Hükümdar ve halk

A+A-
Hulki CEVİZOĞLU

Bugün Pazar.

*

Bir öyküyle başlayalım. 

Öykünün adı: "Hükümdar ve Halk."

Ya da, "Siz Neyseniz, Ben de Oyum."

*

Evvel zaman içinde ülkelerin birinde hükümdara karşı halk ayaklanmış.

Çünkü ülkede ne adalet ne de düzen kalmış.

*

Hükümdar, ayaklanan halkı yatıştırmak için meydandaki devasa havuzun etrafında toplamış:

"Eğer isterseniz benden çok kolay kurtulabilirsiniz.

Böyle isyan etmenize hiç gerek yok."

Sonra nasıl kurtulabileceklerini de açıklamış:

"Şimdi ben bu havuzu boşalttırıp üzerini kapattıracağım.

Sizden tek isteğim bu havuzu süt ile doldurmanız.

Herkes gece yarısından sonra bu havuza bir kova süt dökecek.

Ama herkes tek başına sütü dökecek, kimse kimseyi görmeyecek.

Güneş doğarken hepiniz burada olun.

Havuz süt ile dolduğunda ben tahtı bırakıp gideceğim."

*

Ertesi sabah, herkes büyük bir sevinçle havuzun başında toplanır.

Öyle ya, artık bu düzenbaz hükümdardan kolayca kurtulacaklardır.

*

Hükümdar gelir ve havuzun üzeri açılır.

Bir de ne görsünler?

*

Havuz sütle değil, berrak bir suyla doludur!

Çünkü herkes aynı şeyi düşünmüştür:

"Onca sütün içinde benim döktüğüm bir kova suyu kim fark edecek? Üstelik gece karanlığında dökeceğim."

*

Hükümdar konuşmaya başlar, "Gördünüz mü?" der:

"Siz neyseniz, ben de oyum."

Devam eder:

"Siz düzenbaz olduğunuz için, benden sonra da içinizden kimi seçerseniz seçin sonuç hiçbir zaman değişmeyecek!"

Son noktayı da koyar:

"O yüzden ben tahtımda kalıyorum, siz de layık olduğunuz sistemin içinde."

Kitlesel ahlaksızlık

Öykü bu kadar.

"Kıssadan hisse"yi bilim veriyor.

Psikoloji bilimi, "kolektif ruh" kavramından söz eder.

*

Özellikle Gustave Le Bon, kitleyi oluşturan bireyler "kalabalık" durumuna geldiğinde, bu durumun onlara bir "kolektif ruh" aşıladığını söyler.

Kalabalık içindeki bireylerin kim olduğu, yaşama tarzları, işleri güçleri, karakterleri ya da zekâlarının ne olduğunun hiç önemi yoktur.

Bu kurama göre, binlerce kişi "kitlesel ahlaksızlık" yapabilir!

*

Kolektif ruhla özdeşleşen bireyler, kendi bilinçdışı istek ve arzularını eksiksiz biçimde diğerlerine dayatır.

Sonra ise, bu "kolektif kötü ruh", bu grupların her hareketinde/eyleminde hiçbir şey yapmayan diğer kitleye de bulaşır.

*

Kalabalıkların birbirlerine "aşıladığı/bulaştırdığı" bu ruhsal duruma ben "etolojik etki" diyorum.

(Bu konudaki ayrıntılı açıklamalarımı "Kitle Psikolojisi" adlı kitabımda bulabilirsiniz.)

"Mutluluğun resmi" ve Abidin Dino

Dün, büyük kültür insanı (ressam, çizer, heykeltıraş, yazar, film yönetmeni) Abidin Dino'nun 26. ölüm yıldönümü idi.

Abidin Dino'nun ünlü "Savaşın Vahşeti-Goya'dan Esintiler" tablosu.

Çok yönlü/boyutlu Dino, Yaşar Kemal'in "Deniz Küstü" ve Nazım Hikmet'in "Kuvâyi Milliye Destanı" adlı eserlerinin çizimlerini de yapmıştı.

Nazım Hikmet'in, aralarında büyük dostluk olan Dino'ya, "Saman Sarısı" adlı şiirinde sorduğu "Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?" sorusu, sanırım, herkesin belleğindedir.

*

… Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?

İşin kolayına kaçmadan ama

Gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil.

Ne de ak örtüde elmaların,

Ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı

balığınkini.

Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?

*

"Mutluluğun resmini" hep birlikte yapalım ve saygıyla analım.

Mutlu Pazarlar.

 

  • Yorumlar 8
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları