Gül ve Erdoğan'dan ABD-Rusya arasında tahterevalli politikası!

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile benim bir eleştirim üzerine telefon görüşmesi yapıyorum, bazı garipler “Baykalcı mı oldun?” diye soruyor, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü Rusya Devlet Başkanı Medvedev ile iki ülke arasında ticarette ruble ve Türk Lirası kullanılması kararına varmasından dolayı tebrik ediyorum, bu defa da “AKP’yi mi destekliyorsun?” diye soranlar oluyor!
Oysa biz burada, kimsenin taraftarlığını yapmıyoruz, Türkiye için doğru olan neyse onu tespit ederek gündeme getirmeye çalışıyoruz. Bazı önerilerimizin, 10 yıl gecikmeli olsa da uygulandığını gördüğümüzde nasıl karşı çıkabiliriz?

* * *

Her neyse biz yine konumuza girelim.
Prof. Dr. Osman Altuğ’un AA’ya (Anadolu Ajansı) yaptığı açıklamalar, önemli ipuçları veriyor. Altuğ diyor ki, “ABD’nin uyguladığı politika şu; kendi ülkesindeki şirketler zor durumda kalınca onlara borç verdi. ‘Şimdi gidin bakalım dünyada ne kadar dolarınız varsa getirin, ben size bu borcu bağış olarak, yardım olarak vermedim. Dünyadaki dolarlarınızı toplayın gelin’ dedi. Onlar da çıktılar dünya pazarına, dolarlarını topluyorlar. Türkiye’den de dolarlarını çekiyorlar. Dolayısıyla doları kimse tutamaz, ama bunu kademeli olarak çekiyorlar.”
Amerika dolarlarını çekiyorsa, Türkiye ve Rusya birbirleriyle olan alışverişinde kullanacak doları nereden bulacak? Bu sebeple “Dolar yerine ruble-Türk Lirası kullanalım” dediler. Yani bu tercih, stratejik bir niyetin ötesinde mecburiyetten kaynaklandı. Öyle anlaşılıyor.

* * *


Bu arada en son kasım ayında ABD’li Exxon Mobil ile petrol arama konusunda “ortak işletme” anlaşması imzalayan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın Karadeniz’in derin deniz alanlarında petrol ve doğalgaz aramalarında bulunmak isteyen ABD’li Chevron şirketiyle görüşmeleri de hızlandırıldı.
Diğer taraftan Financial Times’ta yayımlanan bir makalede, transit bir ülke değil, alıcı ve satıcı olmak isteyen Türkiye’nin Nabucco projesine engel oluşturduğu öne sürülürken, “Türkiye’ye bu statüyü sağlamak için sayın Erdoğan sert taktikler uyguluyor. Ancak bu, AB’nin reddetmesi gereken bir öneridir” denildi.

* * *


Rusya’nın İzvestia gazetesi, her ne kadar “Yeni bir dünyada yeni bir Rusya ve yeni bir Türkiye” başlıklı yorumunda “Türkiye, artık ABD’nin gerçek müttefiki değil. Türkler dahil diğer ülkeler de henüz bu gerçeğin farkında değiller. Şimdilik Türkiye ABD’ye karşı sert hareketlerde bulunmuyor, çünkü gelecekte ona baskı yapabilmek için bu süper güçle ittifak imajını korumak istiyor. Türkiye, artık ABD’nin müttefiki değil, çünkü Türkiye’nin gözünde ABD’nin rolü çok değişti” dese de tablo pek o kadar net değil.

* * *


Nitekim Prof. Dr. Mahir Kaynak, Selda Öztürk Kay’a yaptığı açıklamada, “Herkes Türkiye’nin AB’ye girebileceğini düşünüyordu. Hatta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bile AB’nin sıkı bir savunucusuydu. Türkiye hiçbir şekilde AB’ye girmeyecek. Bu zaten başından beri ortadaydı. Şimdi Türk dış politikasının hem ABD, hem de Rusya ile stratejik ilişkisini aynı anda sürdürmeye çalıştığını görüyoruz. Bu bir tahterevalli gibi. Yeni dünya düzeninin dengesi bu iki ülke arasında kurulacak. Türkiye ise ABD ve Rusya’nın iki ucunda yer aldığı bu tahterevallinin istinat noktası olacak. Gül’ün girişimine Avrasyacı yaklaşım diyebiliriz. Ancak bu Avrasyacılar gibi tamamen o blokun içinde yer almak şeklinde değil. Hem ABD hem de Rusya ile ilişkilerini belli düzeyde tutan bir Avrasyacılık” diyor.
Bu veriler de gösteriyor ki, Türkiye krizden çıkış için akılcı bir yol bulmaya çalışıyor...

Yazarın Diğer Yazıları