Hukuk bu mu?

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Türkiye'de vatandaşlarımızın hukuka ve adalete güven oranının yüzde 20'lere gerilemesinin bir çok sebebi var. MAK şirketi, adliyelerde yaptığı araştırmada, adliye mensuplarının da önemli oranda adalete güvenmediğini ortaya koydu. Evrensel hukuktan vazgeçtik ceza kanunlarının herkese eşit şekilde uygulanma ilkesinin yerini ne yazık ki "Ahmet'e uygulanan, Mehmet'e reva görülen" hale dönüştü. Ankara'da biri firari üç generalin soruşturması evlere şenlik. FETÖ'nün rütbesini taktığı, 2020 yılında Tuğgeneralliğe terfi ettirilip; Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığına görevlendiren Serdar Atasoy'un mahrem imamlarla görüştüğü ortaya çıkınca emekliye sevk edilmişti. Atasoy, Ankara Adliyesinde ifade verirken itirafçı olmuş. Etkin pişmanlıktan faydalanıp görüşmelerini anlatmış ve serbest bırakılmış.

Diğer Tuğgeneral Celalettin Çoban ise ev hapsinde tutulacakken bunların mahrem imamı Yaşar Özdemir ise tutuklanmış. Milli Savunma Bakanlığında Personel Daire Başkanlığına kadar yükselen Tuğgeneral Nuri Cankıymaz ise firari durumda. Ankara Adliyesinde bu generaller için söz konusu kararlar verilirken aynı anda 2. Ağır Ceza Mahkemesinde EDOK Davasının karar duruşması vardı.

EDOK Davasını baştan sona takip etmiştim. Bu sütunlarda defalarca yazdım. Zanlıların en fazla "Görevi ihmal" suçundan yargılanması gerektiğini belirtmiştim. 2018'de 2 nci Ağır Ceza Mahkemesi, Korgeneral Metin İyidil, Tümgeneral Hamza Koçyiğit ve Tuğgeneral Ali İhsan Yanıkoğlu'na "Ağırlaştırılmış müebbet" cezası vermiş, Korgeneral Abdullah Barutçu ve diğerlerini beraat ettirmişti. Aradan 2 yıl geçince Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 20. Ceza Dairesi dosya üzerinden İyidil'in beraatına ve tahliyesine karar vermişti.

Kararın kamuoyuna yansıması üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tepki gösterdi. Mahkeme heyetinin FETÖ'cü olduğu yönünde sert bir konuşma yaptı. Başkan ve üyeler gece yarısı görevden alınıp farklı illere tayinleri çıktı. Ertesi gün 21'nci Ceza Dairesi, İyidil'in yeniden tutuklanmasına karar verdi. Ve dosya Yargıtay 16'ncı Ceza Dairesine gitti. Daire, Yanıkoğlu'nun cezasını onayladı. Abdullah Barutçu'nun beraat kararını bozdu. İyidil ve Koçyiğit ile beraber Barutçu'nun da "Darbeye yardım" suçundan yeniden yargılanmasına hükmetti.

Bu arada "Ağırlaştırılmış müebbet" cezası veren heyetten ikisi Yargıtay'a, başkanı da İstinaf Mahkemesine terfi etmişti. İhsan Yanıkoğlu'nun ağırlaştırılmış müebbet cezası alma sebeplerinden birisi 15 Temmuz günü Korgeneral Salih Ulusoy ile görüşmesiydi. Çatı Davasında yargılanan Ulusoy, örgüt üyeliğinden 7 yıl hapis cezası alıp tahliye olmuştu. Garip değil mi?

Gariplikler burada bitmiyor.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin Pazartesi günkü karar davasını izledim. Metin İyidil ve Hamza Koçyiğit ağırlaştırılmış müebbetten, yardım suçu ile 12 yıl 6 ay hapis cezasına indirilmiş oldu. Bir yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye olan ve beraat eden Abdullah Barutçu için tanıklık yapanların arasında Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı da vardı. İlk kez duruşma salonuna gelip Barutçu ile birlikte hareket ettiklerini vurgulamıştı.

15 Temmuz gecesinin önemli isimlerinden Aksakallı'nın yanında, Genelkurmay İstihbarat Daire eski Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin'de bilirkişi raporu sunmuş, "O gece ben de olsam Metin gibi davranırdım" demişti. Avukatlar ve zanlı yakınları ile birazcık hukuk mürekkebi yalayanlar "Beraat" kararı bekliyordu. Ancak Yargıtay'ın "Yardım suçundan yeniden yargılama" kararı bir nevi bağlayıcı oldu. Nitekim 3 kişi, yardım suçundan 15 yıl indirimle 12 yıl 6 ay cezaya çarptırıldılar. Duruşmaya takım elbise-kravat ile gelip, son sözlerinde beraat talep eden Abdullah Barutçu'ya polisler kelepçe takarak cezaevine götürdüler.

Ülkem adına endişeliyim. Üç ayrı kararın hangisi doğru!.. Ağırlaştırılmış müebbet yanlıştı da, İstinaf'ın beraat kararı doğru muydu? Yargıtay'ın bozma kararı doğru ise en son verilen yardım cezası doğru mu? Bu karar yine İstinaf'a gidecek. Ardından Yargıtay'a yaz-boz tahtasına dönüşünce adalete güven artar mı? 4,5 yıldır hapis yatan bu kişiler itirafçı olup, etkin pişmanlıktan faydalansalar çoktan dışarı çıkmış olurlardı. Ancak itiraf edecek birşeyleri yok. Örgütle ilişkileri yok. "Adaletin bu mu dünya?" haykırışlarını duyan yok mu? Hukuk bu mu? 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58