İsrail'e "Kürt koridoru" açılmak isteniyordu!

A+A-
Kenan AKIN

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin istila halindeki Suriye topraklarında yaptığı harekatın, aslında ABD'nin yanı sıra İsrail'in de stratejik bazı planlarına "dur" dediği görünüyor.

ABD'nin Suriye ve daha sonraları Irak hatta Türkiye sınırlarında açmayı amaçladığı koridorla Kürt teröristlere kurduracağı devletçiğin, zaman içinde İsrail'in yararlanacağı toprakların, Rusya ve Çin'in bölge ile olan ilişkilerini de kesebileceği öne sürülüyor.

Çin'in ele aldığı süper projeleri, ABD'nin baltalamak istediği de yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Nitekim, Çin İstanbul Başkonsolosu Cui Weı'nin Marmara Grubu Vakfı'nın düzenlediği gecede yaptığı konuşmanın ikinci bölümünde zaten durum fark ediliyor:

"Kara ve Deniz İpek Yolu'nun kesiştiği nokta olan Türkiye, Çin'in Kuşak Yolu İnisiyatifinin doğal partneridir.

Türkiye'de Avrasya Tüneli, İstanbul'un 3. Köprüsü ve Kars-Tiflis-Bakü demiryolu hizmete girmiş, Türkiye üzerinden Çin'i ve Avrupa'yı birbirine bağlayan demiryolu ağı kendini ortaya çıkarmıştır.

2015 yılında, hükümetlerimiz Kuşak Yol ve Orta Koridor uyumlaştırma muhtırasını imzaladı.

Son yıllarda, demiryolu, enerji, liman, telekomünikasyon ve finans gibi çeşitli sektörlerdeki işbirlikleri de gitgide derinleşiyor.

Bunlardan birkaç tanesi, Ankara-İstanbul hızlı tren hattının ikinci etabının hizmete girmesi, Çin şirketleri konsorsiyumu tarafından satın alınan Kumport Limanının kar edinmeye başlaması, ICBC ve Bank of China'nın Türkiye Finans piyasasına girişi, Çin şirketi tarafından inşa edilen Tuz Gölü yer altı doğalgaz deposunun hizmete girmesi, Huawei, ZTE ve Ali Baba gibi öncü şirketlerin Türkiye'ye yatırımı arttırması ve hatta Çin devi Ali Baba'nın Türkiye piyasasında yer alması.

Kısaca, Çin ve Türkiye'nin Kuşak Yol çerçevesindeki işbirliği ile başarılı projelere imza atıldı.

Verilere göre, son 6 yılda, ikili ticaret hacmi 100 milyar dolara ulaştı ve Çin şirketlerinin Türkiye'deki yatırım hacmi %120 oranla büyüdü.

1000'e yakın Çin şirketi, Türkiye'de temsilcilik açtı ve Türkiye'ye çok sayıda istihdam sağlandı.

Günümüzde, ülkelerin ekonomileri birbirine sıkıca bağlı durumda, böyle bir trende karşı hareket edip, zaman uygun olmayan zero-sum düşüncesinde ısrar etmek, korumacılık ve baskı yaratmak, diğer ülkenin kalkınmasını kısıtlayarak kendi liderliğini korumak gibi hareketler olası değil.

Kendi keyfince ticaret savaşı başlatmak, her iki tarafa da zarar getirir, küresel endüstri zincirindeki tarafların çıkarlarını zedeleyerek dünya ekonomisinin büyümesi kısıtlanır.

İşte, Çin tarafı, tek taraflılık ve korumacılığa kararlılıkla karşı çıkıyor.

Çin'in ve ülkelerin çıkarlarını zedeleyecek faaliyetler ile mücadeleye devam edileceğini vurgulamak istiyorum.

Dışa açılım hem Türkiye'nin tarihi geleneği, hem de modern ekonomisinin büyümesindeki önemli bir faktördür.

Türkiye dahil olmak üzere, uluslararası camia ile her alanda iletişimi güçlendirmeyi, küresel ekonomiyi korumayı, korumacılık ve ekonomik zorbalığa karşı çıkmayı ve dünyanın işleyen düzenini savunmayı arz ediyoruz."

Bu arada, Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver'de, Çin Halk Cumhuriyeti kuruluşunun 70. yıldönümüne katıldığını, iki ülke ilişkilerinin daha güzel bir geleceğe adım atacağına tüm kalbiyle inandığını ayrıca dini bir baskının hissedilmediğini ifade ediyor.

Öte yandan, riskler incelendiğinde Çin'i, Avrupa ve Orta Doğu'ya karadan taşıyacak en güvenli güzergahın yoğun olarak Türk ve Müslüman nüfusla meskün "Orta Koridor" olduğu da biliniyor.

Kısacası; ABD, İsrail, Rusya, Çin ve nice ülkelerin menfaatleri çatışıyor.

 

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları