Her şey çok "adil" olacak bu "Mısra"nın sonunda

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Yaşamla birlikte -varsa- o yaşamın adandığı davaları, mücadeleleri de yarım bırakıyor bu illet.
Tek, etten ve kemikten ibaret olan bedenler değil ki "uyutulan"lar ve de "unutulan"lar.  Ülküler de entübe oluyor, idealler de, tutunduğumuz belki "son dal"lar, sarıldığımız son "umut"lar da…
***
Helalleşemiyoruz bile…
***
Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, Emekli Hava Kurmay Albay Cengiz Köylü'nün, korona virüsü dolayısıyla vefat etmesinden sonra yazdığı yazıda "Devletten alacaklı gitti" diyordu.
Giden "alacaklı" ise kalanın payına da "ebedi borçluluk" düşmüyor mu?
Ne ağır yük!
Ne telafisiz vebal!
***
İbret olsa…
Bütün dünyevi çıkarlarımızın hilafına dahi olsa, telafisi mümkün olan yerinden tutmayı, sahiplenmeyi öğrenebilsek mesela…
***
Yarım bırakıldığı yer hiç tamamlanamayacak olan ama adaletin tecellisi için verdiği canhıraş mücadelesini tamamına erdirmenin pekala mümkün olduğu bir genç kadın; Mısra Öz.
8 Temmuz 2018'de, Çorlu yakınlarında meydana gelen ve katliamı andıran tren kazasında oğlu ve oğlunun babası feci şekilde can verdi.
Sırf acısını da ailesiyle birlikte gömmediği için, anneliğini iktidarın işaret ettiği hizaya sokmadığı, çekinmeden, hesapsız, kitapsız feryat ettiği için, kendisinden çalınanların hesabını sorduğu için, anlatılan "hikaye"lere inanmadığı gerçeğin peşine düştüğü için psikolojik şiddete uğradı.
Figanı "hakaret" sayıldı; yargılandı.
Para cezasına çarptırıldı.
Ki ne büyük yanılgı, ne halden anlamazlık, nasıl onanmaz bir tavırdı; kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış bir kadın neyi kaybetmekten korkup da susacaktı!
***
Bağışıklığı güçlendiren en değerli vitamin moral.
Bin gündür Mısra'nın bünyesine bir gün bile uğramamıştı.
5 Nisan'da Kovid-19 olduğu "resmen" anlaşıldı.
Hastalığının en travmatik anı, 39 derece ateşle uyanıp, "Arda'nın da ateşine bakayım" diye doğrulmaya çalışması ve "artık olmadığı"yla yüzleştiği an nükseden -onun ifadesiyle sebep olanların hiç duymadığı ızdırap- sancıydı.
Nefes alamadı.
17 Nisan'da yoğun bakıma kaldırıldı.
Dün, bu yazıyı yazdığım öğle saatleri itibarıyla hâlâ entübe durumdaydı.
***
Mısra, oğlunun öldüğü günden yoğun bakıma alındığı güne kadar geçen her gün, tarihe bir çentik atmıştı;
Hiç aksatmadan, her gün, Adalet Bakanı'ndan Cumhurbaşkanı'na, Devlet Demiryolları yetkililerinden Ulaştırma Bakanlarına kadar bir dizi ilgiliyi etiketleyerek, hep aynı mesajı paylaşmıştı:

"Bu çocuğun adı #OğuzArdaSel <https://twitter.com/hashtag/O%C4%9FuzArdaSel?src=hashtag_click>!
8 Temmuz #CorluTrenKatliamı <https://twitter.com/hashtag/CorluTrenKatliam%C4%B1?src=hashtag_click>'nda hayatını kaybetti!
Bugün tam …. gün  oldu!
Adını da yüzünü de iyi EZBERLE!.."
O "….."da yazan sayı değişti her gün sadece bu mesajda.
Yoğun bakıma kaldırılmadan önce attığı son mesajda "1009" gün olmuştu.
25 insanın katlinin sorumluluğunu en alttaki dört memura atıp kurtulanların adalet anlayışına isyanla geçen 1009 gün…
***
Mısra'nın yoğun bakıma alındığı haberi duyulunca emsalsiz bir kampanya başladı sosyal medyada; "Oğlunu kaybettiğinden beri istisnasız her gün yazdı, konuştu, haykırdı. Şimdi yaşam mücadelesi verirken yazamadığı için biz yazalım" diyen gazeteciler, yazarlar, sanatçılar, siyasiler, akademisyenler, doktorlar, hukukçular binlerce insan Mısra'nın kaldığı yerden, onun adına çentik atmayı sürdürdüler:
1015 gün…
1016…
1017…
Bugün 1018 gün oldu.
***
Bir anne olarak iliklerime kadar hissediyorum, sırf oğlunun hesabını sorduklarının, hesap verdiğini görebilmek için yaşama kalan bütün direnciyle tutunmaya çalışıyordur Mısra…

"Helalleşme" şansı varken hâlâ; Mısra'nın en azından "adalet" için verdiği mücadeleyi virüsün insafına bırakmasak ya…
O "alacaklı" gitmese vakti geldiğinde…
Bu ülke "borçlu" kalmasa ona…
Olmaz mı?

SORU-YORUM

Bakan, Başkan, cümle danışmanlar; konuşmayan kalmadı. Peki, günün sonunda tutarlı bir ortak cevapta buluşup buluşamadıklarını anlayabilen var mı;
Satılabilir dolar rezervimiz oldu mu, olmadı mı?
Mevzubahis, adını anmanın "cıs" olduğu meblağda kayıp-kaçak var mı, kasada mı?

Gri pasaportun kayak keyfi…

AK Partili belediyeler hakkındaki "insan kaçakçılığı" iddialarına tek satır yer vermeyen iktidar yanlısı gazeteler, "Gri pasaport soruşturması muhalefet belediyelerine kaydı" diye başlıklar atıyorlar…
Nereden kaydı?
Cevap yok.
Paylaşılan bilgi/belgeler öyle olmadığını da net şekilde ortaya koyuyor ama velev ki "Gri pasaport" üzerinden yapılan bu haince faaliyetin varış noktası muhalif belediyeler…

"Kaymak" nihayetinde bir "yer değiştirme" eylemi olduğuna göre bunun "kalkış" noktası da vardır herhalde!
Çarpıtma olur da bu kadar olmaz.

Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
      Tüm Hakları Saklıdır ©
      Yeni Çağ Gazetesi

      İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel: (0212) 452 40 40
      Faks: (0212) 452 40 58