İşçiler vatansız, milliyetsiz mi?

A+A-
Ahmet GÜRSOY

İnsanın içini acıtan çok üzüldüğüm haberlerden biri de işçilerin şu zor günlerde işten atılmalarıdır. Neymiş efendim, işçiler sendikalı olmuş.

Türk siyasetinde işçi meselesine sağ, milliyetçi ve muhafazakâr kesim nedense hep uzak duruyor.

Niye?

İşçinin vatanı yok mu?

İşçi milliyetsiz mi?

Yoksa işçinin dini imanı, işçi olunca ortadan kalktı mı?

Kalkmadı ise neden uzak duruyorsunuz? Niçin işbaşına gelen bütün sağ iktidarlar işçi haklarını; insan hakkı, çalışma hakkı, alın teri olarak görmüyor?

Efendim sol…

Ne olmuş sola?

İşçi kavramı daha çok sınıfsal bir yaklaşımla K.Marks'ın söylemi.

İşte burada azıcık durmak lazım.

Kardeşim, Marks, sadece komünizmle sınırlı bir ideolog değil ki. Aynı zamanda bir sosyolog ve çatışmacı kuramın öncülerinden. Bilimsel bir teori (kuram) ortaya koyan adam. Her kuramın haklı yanları olduğu gibi Marks'ın kuramının da haklı tarafları var.

Elbette tüm zamanların en sonunda komünizme ulaşılacağını ve burada devletin ortadan kalkacağını iddia ettiği de doğru. Bu büyük ütopya, ispatı mümkün olmayan, hiçbir somut gerçekliğe dayanmayan salt hayal.

Bunlar tamam da, yaşadığı dönemde vahşi kapitalizmin işçileri ezdiği, insan yerine koymadığı, köle niyetine çalıştırdığı, iş garantilerinin bulunmadığı da bir gerçek.

Dolayısı ile solun işçi haklarına olan ilgisi büsbütün temelsiz sayılmaz. Lakin, çalışanın temel hakları konu olunca milliyetçilerin, muhafazakârların kendilerini kenara çekmelerinin mantığı da yok. Çünkü işçiler, toplum katmanlarının en altın bir üstünde konumlanan orta alt sınıftır.

Yani?

Yani doğası gereği hem vatansever ve hem de milliyetçi ve dindar kesimi kategorize eder. Dolayısı ile milliyetçi ve muhafazakâr siyasetin besleyici damarını oluşturur. Bu durumda milliyetçi-muhafazakâr siyaset, kendi sınıfsal tabana uygun davranmak durumunda değil midir?

Öyledir ama Türkiye'de kendi seçmen tabanına yabancı kalırlar. Daha çok, burjuvaziyle haşır neşir olmayı severler.

Bu konuya nereden geldim?

Son dönem haberlerde sendikalaşan işçilerin patron tarafından işine son verildiği duyumundan geldim. Ne yani işçiler, yasaların kendilerine verdiği hakkı kullanmasınlar mı? Kendi emeğinin karşılığını almak için patrona tek bir cümle itirazda bulunmasın mı?

Tıpkı 1900'lü yıllarda olduğu gibi Türkiye'de vahşi kapitalizmin zulmü var. İnsanlar boğazı tokluğuna günde 12-16 saat çalıştırılıyor. İzin verilmiyor. İtiraz edemiyor. Çünkü anında kovuluyor. Kovulmak o kadar kolay ki insanın değeri sıfır. Çoluğu, çocuğu, borcu, geleceği kimsenin umurunda değil. İşten kovulmak patronu zora sokmuyor. Çünkü kapıda iş bekleyen milyonlar var.

Asgari ücretle ömrünü, emeğini, alın terini tüketen insanların çığlığını, derdini siyaset duymuyor bile.

İşte bu vahşi kapitalizm dedikleri şeydir.

Buna her dini bütün kimsenin itiraz etmesi lazım.

Buna tüm vatanseverlerin ve milliyetçilerin itiraz etmesi lazım.

Buna, her tarikatın, cemaatin (sahiden Allah dostuysa) itiraz etmesi lazım.

Çünkü burada apaçık sömürü var.

Öncelikle bütün partiler bir araya gelip, her iş yerinde sendikalaşmayı zorunlu hale getirecek bir kanun yapmaları gerekiyor. Haksız işten çıkarmalara ceza gelmesi lazım. Ayrıca 29. Madde (ahlaksızlıkla suçlama) ile yapılan iftiraya da ağır ceza uygulanmalıdır. Kişilerin onuruyla kimse oynamamalı.

Efendim, neymiş patron üretim yaparak ülke ekonomisine katkı sunuyormuş? Hangi patron işçi olmadan ülke ekonomisine katkı sunabilir? Asıl katkıyı, emeği ve alın teriyle sayısı patronlardan çok olan işçiler sağlıyor.

 

Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
      Tüm Hakları Saklıdır ©
      Yeni Çağ Gazetesi

      İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel: (0212) 452 40 40
      Faks: (0212) 452 40 58