​​​​​​​Hablemitoğlu suikastı ve medyatik benlik

A+A-
Hulki CEVİZOĞLU

Atatürkçü/cumhuriyetçi aydın, kendi ifadesiyle "istihbarat tarihçisi" Dr. Necip Hablemitoğlu'nun bir suikast sonucu katledilmesinin üzerinden 17 yıl geçti.

*

Bugünlerde Hablemitoğlu hakkında haberler yapılıyor.

Oysa onun Alman Vakıfları ve Fethullah Gülen (şimdiki ifadesiyle FETÖ) konularında mücadele ettiği yıllarda (1990 sonları) durum böyle değildi.

*

Karşısında azgın bir medya vardı.

Ve ona demediklerini bırakmıyorlardı.

Bir kısmı adını bile doğru telaffuz etme duyarlığını göstermiyordu.

Örneğin, Mehmet Ali Birand "32. Gün" programına çıkardığı "konuğu" Hablemitoğlu'na sırasıyla "Hamlecioğlu", "Hamlemitoğlu" ve sonunda "Hablemitoğlu" diyordu!

Aynı programdaki Samanyolu TV'nin adamları Nevval Sevindi kendisine defalarca "Ahlaksız, terbiyesiz" diye bağırıyor, yine Samanyolu TV'nin öteki adamı Etyen Mahçupyan da onaylıyordu.

Birand ise bir kez bile müdahale etmiyordu.(Bu videoları internette rahatlıkla izleyebilirsiniz.)

*

(Fethullah Gülen'in medyatik silahşörü Etyen Mahçupyan, şu anda, yeni kurulan Ahmet Davutoğlu'nun "Gelecek Partisinin" kurucuları arasında ve Davutoğlu'nun "kılavuzu.")

(Bu kılavuzluğun boyutları konusunda daha sonra başka bilgiler vereceğim.)

*

"Benlik" sosyoloji ve psikolojinin en önemli ortak kavramlarından biridir.

(Benim de tez konumdur.)

Benlik ile "kimlik" iç içe geçen kavramlardır.

İnsanlar, durumlara (konjonktüre) göre benlik/kimlik geliştirirler.

Buna "Durumsal Benlik/Kimlik" denir.

*

Türkiye'deki medya da bunun somut ve uç örneklerinden biridir.

Bunu Hablemitoğlu olayında da rahatlıkla görüyoruz.

Bu, -Attila İlhan'ın "Türk medyası Türk değildir" biçiminde ifade ettiği- Türk medyası için "medyatik benlik" türünü oluşturmaktadır.

Hablemitoğlu: "Görünmeyen bir el

bunları koordine ediyor"

Necip Hablemitoğlu ile o dönem program yaptığım ATV'de çok program yaptım.

6 Ekim 2001'deki "Ceviz Kabuğu"nda 5 saat 40 dakika, bir hafta sonra 13 Ekim 2001'de ise tam 6 saat aralıksız canlı yayın yaptım.

(Bilgiler kaybolmasın diye "Altın ve Suikast" adıyla kitaplaştırdığım bu programlar birer canlı yayın rekoru idi.)

*

Orada söylediklerinin bir kısmının başlıklarını vermek istiyorum.

- "Hiç kimsenin cesaret edemediğini yaptım."

- "Cumhuriyetçiyim diye üniversiteden 3 kez uzaklaştırıldım."

- "25 yıldır üniversitedeyim, odam ve masam yok."

- "Bu koşullarda ben aydın kalmanın mücadelesini veriyorum ve bunun onurunu taşıyorum."

- "İşin peşini bırakmaya niyetim yok, Türkiye karşıtı çalışanlar Türkiye'den uzaklaşıncaya kadar..."

- "Şimdi bu olaylar (Bergama altın madeni ve Alman Vakıfları olayı-HC) gösterdi ki, görünmeyen bir el bunları koordine ediyor."

- "Emperyalizme karşı olmak, Kuvayı Milliyeci olmak, tek boyutlu değil. Türkiye'yi tehdit eden tüm dış ülkelere karşı tam bağımsızlıktan yana olmaktır."

*

Ne zaman aydınlarımıza-zamanında-sahip çıkarsak o zaman "insan oluruz."

Mutlu pazarlar.

 

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları