Kılıçdaroğlu; "Türkiye'de kaos çıkmasını isteyenler var"

A+A-
Ahmet TAKAN

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, önceki gün, şehit cenazesinde, kirli ellerin organize ettiği linç girişiminden kurtuldu. Kendisine, dün CHP Genel merkezine giderek YENİÇAĞ ailesinin geçmiş olsun dileklerini ilettik. Yoğun ziyaretçi trafiği arasında kısa bir süre sohbet imkanı da bulduk. Kemal Kılıçdaroğlu, olayın tüm sıcaklığına rağmen sakin ve yatıştırıcı üslubunu koruyor. Sert söylemlerden kaçınıyor. Ancak, bahis İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'dan açılınca, her ne olursa olsun sakinliği ile tanıdığımız Kılıçdaroğlu'nun  kızgınlığı ve öfkesi gözlerinden fışkırıyor...

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'nın Çubuk ilçesinde şehit cenazesinde  düzenlenen saldırıyı, "terör saldırısı" olarak değerlendirdi, "Türkiye'nin normalleşmesini istemeyen siyasetçiler ve başka unsurlar var. Türkiye de kaos çıkmasını isteyen çok çevre var" dedi. Kılıçdaroğlu'nun sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle;

---Hulusi Akar'ın  olay yerindeki konuşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Duymadım daha sonra haberim oldu. Hulusi bey, o atmosferin etkisi ile mi yaptı yoksa başka gerekçe mi vardı bilmiyorum. Orada çok farklı düşünmek istemiyorum. Kalabalık var dağılması lazım, öyle bir açıklamayla onların dağılmasını isteyebilir. O atmosferin getirdiği bir konuşma olarak  yorumluyorum.

--- Devlet Bahçeli'nin açıklaması

Şehit cenazelerine en çok katılan genel başkan benim. Bir şehidimiz var. Şehidimizin cenazesine katılmak, aileye taziye dilemek, sabır dilemek, baş sağlığı dilemek hepimizin ortak görevi. Ben böyle bakıyorum. Aile ile gitmeden önce temas kuruldu. Daha sonra gittim. Gittiğimde farklı bir tablo vardı, tabloyu gördük. Birden fazla yerde görevlendirilmiş insanlar vardı. Normalde önlemlerin alınması gerekiyordu, o önlemlerin bir şekilde alınmadığını gördük.

--- Cumhurbaşkanı ya da İçişleri Bakanı aradı mı?

Hayır... Sayın Davutoğlu'ndan Sezer'e kadar Abdullah Gül bir mesajla üzüntülerini dile getirdi. Erdoğan'ın özel kalemi bizim özel kalemi arayarak gelişmeler hakkında bilgi almak istemişler. Özel kalem nasıl bilgi verecek zaten. Bilgi alınacaksa İçişleri Bakanlığı'ndan alınır, Bakanlardan alınır. Bilemiyorum. Özel bir şey de beklemiyorum.

--- Sizce organize girişim mi?..

Organize. Aslında bir terör saldırısı. Sıradan rutin bir protesto alarak düşünmemek lazım. Sıradan rutin bir protesto değil. Bu bir siyasetçiye karşı organize bir linç girişimi. Görmemek için kör olmak gerekir.

--- Siz, "seçim bitti, ekonomi, terör Türkiye'nin önünde sorunlar var" dediniz. Beraber çalışma önerisinde bulundunuz. İttifaklarla ilişkilendiriliyor...

Bunların kendi içinde bir tutarlılığı var. Yorumların kendi içinde bir tutarlılığı var. Türkiye'nin normalleşmesini istemeyen siyasetçiler ve başka unsurlar var. Türkiye süratle normalleşmeli. Türkiye dış politikada üzerinde pazarlık yapılan bir ülke haline geldi. Bu kadar sıkışmış bir Türkiye'nin en azından siyaset olarak ortak hareket etmeye  ortak tepki vermeye ihtiyacı var. Biz bunu her yerde söyledik. Bizden görüş istenirse, görüşümüzü, bilgi istenirse bilgimizi ifade edebiliriz. Ülkede huzurun egemen olmasını istiyoruz. Bunu istemeyen başka mecralar başka  siyasetçiler olduğunu, toplumda kin nefret tohumu eken siyasetçiler olduğunu görüyoruz. Geçmişte de Türkiye' ye zarar verdiler, bugün de zarar vermek için öyle zannediyorum kendilerine yol haritası belirlemişler.

--- Başka unsurlar var dediniz. Kim?

Ona girmek istemiyorum. Türkiye de kaos çıkmasını isteyen çok çevre var. Türkiye'nin demokratik standartlarını yükseltmesi gerekiyor.

 --- Nasıl yol haritası belirlediniz ?

Alanda sokakta bir eylem yapılmasının doğru olmadığını ifade ettik. Provokatörlere fırsat yaratır. İstanbul da miting var iken onunla bile temasımız oldu, orada bir sorun olmasın diye. İmamoğlu ile görüştüm. Toplumu yatıştırmaya, yüz binlerce insan var galeyana gelip olay çıkmasın diye özen gösterdik. Aslında bizim göstermemiz gereken özeni devleti yönetenlerin göstermesi lazım.. Ama devleti yönetenler oluşan büyük riskin farkında bile değiller. Ya da bunu görmezlikten geliyorlar. En büyük tehlike zaten bu.

--- Seçim öncesi süreçte İçişleri Bakanı'nın sert, sizleri hedef gösteren sözleri... İYİ Parti İçişleri Bakanı'nı azmettirici olarak nitelendirdi...

Onu herkes görüyor, biliyor. Sorun şu, onu İçişleri Bakanı olarak tanımlayalım mı, tanımlamayalım mı?.. İçişleri Bakanı değil ki... İçişleri Bakanı dediğiniz  kişi Türkiye'nin huzuru için her türlü önlemi alması gereken kişidir. Bir kişi İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturup toplumu ayrıştırıyorsa ona İçişleri Bakanı denmez. Onu içişleri Bakanı olarak görmüyoruz. Yok öyle bir İçişleri Bakanı  Türkiye'de. Kutuplaştırmadan, kavgadan, kandan, göz yaşından medet uman bir kişiye İçişleri Bakanı denmez. Onun başka bir görevi var zaten onu yapıyor.

***

Kemal Kılıçdaroğlu, koruma sayısını arttırılmasını istemeyeceğini, kendisine tahsis edilen zırhlı aracı bu olaydan önce ihtiyaç duymadıkları için iade ettiklerini söyledi. "Yeniden değerlendirir misiniz" sorusuna, "şartlar ne olur kestirmek zor. Şartlar bizi bir zırhlı araca binmeye mecbur ederse alırız. Gelişmelere bakmak gerekiyor. Gerekirse kendi güvenliğimizi kendimiz de sağlayabiliriz" diye cevap verdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, "HDP ile bir arada görünüyormuş gibi olmanızdan  kaynaklanan bir tepki olduğunu düşünüyor musunuz yoksa bunun seçim süreci boyunca liderlerin alanda söylediği cümlelerle mi ilgili olduğunu düşünüyorsunuz" sorusuna ise herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi gereken bir cevap verdi;

"Siyasette rakiplerimizin ayrımcı bir dil kullanmaları, bu ayrımcılık  gittikçe derinleşen ve kini ve öfkeyi besleyen dile dönmesi en çok rahatsız eden unsurlardan birisi. Bu dilin havuz medyası tarafından acımasızca kullanılması. Hiç düşünmediğimiz pek çok olay sanki gerçekmiş gibi oralarda günlerce söylenmesi, yayınlanması, bunların televizyon kanallarında her türlü iftiranın yapılması böyle garip bir dünya var karşımızda. Bu dünya var diye biz düşüncelerimizden vazgeçmeyeceğiz. Kendimize çeki düzen verelim diye bir düşüncemiz yok. Ne söylediğimiz ne yaptığımız belli. CHP'yi PKK ile beraber göstermek, ben iki kez güvenlik güçlerinin akrep aracına bindim. Bir PKK saldırısı bir de bu saldırı. İki saldırı arasında bir fark yok. Onlar da terörist bunlar da terörist. Açıkça terörist... Korumalar olmasa açıkça linç olacaktı. Sopa dağıtan insanlar da vardı. Görüntülerde var elimizde. Bununla ilgili olarak da özel bir araştırma grubu kurduk. Şu anda bizim arkadaşlarımız görüntüleri izliyorlar. Tespitler yapıyorlar. Köyde bazı vatandaşlarla temasa geçtik. İşi sadece savcıya bırakmadık. Kim nedir ne değildir, provokatörler var, önde olanlar var. Arkada olan bizzat tahrik eden insanlar var. Bunlar kim hepsini öğreneceğiz."

Yazarın Diğer Yazıları