Kırılma yılı 2009

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

MİT emekli Müsteşarı Emre Taner'in Meclis'te kurulan 15 Temmuz darbe araştırma komisyonuna verdiği ifadesinin püf noktaları ile devam edelim:

*             Ve 2009 yılı geliyor, bize göre ilk kırılma yaşanıyor. Çeşitli alanlarda yapılan algı operasyonlarına MİT Erzincan Bölge Ünitesine yönelik düzmece bir faaliyetle yeni bir veçhe ekleniyor. Erzincan olayı, tarafımızdan, daha sonra yapılacağı öngörülen daha iri baskı yönlendirme, yanıltma ve dağıtma çabalarının başlangıcı olarak değerlendiriliyor.

*             En güçlü şekilde, o dönemde, devlet nezdinde seslendiriliyor ancak yeterli yansıma yaratılamıyor.

*             Savcı-hâkim-polis üçlüsünün durdurulamaz çalışmaları hız kazanıyor. 7 Şubat olayı, belirttiğimiz tahminlerimizin yeni bir sonucu oluyor. Bu defa hedef büyütülerek MİT müsteşarları ve personeli üzerinden devletin ve Hükûmetin tepe noktaları zedelenmek ve yargıya taşınmak isteniyor.

*             7 Şubatın bir diğer önemli amacı: Yeterince ele geçirilemeyen gizli servise tepeden vurmak ve iş yapamaz hâle getirmektir. Aslında istenen, canlı kaynaklar aracılığıyla istihbari faaliyet yürüten bir yapıyı büsbütün işlevsiz hâle getirmek, itibarsız kılarak cezalandırmak ve nihayetinde de tasfiye etmektir.

*             FETÖ örgütünün en belirgin şekilde yöntem değiştirdiğini 7 Şubat'ta görüyoruz. Artık örgüt iyi yüzünü, sözde demokrat görünümünü terk ederek yeni nesil bir terör örgütü olma kulvarına süratle giriyor.

*             Tabiatıyla yasa dışına taşan bu saldırgan hareket, devletin de karşı önlemler alma ve örgütle mücadeleyi başlatmasını zaruri kılıyor. Karşılıklı mücadele böylece hız kazanıyor.

*             17-25 Aralık, 7 Şubat'ın rövanşist duygularla daha geniş boyutlu bir tekrarıdır.

*             15 Temmuz ise büsbütün, insicamını ve geleceğe dönük emellerini kaybetmeye başlayan örgütün gerçek yüzünü açık bir şekilde ele verdiği tarihtir.

*             Artık karşımızda her türlü acımasızlığı gösterebilecek küresel bir oluşum söz konusudur.

*             Şimdi, tabii, Fethullah Gülen anılan tarihte Amerika'ya gittikten sonra örgütün karar ve hareket noktası oraya taşındı biliyorsunuz. Bunu orada da yaparlar yani illa Türkiye içerisinde böyle bir şey yapıldı, yapılmadı diye bir zorlamaya girmeye gerek yok.

*             Orada ne olup bittiğini tam bilemedik bunu söylüyorum. İşin başında da ifade ettim Gülen'in Amerika'ya gidişi onu rahatlatmıştır, bizi zora sokmuştur çünkü bazı bilgileri almakta çok sınır ve sıkıntıya girmişizdir.

*             Bir şey söylemem mümkün değil ama yıllardır orada yaşayan bir örgüt liderinin hangi sebepten orada tutulduğunu anlamak için "Küresel sermayenin izdüşümüdür" dedim biraz evvel ifademde.

*             15 Temmuz, öncesinde bilinmese de oluş tarzı itibarıyla, sonuçları itibarıyla bir büyük faciadır. 15 Temmuz, sadece ve sadece FETÖ'nün ve grubunun anlayışıyla realize edilmiş bir faaliyet olamaz. FETÖ'nün boyu kısa kalır, FETÖ'nün boyu kısa kalır. Bakın, çok açık ifade ediyorum, 2'nci, 3'üncü, 4'üncü darbeden endişe ediliyorsa FETÖ'nün boyu çık kısa kalır. Arkasındaki ortak aklın, arkasındaki küresel aklın mutlaka göz ardı edilmemesi gerekir.

*             Sizden daha akıllı, sizden daha örgütlü, sizden daha disiplinli, çok disiplinli. Hulul edememe sebeplerinden bir tanesi budur.

*             Çok donanımlı ve bu hâle gelmesinin sebebi de arkasındaki ortak akıl. Bir gizli servisin yönetiminde olur ancak bu işler, sizin aklınızla olmaz, mümkün değil.

*             O zaman, servisler mücadele ediyor, FETÖ'yle mücadele değildir bu olay.

*             Bu olay FETÖ'yle mücadele değildir, servislerin mücadelesidir.

*             Ona göre tavır almak durumundasınız. Biraz evvel söylediğim, güvenlik konseptinin yeni baştan gözden geçirilmesi dediğim hadise budur.

*             Ona göre tertipli değiliz, yakalayalım, alalım, silah var mı, malzeme var mı, suç var mı, davayı halledelim, dosyayı hazırlayalım, bağlayalım gitsin; hayır, arkasındaki hadiseyi çözemedik, bilemedik.

* Biz, bunun en açık örneğini, o 1970'li yıllarda yaşadık. Herkes, Mehmet Ağar da burada söyledi aynı şeyi, değerli arkadaşım aynı şeyi burada söyledi. O dönemde Türkiye'deki aşırı solun arkasında Batı Avrupa'daki siyasi örgütler ve gizli servisler vardı, Moskova yoktu. Biz bunu o zaman söyledik. Rahmetli Mahir Kaynak bunun en başta söyleyeniydi servisimizde çalıştığı dönemde.

SONUÇ: Sayın Taner'in yılların deneyimi ile açık, seçik anlattığı bu müthiş tespitleri sonunda Türkiye ne yaptı? Ne yapabildi?

Gülen Cemaatinin on binlerce darbecisini tutuklamak ve yaklaşık iki katını da işten atmak ile OHAL ile FETÖ'nün arkasındaki küresel güçler yenilebilir mi?

Amerika ile Avrupa ülkeleri ile Türkiye'nin bugün nasıl baskı altında tutulduğu ortada değil mi?

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları