İşler neden daha kötüye gidiyor?

A+A-
Evren Devrim ZELYUT

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ülkeyi kurtardıktan sonra ilk iş 1923 yılında İzmir'de iktisat kongresini topladı. An itibari ile mevcut yönetimin Türkiye'yi soktuğu 'üretmek için dışa bağımlı ekonomik modelin' bir benzeri Osmanlı ekonomisini mahvetmişti. Bu gerçeği çok iyi bilen Atatürk bakın o kongrede neler söylüyor, "Başarılı olmak için çok çalışmak gerektiğini bilmeliyiz. İktisadiyat diyoruz; fakat arkadaşlar, iktisadiyat demek, her şey demektir. Yaşamak için, mutlu olmak için, insan varlığı için ne gerekse onların tamamı demektir. Ziraat demektir, ticaret demektir, emek demektir, her şey demektir."

Bugün ve önceki günlerde bu köşe vasıtası ile yazdığımız yazılarda sıkıntılı başlıklar atıyorsak, bunun nedeni 'her şey' olan ekonominin, gelen her veride kötüye gitmesidir.

Bakınız dolar/TL adeta bir roket gibi yukarı çıkarken, dış bağımız nedeni ile tükettiğimiz malların fiyatları artarak, bizleri fakir kılacak demiştik. Şimdi kurdaki artışın devam edeceğini gösteren başka bir sinyal daha geldi. O da 'dış ticaret rakamlarımız'

Eğer Türk ekonomisi krizden çıkacak, vatandaş rahat bir nefes alacaksa bunun temel şartı, üretmek ve yurtdışına satış yapmak. Ancak ekonomimiz bağımsız bir şekilde üretemiyor. Eğitim sistemimiz bozuk olduğu için kalifiye işçi ve mühendis yetiştiremiyoruz. Haliyle firmalar küresel pazarlara fark yaratacak ürünler sunamıyor. Geleneksel ürünleri üreterek de ne yazık ki ihracattan para kazanamıyoruz.

Türkiye ekonomik modelini montaj imalat sanayi, (özellikle de otomotiv), tekstil ve inşaata dayalı kurmuştu. Ancak bu model 2013 sonrası teklemeye başladı. 2018'e geldiğimizde ise iflas ettiğini gördük.

Eski modelin değişmesi, ekonomiyi çekip bu bataktan çıkarması için yeni lokomotif sektörlerin gerekli olduğunu kaç defa yazdığımızı inanın unuttuk…

İşte bu köhnemiş modelin iflasını teyit eden yeni bir veri yukarıda da belirtiğimiz üzere Eylül 2020'ye ait 'Dış Ticaret İstatistikleri' oldu. Rapora göre, "ihracat 2020 yılı Eylül ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre %4,8 artarak 16 milyar 9 milyon dolar, ithalat %23,0 artarak 20 milyar 837 milyon dolar olarak gerçekleşti." İthalattaki patlamayı görüyor musunuz?

Rapordan devam edelim, "Eylül ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre %189,6 artarak 1 milyar 667 milyon dolardan, 4 milyar 828 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2019 Eylül ayında %90,2 iken, 2020 Eylül ayında %76,8'e geriledi." İthalat artınca haliyle açık rakamları da artıyor…

Yılbaşından beri tabloya bakacak olursak, "Ocak-Eylül döneminde dış ticaret açığı %79,5 artarak 21 milyar 93 milyon dolardan, 37 milyar 862 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2019 Ocak-Eylül döneminde %86,3 iken, 2020 yılının aynı döneminde %75,8'e geriledi."

İşler kötüye gidecek diyoruz çünkü verdiğimiz açık arttıkça zaten eksiye dönmüş rezerv daha da kötüleşecek. İşin sonunda swap yani takas yolu ile borç alıp faiz ödeyerek görüntüyü kurtarmaya çalışacağız. Ama borçla nereye kadar gideriz? Cevabı basit: Osmanlı nereye kadar gittiyse biz de oraya kadar gideceğiz.

Son söz, çözüm nedir? Ulu önderimiz Atatürk'ün yaptığı gibi milli bir sanayi kurmak, eğitim kalitesini artırmak, toplumu bölmek değil, yeni amaçlar etrafında birleştirmek ve İzmir'de bu işlerin nasıl yapılacağına dair yeni bir iktisadi anayasa yazmak…

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58