​​​​​​​"Geç olsun güç olmasın" mantığı bu hususta işlemez!

A+A-
Fatma ÇELİK

Tam yüzyıl önce görülen İspanyol gribinden sonra ortaya çıkan en büyük küresel sağlık krizi olan koronavirüs, tüm dünyada etkisini arttırarak sürdürüyor. John Hopkins Üniversitesi'nin koronavirüsü izleme haritasına göre; dün küresel ölçekteki vaka ve ölüm sayısı ilk defa Çin'deki vaka ve ölüm sayısını geçti.

Ülkemizde henüz ölümle sonuçlanan bir vaka yok ancak dün öğle saatleri itibariyle yani ilk vakanın görülmesinden itibaren 6 günlük süreçte vaka sayısı 18'e çıkmıştı. Uzmanlar, ortama her bir vakanın çevresindekilerle birlikte toplam 6 vakayı doğurduğu hususunda hem fikir. Bu da kısa sürede vaka sayısının 6 kat artacağı anlamına geliyor.

Önümüzdeki senaryo korkutucu olunca da ister istemez en çok tartışılan hususlardan biri: "Yetkililer koronavirüsü hususunda yeterli önlemi aldı mı? Süreç iyi yönetiliyor mu?"

Aslına bakarsanız, muhalefet de dahil olmak üzere genel kanı, sürecin iyi yönetildiği yönünde.

Ancak…

"Geç olsun, güç olmasın" diye bir atasözü vardır ya hani, o söz bu hususta geçerli değil ne yazık ki.

Geç alınan bir önlemin "önleyici" etkisi bulunmuyor.

Üstelik önümüzde geç veya yanlış kararları yüzünden virüsün yayılmasının kontrolden çıktığı onlarca örnek (ülke) mevcutken, geç kalma gibi bir lüksümüz yok.

Kararlar planlı alınmıyor mu?

Bu açıdan umreden dönenlerle ilgili ciddi bir tedbir sıkıntısı yaşandığı hususunda da hemen hemen herkes hemfikir.

Evet, virüsün ülkeye geç girmesini sağlayan, bazı hastanelerin tahsisi, bazı ülkelere uçuş yasağı, sınır kapılarında karantina uygulaması gibi önlemler pek ala herkes tarafından takdir topladı. Tıpkı, okulların tatil edilmesi, futbol maçlarının seyircisiz oynanması kararlarında olduğu gibi.

Bu önlemler de uzmanların defalarca uyarması üzerine "Oh be! Sonunda!" dedirtecek sürede alınsa da buraya kadar yaşananlar, gecikmelere rağmen bile şeffaflığa hasret kalmış bizler için memnun ediciydi.

Ancak bundan sonrası için "eğer vaka sayısı artarsa", "eğer ölüm meydana gelirse" gibi hiçbirimizin gerçekleşmesini istemeyeceği senaryolara göre önlemler alınamaz. Bu olumsuzluklar yaşanmadan gereken yapılmalıdır.

Umre örneği, bu açıdan geç kalınmış önlemin tehlikesini ortaya koymaktadır.

Ülkeye dönmesi beklenen 21 bin kişi varken, yaklaşık 5 bin kişi döndükten, evlerine yerleştikten ve virüs tespit edildikten sonra mı kalan yolcuların karantinaya alınması gerekirdi?

Evlerine gönderilen umrecilerden evine taksi veyahut toplu taşıma ile dönenlerin bu süreçte temasta bulundukları kişilerin tespiti mümkün olabilir mi?

Bu yüzden tekrar ediyorum: Geç olmasın! Güç de olsa her tedbir "zamanında" alınsın.

Aklımızda çok soru var

Ayrıca virüsün yayılmasını önleme hususunda izlenen politika, planlı değil mi? Tepkilere veya sonuçlara göre mi kararlar alınıyor?

Gece yarısı öğrencileri yurtlarından göndermek hangi politikanın bir parçası?

Üstelik şu an bu yurtlarda kalan umrecilerden gelen görüntüler de karantina kavramına oldukça uzak duruyor. İç içe bir arada yemek yiyen bu insanlardan birinin hasta olması ihtimalinde, hepsine hastalık bulaşması o koşullar altında kaçınılmaz görünüyor. Bunlar hiç düşünülmedi mi?

Bunun yanı sıra, çoktan evlerine dönen umrecilere test uygulandı mı?

Ya da daha mühimi; haftalardır tehlikesi konuşulan bu virüse karşı yeterli test kiti hazırlandı mı?

Bilim Kurulu üyesi Alpay Azap'ın "Geçen haftaya kadar Türkiye'de hastalık görülmediği için primerleri yurtdışına satıyorduk ancak… artık göndermiyoruz. Türkiye'deki üretimin haftalık 2 bin primer hazırlama kapasitesi var" açıklaması, umreden dönen kişilerdeki virüsü tespit etmeye yetecek kadar bile stokumuzun bulunmadığının itirafı mıydı?

Peki ya şu dönemde sağlıkları hepimiz açısından önemli olan sağlıkçılarımız için yeterli sayıda koruyucu giysi ve materyal var mı?

Herhangi bir virüs belirtisinde karantina hastanelerine gitmek istemediği için diğer hastanelere giden vatandaşlara karşı nasıl bir önlem alınıyor? Güney Kore'de olduğu gibi araç içerisinde test yöntemi gibi tehlikeyi azaltan önlemler neden tercih edilmiyor?

Karantina koşulları nasıl?

Gece kulübü, bar gibi yerler, "vatandaşların çok yakın bir mesafede bir arada bulunarak hastalığın yayılma riskini arttıracağı" gerekçesi ile kapatılmışken, bu tanıma uyan diğer mekanlar neden akla gelmiyor?

2018 verilerine göre, ülkedeki erişkin yoğun bakım sayısı yaklaşık 24 bin. Bu sayının yetersiz kalması ihtimalinde nasıl bir çözüm uygulanacak?

Tespit edilmemesi, hastalığın yayılmadığı anlamına gelmez. Eğer bu soruların hepsine tatmin edici cevaplar verilemiyorsa, bu sağlık krizinin iyi yönetildiğini nasıl söyleyebiliriz?

 

dfs-004-001-011.jpg

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları