Kapalı Maraş, garantiler ve cevaplanması gereken sorular

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

Mayıs 2019'da KKTC'de iktidara gelen UBP-HP Koalisyon hükümeti şimdiye kadar hiçbir hükümetin yapamadığını yapmış, büyük bir cesaret örneği göstererek statükonun kalıcılığına son vermek üzere atılabilecek adımlardan birisi olan kapalı Maraş'ın yerleşime açılması kararını almıştır. Bu kararı alkışlamamak, bu karardan memnun olmamak mümkün değildir. KKTC toprağı olan hayalet şehir Maraş'ın açılmasının Kıbrıs Türküne, devletimiz KKTC'ye ekonomik, sosyal ve siyasi getirileri olacağı kuşkusuzdur. Bölgeye yapılacak yatırımlar ekonomik olarak ülkemizin gelişmesine katkı koyacak, işsizlik önlenecek, turizm ve ticarette gelişim sağlanırken sosyal yönden de hayal edilemeyecek bir hareketlilik sözkonusu olacaktır. Kıbrıs Türkünün statükoyu bozmaya yönelik bu kararı, özellikle Rum tarafının dayattığı düzenin yara almasını, sorgulanmasını sağlayacak ve KKTC'nin cazibe merkezi olarak siyaseten de tanınırlığını artıracaktır.

Geçtiğimiz hafta sonunda kapalı Maraş'ta KKTC Başbakanlığı himayelerinde Türkiye Barolar Birliği tarafından organize edilen, gerek Türkiye ve gerekse de KKTC'den enüst düzey katılımlarla gerçekleştirilen "Hukuki, Siyasi ve Ekonomik Yönleriyle Kapalı Maraş Açılımı" toplantısı, Türk tarafının kararlılığını gösteren yerinde bir etkinlik olmuştur.

Sözkonusu toplantıya CB Akıncı'dan Rum Yönetimi'nden ve içimizdeki bazı Rum sevicilerden gelen tepkilere bakılacak olursa, toplantının zamanlaması, gündeme getirilen konuları ve içeriği ile ne kadar doğru olduğu anlaşılacaktır.

Maraş için son sözü Türk tarafı söyleyecektir                                              

Toplantıya katılanlar arasında bulunan Başbakan Tatar, Cumhurbaşkan Yardımcısı Oktay, Özersay ve diğer konuşmacıların söyledikleri, ortaya koydukları güçlü tezler ve belgeler, başta KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı ile kendisine destek veren bazı hadsizlerin iddialarını cevaplamıştır. İddia edildiği gibi, Maraş'ın yerleşime açılmasıyla ne uluslararası hukuk, ne BM ve AİHM kararları çiğnenecektir. Tersine kişi ve kurumların hakları korunacak, nihayette geç de olsa adalet yerini bulacaktır. Kaldı ki Kıbrıs Türkünün yıllardır aleyhine kararlar üreten gerek BM ve gerekse de AİHM'i memnun etme gibi bir derdi olmamalıdır. Bu kurumların adil olmadıkları verdikleri kararlarla tescillidir. Bunların aldıkları kararlara göre hareket edecek olunsa Anavatan Türkiye'nin KKTC'yi tanımaktan vazgeçmesi ve adadaki askerlerini hemen geri çekmesi gerekecektir                                                                                             

Garantiler konusunda crans montana'da taviz verildi mi?

Garantiler konusu Güney Kıbrıs'ta yeniden gündeme getirilmiştir. Rum yazar Makarios Drusiotis Cyprus Mail gazetesinde misafir yazar olarak kaleme aldığı yazıda 2017 Temmuz'unda Crans Montana'da Rum lider Anastasiadis'in olası bir anlaşmaya giden yolu nasıl berhava ettiğini ayrıntıları ile anlatmıştır. Drusiotis yazısında, o tarihte Türkiye'nin çıkarlarının garantilerden vazgeçmesini gerektirdiği iddiasını ortaya atmakta ve Türkiye'nin garantörlük yerine BM'nin yetkisi dahilinde bir mekanizmayı kabule yanaştığını anlatmaktadır. Daha önce yazdım, tekrarlıyorum, Crans Montana'da bazı dolapların döndüğü anlaşılmaktadır; olan biten açıklamaya muhtaçtır. Her ne kadar da Türk Dışişleri kısa bir açıklama ile Drusiotis'in iddiasını yalanlamış, Türkiye'nin garantilerden vazgeçmesinin sözkonusu olmadığını açıklamış ise de, bu konuda daha ayrıntılı açıklamaların yapılması zaruridir. Türk kamuoyu 'garantiler' konusundaki tüm detayları bilmelidir. Guterres Belgesi ile ilgili ayrıntıları öğrenmelidir. Akıncı'nın Cenevre'de Rum tarafına verdiği taviz haritası yanında Crans Montana'da garantiler konusunda Türk tarafının tavrı da kamuoyuna açıklanmalıdır. Türk dışişlerinin yalanlamasına rağmen Drusiotis'in hala daha iddialarını sürdürmesi ve Crans Montana'da son gece olan biteni, yaşananları ayrıntıları ile paylaşması sadece ve sadece, Drusiotis'in Anastasiadis'i 'çözümü torpilleyen adam' olarak suçlamaya kalkışması ile açıklanamaz. Garantiler konusunun Crans Montana'da masaya getirilmesinde,pazarlık konusu yapılmasında CB Akıncı'nın rolü nedir? Akıncı, Çavuşoğlu'na "aman garantiler konusunu görüşelim, reddedip kötü taraf biz olmayalım, esnek davranalım, çözüme giden yol garantilerin kaldırılmasından geçer" diye telkinde bulunmuş mudur? Bu konuda yalvarmış mıdır? Çavuşoğlu'nu ikna etmiş midir? Bunlar ve benzer sorular muhakkak açıklanmalıdır…

dfs-004-001-011.jpg

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları