İstanbul kararını vermiş...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Su yolu yaptık İstanbul'u... Türkiyem Tv'de her akşam İstanbul'un bir semtinden canlı yayın yaparak nabız tutmaya çalışıyoruz. "Denetimli Serbestlik" kurallarına göre "Salı-Perşembe" imza atmak için Ankara'ya dönüyor bir kaç saat sonra düşüyoruz yeniden yola. Sadece biz mi? Neredeyse bütün Türkiye İstanbul'a akıyor. E-5 ve TEM otoyollarında yoğun trafik var. Öyle ya 25 yıldır İstanbul'u, 17 yıldır Türkiye'yi yönetenler "Ulaşım sorununu çözmüş(!)" ki çok rahatız  2 km lik yolu 1.5 saatte aşabiliyoruz. İstatistiklere göre İstanbul'lular günde 3 ile 5 saatlerini yolda geçiriyor. Sevgili Nihat Genç'in deyimi ile "Bu İstanbul'lular ne zaman kitap okur, ne zaman uyur. Hangi ara sinemaya gider" gibi yüzlerce soru var. Ama canım memleketimi bu hale getirenler ısrarla "Çare" nin kendilerinde olduğunu iddia ediyor. Bu haftalık izlenimlerimden çıkardığım sonuca gelince "İstanbul kararını vermiş!" Ve "İmamoğlu" diyor. Sebep binlerce... En önemlisi siyasetin kaçınılmaz sonucu olan "kimse vazgeçilmez değildir" ilkesi. Öyle ya İstanbul'da tek yeşil kalan yerler mezarlıklar ve orada vazgeçilmezlerle dolu. "Ceketimi asarım, odunu koysam seçtiririm" devri biteli çok oldu. Yandaş medyanın tetikçiliği, siyasi kumpas ve ayak oyunları ters tepiyor. Karadenizliler "Potnus" iftirasına çok bozulmuş. Ardından "Azgın Azınlık" tanımı öfkelendirmiş seçmeni. "Biz azınlık meselesinin Lozan'da çözüldüğünü sanıyorduk. Ama Fesli Deli Kadir'in öğrencilerinin Lozan'a düşmanlıkları yeniden depreşti" diyorlar.

Kimi sosyologlar, siyasi yorumcular İstanbul'da kilidin farklı partilerde olduğunu savunuyor. Israrla "Kürt kökenli oylar" diyorlar. İktidarda İmralı'dan medet bekleyip "teröristbaşı aracılığı ile boykot" çağrısına bel bağladı. Bana göre buda ters tepti.

Cumhur ve Millet ittifaklarının oyları belli. Vatandaşla inatlaşmanın bedeli ağır. Seçmen iradesine ipotek konunca kilidi Karadenizliler açacağı gibi makası açan taraf olacak. Karadenizlilerde mensubiyet duygusu sağlamdır. Trabzonlu ile Rizelilerin arası mesafeli olmasına rağmen Karadenizlilik bilinci ile yıllarca bazı siyasilerin ardında durdular. Dahası Erdoğan'a rağmen Mesut Yılmaz'ı Rize'den bağımsız milletvekili bile seçtiler. Mahalle, köy muhtarlığında bile tavırlıdırlar. 31 Mart'ta "acaba?" diyerek Erdoğan etkisi ile AKP'ye oy verenler, Ekrem İmamoğlu'nun kazanamayacağını tahmin edenler pazar günü "kazanan"dan yana tavır koyup makası açacak.

Şairin "Güneşe akın var" dizelerinde olduğu gibi İstanbul'a tarihi bir akın var. Oteller dolu. Küçükçekmece'de bir gece konaklamak için ciddi torpil aradık. Partilerin tüm il başkanları bu kentte... Anadolunun belediye başkanları, kanaat önderleri seferber olmuş. Hemşehri dernekleri tarihi günler yaşıyor. Heyetlerin 3'ü gidiyor 5'i geliyor. 31 Mart'ta "Hayırlı olsun" diyerek vaziyeti geçiştiren yöneticilerin çoğunluğu açıkça "Bu defa İmamoğlu" diyor.

Belediye hizmetlerinden en çok etkilenen kesim şüphesiz kadınlar... MSP, Refah Partisi'nden AKP'nin iktidarına kadar kadın faktörünü çok iyi değerlendiren Recep Tayyip Erdoğan'ı bu defa kadınlar mağlup edecek! Yıllarca "Erdoğan karizması"na inanan kadınlar da bu defa alternatif bulmanın umuduyla "İmamoğlu" diyor. Başörtülü hanımlar seçim otobüslerinin geçişi esnasında "Her şey çok güzel olacak!" diye seslenmekten çekinmiyor.

İstanbul izlenimlerimin detaylarını Cumartesi saat 21.00 de Halk Tv'de "Türkiye Nereye" programında anlatacağım. Sevgi ile kalın... 

  • Yorumlar 16
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları