP'li ile görüşmüşüm. Arkadaşlarım gerekli cevabı verdiler. Bunu haber yapan gazeteci kayıp…

Bay Kemal senin hayatın yalan. Eğer yiğitsen ben cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum, sen genel başkanlığını ortaya koyabiliyor musun?

İspat edemiyorsan çek git. Bu kadar iddialı söylüyorum. Bizim hayatımıza yalan girmedi ama bunların hayatı yalan…"

Gerçekleri ortaya tek tek koydum.

Erdoğan'ın bu açıklaması gösteriyor ki "Bay Kemal" ile yatıyor, "Bay Kemal" ile kalkıyor. Yani kafasını Kılıçdaroğlu'na takmış.

Erdoğan gerçeği görüyor, söylüyor ama haberi veren gazeteciyi değil Kemal Beyi suçluyor.

Ve şimdi yeni hedefi herkes buldu: Gazeteci Talat Atilla...

Değerli okurlarım,

Bilim Düşünce Strateji Derneği Genel Başkanı ve Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Profesörü Dr. Fikret Eren'in daveti üzerine, derneğin 2. Kuruluş Yemeği'ne katıldım.

Eren hocamız sık sık alkışlanan harika bir konuşma yaptı.

Hakimler ve Savcılar kurulunun yapısının kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı olduğunu belirten Prof. Eren, "Cumhurbaşkanı'nın seçtiği 13 HSK üyesi varken yargıya güvenir misiniz? Yargı bağımsızlığına güvenir misiniz? 3 lisan bilen 60 yıllık hukuk insanı olarak, Türk ve Müslüman olarak bunları söylemek benim boynumun borcudur" dedi.

Prof. Fikret Eren şunları söyledi:

"Kuvvetler ayrılığının balansı 16 Nisan anayasası ile bozuldu. Yürütmenin yargı ve yasamaya tecavüz etmediği bir Türkiye istiyorum. Yargı bir devletin namusudur, ırzıdır. Yargının bağımsız olmadığı yerde demokratik yapı olmaz. Çoğunluk 'yarınım ne olacak' diyor. Sen cumhurbaşkanı isen ben de bu vatan için bu millet için fikri hür, vicdanı hür bir vatan için bunları söylüyorum ve eşit güçte insanların diyorum…"

 

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları