Her şey olağan mı bu ülkede?..

A+A-
Mehmet FARAÇ

Hep vurgularız ya, giderek tuhaf bir ülke oldu Türkiye...

Ve yaşama egemen olan pervasızlık bu tuhaflığı yalnızca artırmıyor aynı zamanda olağan hale de getiriyor... Tehlike de burada zaten!..

Siyasetinden ekonomisine, sporundan medyasına ve politikacısından sıradan yurttaşına kadar ne yazık ki toplumu esir alan tuhaflıklar yaşamın her alanına daha çok hâkim olmaya başladı...

10 milyon Yeşil Kartlının yaşadığı bu ülkede, açlık sınırındaki yurttaşların sayısı giderek artarken, işsiz kitleye her gün yenileri eklenirken ve gıda fiyatları açlığı dayatacak kadar zirve yaparken, siyasetin başı pahalılığı bile gerçek dışı bulabiliyor!!!

Ve bu derin paradoks "800 liralık gömlek"le pazar yerinde pahalılığa isyan eden "muhalefet" milletvekillerinin yarattığı çelişkiyle de ucuzladıkça ucuzluyor, millet ise kime güveneceğini şaşırıyor...

Açlık, yoksulluk, işsizlik, çocuğuna pantolon alamadığı için intihar eden babalar, sokaklarda kendilerini yakan çaresizler, kuşkulu fabrika yangınları ve kapanan binlerce iş yeri, döviz rantiyesinin pervasızlığı ile kötü yönetim sisteminin içinde giderek kaosa dönüşürken, toplum ne yazık ki uyutulmuşçasına izliyor gidişatı... İşte en tuhafı da burası...

Peki ya bu ülkede sıradanlaşan, gündemi sürekli kilitleyen ve aslında "çare" de arayan başka vahim çelişkilere ne demeli?..

İşte onlardan çok düşündürücü bazı örnekler de basın ambargosunun sinsi tuzağında, ancak sosyal medyada yankı buluyor ki, gidişat külliyen nafile...

***

Bizim Türkiye'nin halleri!..

- Baksanıza, kesilen ağaçlar ve işçi ölümlerinin yanısıra İstanbul'daki 3. havaalanının 35 milyar dolara ulaşan maliyeti de sorgulanamıyor!..

Medya perdelemesinin karanlığında, Çin'de yapılacak ve İstanbul'dakinin iki katı büyüklüğünde, dünyanın en büyük havalimanının nasıl oluyor da 12 milyar dolara mal edileceği ise rant çarkının kirliliğinde, karşılaştırma yapılmadan ısrarla gözardı ediliyor!!!

-Tarifeli uçakta 3 saat bekleyen Meksika Devlet Başkanı Obrador "Bu kadar yoksulluğun olduğu bir ülkede lüks bir uçağa binmekten utanırım" diyerek başkanlık uçağını satlığa çıkarırken, Türkiye'de gündemi meşgul eden Katar uçağı üzerindeki giz perdesi bir türlü kalkmıyor!..

-Bina yapmak yerine yandaşlara milyonlarca lira kira bedeli ödeyen ve belediyelerin bankamatik yandaşlarının işgalinde olduğu Urfa'da da garip şeyler oluyor.

Örneğin, iş için defalarca AKP'li belediyeye gidip başkan ile görüşmek isteyen ve sürekli geri çevrilen yurttaş

belediye başkanı ve vekillerin önünde,

"İşsizim ve açım" diyerek, yanında getirdiği benzini üstüne döküp kendini yakıyor, medya olayı görmüyor...

-Türkiye'de 2018 yılının ilk yarısında 2 milyon 848 bin 415 litre kaçak akaryakıt ele geçirildiği açıklanırken, özellikle Güneydoğu'da bu işten yıllardır kimlerin, hangi siyasilerin, aşiret liderlerinin ve mafya babalarının nemalandığı araştırılmıyor!..

-Son 5 yılda 35 bin iş kazasının meydana geldiği Türkiye'de bin 754 işçi ölürken, bin 940 işçi de sakat kalırken, muhalefet vekilleri işçi ölümlerinin sıradanlaştığı şantiyelere bile sokulmuyor...

-TÜİK rakamlarına göre çoğu 25-29 yaş arası gençlerden oluşan, ülkenin geleceği 250 bin yurttaş kaos yüzünden yurt dışına kaçarken Erdoğan "bilim insanları yurda dönüş yapsın" diye çağrı yapabiliyor!..

-"CHP camileri ahıra çevirdi" diye zırvalayan, "camide içki içildi" diye çirkef yalanlar savuran yandaş medya, Manisa'da bir imamın camide Suriyeli kadınla basılmasını ısrarla görmüyor!..

-Yandaş işgalinde, kadroları arpalığa dönüştürülen Türk üniversiteleri neden gelişmiyor sorusuna bilimsel makale sayısı da çok net yanıtlar veriyor... Örneğin, 2018'de Hindistan'da bile 2537 makale yayınlanırken, Türkiye'de bu sayı 437'yi geçmiyor...

-Her hafta onlarca subayın FETÖ'cü diye ihraç edildiği TSK'nın harp okullarında, "Atatürkçü asker adaylarının mülakatta elendiği" iddiası Meclis gündemine taşınarak yanıt aranıyor!..

-Bursa-Mudanya'daki, 2 bin 700 yıllık Myrleia Antik Kenti üzerinde "imar barışı"yla birlikte AVM inşaatına başlanacağı söyleniyor!..

***

Dönemecin sonu!..

Üsteki yazılarda sıralanan, yaşamın her alanındaki tuhaflıkları neden mi sorguladık ve bu tuhaflıkları sıradan sayan hazin tabloyu neden mi anımsattık?..

Evet, memleketin gündemi yukarıdaki tabloda sıralanan örnekler değil, yerel seçimler konuşuluyor her ortamda...

Medyada, TV tartışmalarında, kulislerde ve dünden bu yana nabzını tutmaya çalıştığımız Adana'da da siyaset hakim gündeme?..

İktidar yarışa kimle girecek, AKP/MHP ittifak yapacak mı, CHP kimleri aday gösterecek, İYİ Parti ne yapacak vs.

Bu soruların pek öneminin olmaması gerekiyor aslında...

Çünkü asıl soru yukarıdaki tabloda sıralanan örneklerle sorgulanır halde yanıt bekliyor;

Bu kadar sosyo-ekonomik ve politik çelişki barındıran tuhaflıkların yaşandığı bir ülkede, başkanlık dayatmasına boyun eğen milyonlar ne yapacak, nasıl davranacak acaba yerel seçimlerde?..

En önemlisi de, toplumun yüzde doksanını esir alan sosyo-ekonomik kuşatmanın yıkımlarını durdurmak için, Türkiye'nin gidişatını belirleyecek yerel seçimlerde muhalefet nasıl bir strateji izleyecek?..

Hiç kuşku yok, muhalefetin yaratacağı yeni bir hezimeti kaldıramaz bu ülke...

Ve AKP'nin yerel seçimlerle Türkiyeyi yeniden kuşatmasının sonuçları, hiç kuşkusuz son 16 yılda görülmemiş boyutlarda ağır olacak...

Özellikle; ısrarla beklenen "önseçim"i dost-ahbap rantiyeciliğine kurban etme gafletinde bocalayan muhalefet farkında mı acaba gidişatın?..

sozlu.jpg

***

Adana'nın film festivali...

Adana, Eylül sonu gelmişken de çok sıcak... Uçaktan indiğinizde bir buhar taarruzu çarpıyor yüzünüze...

Üç TV dizisinin çekimlerinin sürdüğü, sanatçılarıyla da ünlü olan kente şu günlerde sinemacı akını da var... Çünkü Adana'da film zamanı...

Büyükşehir Belediyesi'nce bu yıl 25'ncisi düzenlenen Adana Film Festivali önceki gün Atatürk Anıtı'na çelenk konulmasıyla başladı.

Törende Gülsen Tuncer, Agah Özgüç, Levent Özdilek de vardı.

Adana Film Festivali direktörü İsmail Dikilitaş, 8 salonda 200'ü aşkın film gösterileceğini açıkladı.

Dikilitaş, "Dolu dolu bir sinema haftası bizi bekliyor. Gerek dünya sinemasından filmler, gerekse yerli filmler açısından çok zengin bir festival olacak" dedi...

MHP'li Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü ise bu yıl da içeriği zengin bir festival hazırladıkları için heyecanlı olduklarını, etkinliğin her geçen yıl daha dikkat çekici hale geldiğini söyledi...

Sözlü, yardımcısı Halil Avşar ve Altınkoza yöneticileri ile festival komitesi renkli etkinlikler için yoğun çaba harcıyor...

8 gün sürecek olan Adana Film Festivali'nde sinemaseverler mutlu... Her yerde film ve her an karşılarında bir oyuncu görmenin heyecanı da var...

Ülkeyi saran siyasi ve ekonomik kaos gündemi işgal ederken, geçen yıllarda olduğu gibi, sinema festivali bu sene de kentte canlılık kazandırmış... Festival, Sıla gibi sevilen sanatçıları da açık hava konserlerinde Adanalılarla buluşturdu...

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları