"Görünmez Holding" görünüyor...

A+A-
Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

Yandaş, yanaşma ve küresel sermaye diye tanımlamıştım...

2007 yılıydı... AKP'yi iktidara taşıyan, iktidarını sürdürmesini sağlayan sermaye gruplarıydı...

 

Yandaşlar; AKP'nin kurucu ekibinin tanıdıkları, akrabaları, yakınlarından oluşan, eskinin küçük esnafı/tüccarı/müteahhidi iken bugünün dev holdinglerine dönüşen sermaye grubu...

MÜSİAD ile FETÖ soruşturmalarına kadar TUSKON çatısı altında yer alan şirketlerin büyük bölümü yandaşların içinde...

 

Yanaşmalar; TÜSİAD çatısı altında birleşen, gelen her iktidarı alkışlayan, "işimiz yürüsün gerisi önemli değil" diyen eskinin büyük sermaye grupları... Yanaşma kalarak gemiyi yüzdüreceklerini düşünenler... ( Doğan Grubu'nun başına gelecekleri o yıllarda yazmıştım )

 

Küresel Sermaye; Ulus ötesi şirketler ve sıcak para sahiplerinden oluşuyor... AKP'ye ilk günden buyana destek veriyorlar...

Cumhuriyet tarihinin en büyük borçlanması sonucu milyarlarca doları bulan haftalık faizler bu grupların cebine aktı... Cargill gibi bazı dev şirketler için özel yasalar çıkarıldı!

 

*

 

AKP'nin Türkiye'yi bir holding gibi gördüğünü, yönetiminin patron ve ceo'ları gibi hareket ettiğini uzun süredir yazıyorum... AKP genel başkanı Erdoğan da "Ben ülkemi pazarlamakla yükümlüyüm" diyerek, ülke yönetimini şirket yönetimine benzeterek bu tespitimde beni haklı çıkarmıştı...

 

2007 yılıydı... "Görünmez Holding" adı ile yazdığım kitapta yağma ekonomisini, bu holdinge; enerji, altyapı, yol, inşaat, özelleştirme, imar rantı, TOKİ, TMSF üzerinden aktarılan milyarlarca dolarlık kaynak ve servet transferini anlattım.

 

Birbirine rakip görünen şirketlerin ihale paylaştığını, bazı ihalelere ortak, bazılarına rakip girdiklerini, ancak hepsinin Görünmez Holding'e bağlı çalıştığını yazdım...

 

Dün "bomba haber" olarak sitelerde yer alan; "Kamu ihaleleri ile devleştiler" başlıklı haberleri okuyunca şimdi piyasada olmayan, yazdıklarım nedeni ile uzun süre yargılandığım bu kitabım aklıma geldi...

 

Görünmez Holding, görünür olmaya başlamıştı...

 

*

 

Son 15 yılda kamu ihalelerinden önemli paylar alan; Limak, Kolin, Cengiz, MNG Holding'in bünyesindeki Mapa ve Kalyon şirketleri, Türkiye'yi en çok altyapı yatırımı yapan ülkeler ligine taşımış!

 

Bu 5 şirket, dünyada en çok altyapı yatırımı gerçekleştiren şirketler listesinde yer almış.

Raporu Dünya Bankası hazırlamış;

Türkiye 136 milyar 20 milyon dolarlık yatırımla dünya liginde yer alırken, bu yatırımları gerçekleştirenlere baktığımızda, saydığım 5 şirket başını çekiyor.

 

Dünyada devasa cirolar yapan başka şirketler de var. Ancak onları bizim 5'liden ayıran fark, o şirketlerin yatırımlarını tüm dünya ölçeğine yayıyor olmaları... Yani dünyanın dört bir yanında ihale alarak, yatırım yaparak listeye girebilmişler.

 

Ancak söz konusu Türk şirketlerin yatırım alanları; Türkiye ağırlıklı, Avrupa ve Ortadoğu...

 

Türkiye'de kamunun yani devletin verdiği enerji, yol, havaalanı, inşaat gibi bir dizi milyar dolarlık projelerle zenginleşen şirketler...

 

Bu dev ihaleleri alabilmek, dünya zenginler listesine adınızı yazdırabilmek için gereken "özellikleri" sanıyorum burada yazmama gerek yok...

 

Türkiye'nin yeni Burjuvazisi böyle oluştu... Yandaşların servetleri TÜSİAD'ı katladı... Ancak geçmişten bugüne değişmeyen gerçek, sermayenin devletten zenginleştiği gerçeğiydi...

 

AKP, yeni rant alanları yaratmak ve bunu dağıtmakta önceki iktidarlara göre açık ara öndeydi...

 

Türkiye'nin büyük değeri Prof. Korkut Boratav son yazısında, devletin daha önce rant dağıtımını ayrıcalıklı bireylere ve şirketlere göre değil, planlama önceliklerinin belirlediği sektörlere tahsis etme kuralları geliştirdiğini, müdahaleci olduğunu yazıyor. Bu kuralları uygulama görevi, güvenilir, seçkin bir ekonomi bürokrasisine emanet edilmişti diyor;

"... Ancak Özal'la başlayan devleti küçültme reçeteleri bu bürokrasiyi çökertti, etkisiz kıldı. Neoliberal dönüşümün yarattığı kapkaçların ayrıcalıklı şirketlere, kişilere aktarma yöntemleri bulundu, geliştirildi."

 

Korkut Hoca'nın özetlediği vahşi kapitalist düzenin en simge isimlerinden birisidir Recep Tayyip Erdoğan... Neoliberal politikaları tıpkı Arjantin'de Menem yönetiminde olduğu gibi harfiyen uyguladı...

 

"Bürokratik oligarşiyi yıkacağız" diyerek iktidara gelen Erdoğan'ın daha iki gün önce " ...yeni sistemle bürokratik oligarşi tamamen son bulacak..." demesi tesadüf değil...

 

Bu sözün anlamı; sermayenin önündeki tüm engellerin kaldırılmasıdır;

yani hukuk, yasalar, ihale mevzuatları, rekabet, teftiş ve denetim gibi bir takım engeller!

 

Yeni dönemi Görünmez Holding de sabırsızlıkla bekliyor...

Atatürk Türkiyesi ile sorunu olan sermaye ile küresel sermaye ellerini ovuşturuyor...

 

Tabi seçmen tamam demezse...

  • Yorumlar 6
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları