İSTANPOOL...

A+A-
Burhan AYERİ

Gazeteciler, özellikle spor servisi çalışanları uzatmaya giden maçları sevmezler. Çünkü yazdıkları devamlı değişir. Dağıtım planlaması sil baştan yapılır. Yıllar önce genç bir meslekdaşım, "Abi bu geceki maç 90 dakikada bitsin başka bir şey istemiyorum" demişti. "Fenerbahçe'nin yenilgisi dahil mi?" diye sormuştum. O da ağzı dolu dolu, "evet"i basmıştı. Düşünün bunu söyleyen Aziz Yıldırım'ın tabiriyle "İyi Fenerbahçeli".

Şimdi merak edenleriniz; O maç ne oldu? diye sorabilir. Sarı-Lacivertliler rahat kazanıp kupada tur atlamıştı.

-Son örnek-

İki İngiliz takımının UEFA Süper Kupası için İstanbul'da oynaması renk oldu. Milyarlarca  insan maçı ekrandan takip etti. 50 bin kişi de  Beşiktaş'ın sahasından. Sonuçta İngilizler mega kentimizin ismini değiştirdiler; İstanpool...

Londra'nın milyonerler kulübü Chelsea'yi savunacak halim yok. Ancak onların lig maçını Pazar günü oynatanlar Liverpool'unkini Cuma'ya almışlardı.

-Uzman görüşü-

Turgay Renklikurt Hoca'nın öğrettiğine göre aradaki bu kadar saat farkının mücadele gücünde düşüş yaratacağı belliydi.

Şu haksızlık bizde olsa kıyamet kopmuştu. Mazallah Fatih Terim'in başına gelse, söylemedik laf bırakmazdı. Adamların tepkisi bir iki serzenişten öteye geçmedi.

Açıkça söylemem gerekir ki, yeryüzündeki pek çok insan gibi Liverpool'dan yana biriyim. Yine de bu eleştiriyi yapabiliyorum. Kaldı ki Adalılar üstünde ne etkim olabilir ki?

-İkinci istila-

2005'teki Liverpool- Milan maçını hatırlayınca bu defa daha iyi organizeydik. Her şeyden önce oyunun yeri her anlamda mükemmeldi.

Geçmişteki finalin oynandığı Olimpiyat Stadı'nın halini hatırlayın. Gidip gelmek için yol bile yoktu. Çekilen işkenceyi hesap edin. Abdurrahim Albayrak'ın İtalyan severliği dahi Milan'ı kazandıramamıştı.

Liverpol 3-0 geriden gelip olayı önce penaltılara götürdü. Sonunda da kupayı alıp gittiler. Bu defa da bir yerde aynı kurguyu yaşadık. Kırmızı Beyazlı ekip yine şen şakrak şehrine döndü.

-Müziğin önemi-

Bırakın Liverpool'u tüm dünyada marş haline gelen "Asla yalnız yürümeyeceksin -I will never walk alone-" şarkısını bilmeyen var mı?

İlk gençliğimde şehrin diğer öncüsü Beatles'in bestesi sanmıştım. Çok sonra adı sanı duyulmamış bir grubun olduğunu öğrendim.

Bugün Polenezya'dan Kongo Cumhuriyeti'nde, hatta bombalar altındaki İdlib'de ezbere söyleniyor. Demek ki futbol ne kadar önemliyse müzik de aynı değerde.

-İki örnek daha-

Farkındaysanız tüm stadlarda, salonlarda aynı şarkılar söyleniyor "We are the champions" ya da "Show must go on"... Yani "Biz şampiyonuz" ile "Şov devam etmeli"... Her ikisi de Queen topluluğu, daha doğrusu Fredy Mercury'e ait.

-Şans ve sabır-

Chelsea'nin geleceğin yatırımını yaptığını gözlemliyorum. Transfer yasağı dahil UEFA engellerinde boğulan kulüp anahtar teslimi Frank Lampart'a bırakıldı.

Lampart uzun yıllar bu takımın formasını giyen biri. Gelmiş geçmiş en önemli orta saha dinamolarından. Bu teknik adam, kupaya uzunamamasına rağmen büyük moral kazandı.

-Bizimkiler-

Bizim Ahmet Yabuloğlu kimi zaman bana "İyi yakalamışsın" der. Bunu bir Kastamonulu gibi kabul eder, "Şişindim" derim. Şimdi de Süper Kupa'dan tespitlerimi yazacağım. Öncelik şeref tribününde oturan dörtlü. Bunlar arasında ilk dikkatimi çeken İBB Başkanlığını öpe öpe kazanan Ekrem İmamoğlu idi. Biraz kenarda kalsa da geleceğin cumhurbaşkanı ışıltıları saçıyordu. Kabinenin gülen yüzlerinden Mehmet Muharrem Kasapoğlu da sevdiklerimden. İstanbul Valisi, sessiz sakin görüntü verdi.

-Forma rengi-

Bombası patlayan İstanbul Emniyet Müdürü oldu. Çocukları Sarı-Lacivert formalarıyla gönül renklerini ortaya koydular. Uğur Gür'ün gözdesi Mustafa Çalışkan'ı da beğenenlerdenim.

-Yayın tarafı-

beIN Sports sözleşmede yaptırdığı indirimin karşılığını vermeye devam ediyor. DIGITURK'e sahip herkes maçı şifresiz izledi. Abone ücretlerine zam yapmamaları diğer jestleriydi.

Gelelim anlatıma. Ercan Taner ilk akla gelen isimdi. Bu maç ona yakındı. Öyle yapıldı. Bülent Timurlenk de yorumlarında başarılıydı. Metin Tekin'e gelince, ciklet çiğner gibi konuşuyor. Her cümleye bir espri yapmak mecburiyetinde mi? Hiç çekilmiyor...

Göz ve kulaklarım ise Ömer Üründül'ü arada. Ancak onun yeri TRT olduğu için bu mümkün olmadı. İnandığım tek şey mutlaka stadda olduğuydu. Büyük oyunları asla kaçırmaz. Ne de olsa bu tutku genlerinden geliyor.

GÜNÜN SÖZÜ

Bana iyilik eden, bana iyi olmayı öğretir. Thomas Fuller

 

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları