Kendine göre imam!..

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Corona, henüz Türkiye gündemine girmeden 6 Şubat'ta, mürekkebi kurumayan "Vergi kaçırmak, vergiden kaçmak" başlıklı yazımda muhalefetin "İslamcı ideolojiyi tanımadığını" beyan etmiş, yaşanmış çeşitli örnekler vermiştim.

Corona'da olduğu gibi her fırsatta kendilerine avantaj sağlayarak, kriz anlarında bile "Rant" peşinde olan İslamcı ideoloji alışkanlıklarını sürdürüyor. "Biz bunların cemaz-ül evvelini biliriz" özdeyişine, rakibini tanımak adına "Bağırsağındaki düğümü biliriz"i eklemeliyiz. Sadece Türkiye'de değil, dünyanın çeşitli coğrafyalarında "Dinbaz"ların ilk hedefi insanların inanç duygularını sömürerek para kazanmaktır. Bu işin dini, imanı yok. Hristiyan Mecusi, Yahudi, sözde Müslüman ya da Süslümanın ilk hedefi paradır...

Pensilvanya'daki "Kayıp kardinal"in salya-sümük ağlayarak verdiği vaazların videoları bir dönem geçer akçe idi. Fetoş camilerde minberde ağlayıp, zırlarken müritleri cami çıkışına ya da diğer mahvillere sofra bezini sererek "Allah rızası için bağışta bulunun" derdi. Cebindeki son parayı oraya bırakıp evine karda-çamurda yürüyerek giden garibanlara tanık oldum. Bağış adı ile sofra bezinden içine atılan paralar hatta yüzük, bilezik, küpeler cemaat dağılınca "Çıkın" haline getirilip cebellezi yapılır. Üç-beş kişinin gözleminde sayılıp, yazılı tutanak haline getirilmez, makbuz kesilmezdi.

İlerleyen yıllarda bu yöntemin yerini "Çek-senet" aldı. Telefon ile "Havuza katkı milyon dalarları" buldu. İslamcı ideolojinin dinbazları bu esnada "Şeylerine göre imam"ları "Fetva" verdirirdi. O fetvalarla toplanan kurbanların sucuk yapılıp satıldığına, o fetvalarla yanmaz kefen, cennete giden terlik, hastalıktan koruyan, evde kalan kıza koca, öğrenciye okul, talebe göre ev-araba için edilecek dualarında bir bedeli vardır...

Dinbazlara göre bedel ödemeyen "Dindar" sayılmaz. Ortaçağ Avrupa'sındaki gibi cennete anahtar, arsa satanlara da rastladık ancak Diyanet İşleri Başkanının bu işlerde "Caiz" fetvasını duymamıştık. Fesli Deli Kadir'in kadim dostu, FETÖ'nün kurmaylarından Adil Öksüz'ün jüri üyesi, din adına çıkıp "Caiz" fetvası verdi ya! Utandım! Meşhur El-Ezher Üniversitesinin rektörünün "Ölen eşinizle 6 saat içinde bedeni soğumadan cima yapabilirsiniz" fetvası ile farkını bir bilim insanı açıklarsa aydınlanmış olacağım.

Nereden bakarsanız Emevi geleneği. Meşhur "Devenin cinsiyeti" örneğinde olduğu gibi. Muaviye deveye dişi dedi. Erkek olduğunu bilenler onayladı. Gaziantep ve Konya'da bağış toplamak "Devlet içinde devlet" olmuyor ama Ankara'da Mansur Yavaş'ın başlattığı, İstanbul, İzmir gibi 11 büyükşehirin kampanyası caiz değil öyle mi? Bu faturayı kesen üstelik "Profesör" titri taşıyor! Varın gerisini siz düşünün.

İnsanımızın zeka seviyesi ile, aklı ile alay edenlerin arasında "Kerli-ferli yüksek bürokratlar ile hukukçular"ın bulunması Cumhuriyet tarihinin yüz karasıdır... Adı üzerinde bağış, Gönüllülük esasıdır... Bağışta "Veren el, alan eli görmez" Kameralar karşısında gösteri yapılıp, caka satılmaz!..

Şimdi şu dinbazlara soruyorum.

Muaviye'nin devesi dişi mi? Erkek mi?

Bakalım Muaviye'nin korkusundan başka fetvalar uyduracaklar mı? 

 

dfs-004-001-011.jpg

  • Yorumlar 16
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları