Gazetesiz Bayram...

A+A-
Burhan AYERİ

Uzun yıllar sonra medya, korona virüsün oluşturduğu olumsuz şartlar zoruyla eski bir geleneğine döndü. Gazeteler ortak bir uygulamayla bayramda çıkmama kararı aldı. Sokağa çıkma kısıtlamalarının olduğu günlerde, hükümetten dağıtım ve reklam takviyeli olanlar bile başarı sağlayamadı. Yandaş denilenler dahi milyonlarca lira zarar etti. Bunlar tüm pompalamalara rağmen, kuş kadar kalmış satışlarını bile koruyamadılar. Ortada zarar üstüne zarar.

Netice; ilk defa acı gerçek gözlerine girdi. Sonuçta yarından itibaren üç gün süreyle gazetelerin yandaşı da muhalifi de birlikte çıkmayacak. Geçmişte gazetelerin bayramda yayınlanmaması bir Bâb-ı Âli geleneğiydi. Ancak okur gazetesiz kalmaz, basın birliklerinin öncülüğünde yayınlanan Bayram Gazetesi ile bu boşluk doldurulurdu.

Hep vardım

Söz Bayram Gazetesi'nden açılmışken devam edeyim. Engin Köklüçınar'ın kurduğu bayram kadrosu genelde zamanın Tercüman mensubu ağırlıklı ekiplerden oluşurdu. Gazete de Tercüman tesislerinde hazırlanıp basılırdı.

Haber işlerini kolay toparlardım. Kemal Önder, Fikret Helvacıoğlu, merhum Esen Yalçın, Ali Öncü ve illa ki Bekir Aydın devamlı ekiptendi. Dizgi ve baskı da her bayram aynı isimlerden seçilince herşey çabucak hallolurdu.

Ak Ajans

Üstüne üstlük Tercüman'ın sahip olduğu Ak Ajans (Akdeniz Haber Ajansı) piyasadaki tek özel kurumdu. Ak Ajans, yurt çapındaki bin 500 kişilik kadrosuyla saat gibi çalışırdı.

Dini bayramlarda devreye giren bu oluşumun son buluşunda başlangıç, Sabah'ın o zamanki patronu Dinç Bilgin'in Kemal Ilıcak'a attığı kazığın tarihidir. Bilgin, Ilıcak'ın bütün iyliklerine rağmen onu ezmeye çalışmıştı. Bilgin'in hırsı, biraz daha fazla para kazanma arzusu Bayram Gazetesi geleneğine noktayı koydurdu. Aslında "men dakka dukka"yı çoktan hak etmişti.

Kardeşten de kazık

Eğrisi ve doğrusuyla bizim toyluk dönemimiz "Büyük Dağıtım" işlerini sağlayabildi. Örneğin, Nafiz Ilıcak, gazete paketleri ulaşmadan Kabataş'daki araba vapurunun palamarlarını çözdürmezdi. Almanya'daki oğlu Serhat Ilıcak da işin yurtdışı ayağıydı.. Frankfurt'taki muhteşem tesisin tapusunu krizde üstüne geçiriverdi. Yetmedi, Büyükçekmece'deki Ilıcak Matbaası da kazanç hanelerinden biriydi, onu da halletti.

En zor görev

Ilıcak kardeşlerden en sevdiğim Adil Ilıcak'tır. Onu diğer kardeşlerinden farklı tutmuşumdur. Arada bir, mütevazı evinin penceresinden çiftesini ateşlerdi. Tokay Gözütok onun için az uğraşmadı. Neden sonra karakoldan onu kurtarma görevi Tokay Gözütok bıkıp kaçınca bana geçti. Hiç unutmam, birgün Beyoğlu Emniyet Amiri'ni yumruklamış... Düşünün böyle birini kurtarmak kolay mı?. Sonradan İl Emniyet müdürü olan -adını özellikle vermiyorum- böyle bir adamın elinden kurtarmak olacak iş değildi ama oldu.

Ya sonrası?

Neticeyi sorarsanız; böyle bir ailenin bana uyguladığını yazayım da biraz korona maskesi taksınlar.

Emekliliğe başvurduğumda, SSK primlerinin tespiti için uğraşan Remzi Özdemir, beş yıl yatırılmadığını ortaya çıkardı. Bu arada, beni Yeniçağ'a gelişimden sonra hiç arayıp sormayan da Remzi'dir. Düşünüyorum; ben ona ne yaptım ki?..Polis olan ağabeyini sürgünden İstanbul'a ben getirtmiştim. Ağabeyinin bana verdiği sedefli gaz lambasının cam kısmı kırıldı ama geriye kalan aksamı hâlâ baş köşemde.

Bu defa farklı..

Zamanımıza gelecek olursak, bir anlamda yine eski günlere dönüşümüz gerçekleşiyor. Ama bu defa farklı... Evet bayramda yine eskisi gibi günlük gazeteler yayınlanmayacak fakat Bayram Gazetesi de çıkmayacağı için ilk kez gazetesiz bir bayram geçireceğiz.

Normal baskı ve dağıtım düzeni aynı konuma gelene kadar da bu uygulamaya devam edileceği görülüyor.

Bu vesile ile mübarek Ramazan Bayramı'nızı bugünden tebrik eder Çarşamba günü yeniden buluşmak ümidiyle sağlık ve afiyetler dilerim.

"İthalat artık kolay olmayacak"

Bloomberg'de tartışılan konunun başlığı böyleydi. Ege Cansen ile Asaf Savaş Akat akılları sıra Bakan Berat Albayrak'ı eleştirdiler. Bir yandan da ekonomiye yön verenlerle dalga geçtiler. Gelinen noktanın, davul zurna çalanlarla kıyaslanması...

Önlerine bilgisayar yerine birer abaküs yerleştirerek belki biraz tebessüm ettirebilirlerdi. Kulp takarak, adam arayanlara malzeme vermiyorlar mı?

Yani kaba tabirle, kaşınıyorlar.

 

dfs-004-001-011-001-001-001-002.jpg

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları