Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a sert cevap

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a sert cevap
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın OHAL eleştirilerine, "Bu cümleyi kuran kişi demokrasi kültüründen nasibini alamamıştır" sözleriyle cevap verdi.

24 Haziran seçimlerine adım adım yaklaşırken Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "anamuhalefetin OHAL’i diline dolaması utanç verici” sözlerine sert bir şekilde cevap veren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bu cümleyi kuran kişi demokrasi kültüründen nasibini alamamıştır. Dünyanın hangi demokrat ülkesinde OHAL koşullarında seçime gidiliyor. Bu ayıba rağmen demokrasi için mücadelemiz sürecek" dedi.

Birgün'den Sebahat Karakoyun'un sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu'nun açıklamasından satır başları şöyle:

OHAL'DE SEÇİM, DEMOKRASİ AYIBI

"İktidar seçimi OHAL koşullarında yapıyor. Bu, hiç kimsenin can ve mal güvenliğinin olmadığı bir ortamda seçimin yapılması demektir. Biz, ne kadar baskı yaparlarsa yapsınlar, hangi yönteme başvururlarsa başvursunlar demokrasi için mücadele etmeye kararlıyız. En küçük ilçemizin yöneticisinden genel başkanına kadar hepimiz, OHAL koşullarında olsa dahi demokrasiyi savunacağız. Bu konuda kararlıyız. İktidar partisinin OHAL koşullarında seçime gitmesi aslında bir demokrasi ayıbıdır. Defalarca OHAL’in kaldırılması konusunda yapılan çağrılara sessiz kalınmıştır. Seçimler eşit olmayan koşullarda yapılmaktadır. İktidar medyanın yüzde 90’ını kontrol etmektedir. Geniş halk kitlelerinin aydınlatılması, bilgilendirilmesi konusunda muhalefetin önüne ciddi engeller konulmaktadır. Vatandaş da bunları biliyor bütün bunlara rağmen bu ülkeye demokrasi getirme konusunda kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. (Erdoğan’ın "anamuhalefetin OHAL’i diline dolaması utanç verici” sözü) Bu cümleyi kuran kişi demokrasi kültüründen nasibini alamamıştır. Dünyanın hangi demokrat ülkesinde OHAL koşullarında seçime gidiliyor. Bu ayıba rağmen demokrasi için mücadelemiz sürecek.

DUVARI YIKACAĞIZ

Daha önceki açıklamalarımda vurgulamıştım. Haziran ayı güzel bir aydır; baharla birlikte uyanan doğa, haziranla birlikte iyiden iyiye coşar. Haziran bolluğu ve bereketi getirir. Bu haziran demokrasinin bereketiyle birlikte gelecek. Geçtiğimiz yıl, haziran ayında Adalet Yürüyüşü’nü gerçekleştirmiştik. O yürüyüş Maltepe’de demokrasinin önüne örülen duvarın önünde tamamlanmıştı. O zaman “Bu, yeni bir başlangıç” demiştim. 2018 Haziranı’nda o duvarı yıkacağız. Ülkemize demokrasi ve özgürlük gelecek, ekonomisi güçlenmiş, eğitim problemlerini çözmüş, dış politikada bölgesinde yeniden lider ülke olan, komşularıyla barış içinde yaşayan, huzura kavuşmuş bir Türkiye’nin ilk adımlarını 24 Haziran itibarıyla atmaya başlayacağız. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Muharrem İnce kazanacak, CHP kazanacak, Millet İttifakı kazanacak. Ancak bu seçimlerde bir avuç yandaş dışında kaybeden olmayacak. Çünkü herkesi kucaklayacağız, herkese huzuru ve adaleti getireceğiz

SEÇİM SON DERECE ÖNEMLİ

Bu seçim Türkiye açısından son derece önemli. Seçimde iki seçenek var, demokrasi ya da tek adam rejimi diktatörlük. İkisinden birinden yana tavır konulacak. Halkımızın demokrasiden yana tavır koyacağına, tek adam rejimini kabul etmeyeceğine inanıyorum. Seçime giden süreçte toplumun önüne demokrasiyi nasıl güçlendireceğimizi, ülkenin içinde bulunduğu sorunların nasıl aşılacağına dair çözümlerimizi ortaya koyacağız.

KİMSEYİ ÖTELEŞTİRMEDİK

Ülkemizin beş temel sorunu var. Bu beş sorunu; ekonomi, eğitim, dış politika, toplumsal barış ve demokrasi problemlerini çözebilecek tek parti CHP’dir. Listelerimizi bu bilinçle hazırlandık. Kimseyi dışlamadan, kimseyi ötekileştirmeden, kimseyi de suçlamadan hazırladığımız milletvekili aday listemiz, Türkiye’nin 25 Haziran sonrasındaki geleceğini belirleyecek, toplumun tüm kesimlerinin ortak talebi olan adalet ve huzuru getirecek. Geride bıraktığımız parlamenter dönemde görev üstlenip, önümüzdeki dönemde parlamentoda olamayacak olan tüm arkadaşlarıma şükranlarımı, vatandaşlarım adına teşekkürlerimi iletiyorum. Her bir arkadaşım, büyük bir özveri ve kararlılıkla, vatanperverlik duygusuyla görevini yerine getirdi. Nerede bir mağdur veya mağduriyet varsa milletvekili arkadaşlarım orada oldu.

15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimi’nde TBMM’nin kapısını ilk açan CHP milletvekilleriydi. Sadece 15 Temmuz gecesi FETÖ darbesine karşı değil, OHAL’in ilan edilmesiyle birlikte başlayan 20 Temmuz Darbe sürecinde de milletvekili arkadaşlarım demokrasiden yana tarihi bir görev üstlendiler. Herkes susar ya da susturulurken susturulmaya çalışılırken susmayanlar onlardı.

"LİSTE SANCILARINI ANLAYIŞLA KARŞILAMALI"

Her seçim döneminde adayların belirlenmesi sürecinde doğal olarak bazı sancılar yaşanır. Bunları anlayışla karşılamak lazım. Binlerce kişi başvurdu. Listeye giremeyenler doğal olarak bir burukluk geçirmiş olabilirler. İnsani olarak bunu kabul etmek lazım. Herkesin bir beklentisi, amacı var tabii. Listeler açıklandıktan sonra da 600 kişilik listeye giren ancak istediği sırada yer alamayanlar da doğal olarak bir burukluk yaşamış olabilirler. Ama bunlar geride kaldı. Önümüzde bir seçim var ve bütün milletvekili adaylarıyla il başkanlarıyla milletvekili adaylarıyla kadın, gençlik kollarıyla birlikte seçim çalışması yapmamız lazım. Ülkenin içinde bulunduğu koşullar içaçıcı değil. Ekonomik açıdan, eğitim açısından, dış politika açısından, demokrasi açısından açmazlar var. Biz, Türkiye’yi bu açmazlardan kurtarmak istiyoruz, bunun mücadelesini veriyoruz. Bu mücadele yurt sathında yapılmak zorundadır. Halka gidip gerçekleri, demokrasiden yana oy kullanmaları gerektiğini anlatmalıyız.

Bu süreçte Muharrem Bey’le kampanyalarımız kopuk değil, birbirini tamamlayan kampanyalar olacak. O kendi kampanyasını sürdürecek ben de hem CHP’nin hem de Muharrem Bey’in kampanyasını sürdüreceğim.

EKONOMİK KRİZ

Türkiye yönetilmiyor. Bugün İktidarda olanlar dışarıdan bazı manipülasyonlarla hükümetin zayıflatıldığını düşünüyorlarsa bu, zaten zayıf olduklarının, yönetemediklerinin göstergesi. İktidar olanların görevi şikayet etmek değil, sorunların üzerine gidip çözme sorumluluğu var. “Dış güçler benimle oynuyor” diyorsan burada söylenecek tek söz var, demek ki Türkiye’yi oynanacak hale getirmişsin ki onlar da oynuyor. Eğer Erdoğan üzerinden Türkiye’yi zayıflatma noktasına gelinmişse o zaman Erdoğan’ın oturup “ben bu ülkeyi nasıl bu hale getirdim” diye düşünmesi lazım.

KAZANAN FAİZ LOBİSİ

Ekonomide bütün dünyanın bildiği bir süreç yaşanıyor. Merkez Bankası’na müdahale ederseniz bağımsız karar almasını engellerseniz tablonun varacağı nokta bu. Bunu sokaktaki vatandaş biliyor ama Saray’daki bilmiyor. ‘Faiz yükselmeyecek’ diye düne kadar bağırıyordu. Ne oldu şimdi üç puan birden artırdı. Kazanan kim, faiz lobisi. Başta olan kim, Erdoğan. Demek ki büyük bir yenilgiye uğradı. 16 yıldır ülkeyi yönetemediği, faiz lobisi ile mücadele edemediği gerçeği ortadayken nasıl olur da 24 Haziran’dan sonra Türkiye’yi yönetecek? 24 Haziran sonrasına yönelik vaatlerde bulunmaları da çok ilginç. 16 yıldır niye düzeltmedin ki? Seçimden önce düzeltsin de oyu artsın. Yapacağı bir şey yok artık. İşin gerçeği Türkiye’yi egemen güçler yönetiyor, Erdoğan da sürekli şikâyet ediyor.

"EN BÜYÜK VAATLERİ MİLLET BAHÇESİ"

(Erdoğan’ın, 29 Ekim’de taşınacak İstanbul Atatürk Havalimanı’nın yerine ‘Millet Bahçesi’ yapılacağı açıklaması)Seçime giderken en büyük vaatlerini açıkladılar. Millet bahçesi yapacaklarmış. Bu projeyle Millet İttifakının iktidara geleceğini de ifade etmiş oldular.

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.