Konfüçyüs - Hakan Fidan - Resim : 1

Başlığı görünce kesin, “Ne alaka?” diyeceğiniz iki isim… Bu iki ismin yollarını kesiştiren ise bu hafta size tanıtmaya çalışacağım “Yi Jing” adlı kitap… Özellikle “tanıtmaya çalışacağım” ifadesini kullandım, “Yi Jing” gerçekten de klasik tarzda tanıtımı yapılacak bir kitap değil, tanıtımı zor bir kitap. İnşallah anlatabildiğim kadarından yeteri kadar bilgi ve fikir sahibi olabilirsiniz.

Türkçe’deki yeni baskısı Elips Kitap tarafından okurla buluşturulan, “Yi Jing / Değişimler Kitabı”, MÖ 1150’lerde anonim olarak ortaya çıkmış ve insanlık tarihinin en derin felsefi metinlerinden biri olmuş. Çin kültürünün temel taşlarından biri olan bu kitap, zamanla sadece Çin’de değil, dünya çapında büyük bir etki yaratmış. Konfüçyüs ile Hakan Fidan’ın yollarının bu kitapla kesişmiş olması bana oldukça ilginç geldi. Konfüçyüs’ün “Eğer ömrüme daha fazla yıl eklenseydi, ellisini Yi Jing’i çalışmaya ayırırdım; böylece büyük hatalardan kaçınabilirdim.” değerlendirmesi eserin önemini fazlasıyla ortaya koyuyor.

Hakan Fidan ise bir televizyon programında elinden düşürmediği başucu kitabı olarak duyurduğu “Yi Jing / Değişimler Kitabı” hakkında şu yorumda bulunuyor:

“Bu kitabın en dikkat çekici yönü, 3 bin yıl önce yaşamış bir halkın, analitik düşünme ve semboller aracılığıyla hayatı anlamlandırma konusundaki yeteneğidir. Antik Çağ’da bu kadar derinlemesine bir felsefi düşünme biçimi geliştirmek, o dönemin insanlarının akıl ve zekâ düzeyini gözler önüne seriyor. Yi Jing, yalnızca bir kehanet kitabı değil, aynı zamanda insanlık tarihinin felsefi derinliklerini keşfetmek için bir anahtar sunuyor.”

Kitap ilk olarak Almancaya çevrilmiş. Richard Wilhelm, 1920’lerde ve 1930’larda Çin’de yaklaşık 25-26 yıl kalarak bu kitabın derinliğine inmiş ve Yi Jing’i Batı dünyasına tanıtmış.

Konfüçyüs - Hakan Fidan - Resim : 2

Çin düşünce tarihinin en eski ve muteber metinlerinden biri olan “Yi Jing: Değişimler Kitabı”, yalnızca bir kehanet kitabı değil, insanın varlıkla ve kaderle kurduğu ilişkinin felsefi bir çözümlemesidir. Yüzyıllar boyunca Doğu bilgeliğiyle Batı düşüncesi arasında köprü kuran en önemli eserlerden biri olmuştur. Eseri, kadim Çin bilgeliğinden modern insana uzanan bir rehber kabul etmek yanlış olmaz.

Yi Jing’in felsefesi, nedensellik anlayışına meydan okuyan bir düşünce biçimi sunar. Evreni birbirine zincirli neden-sonuç ilişkileriyle değil, anlamlı eş zamanlılıklarla -Jung’un deyimiyle senkronizasyonla- açıklar. Bu yönüyle, Gazali ve İbn Arabi gibi düşünürlerin “nedensiz yaratım” anlayışını hatırlatır; aynı zamanda kuantum fiziğinin modern keşifleriyle şaşırtıcı biçimde örtüşür.

20. yüzyılın büyük psikiyatrı Carl Gustav Jung, Yi Jing’e büyük bir ilgi duymuş, bu eseri “insanın kendi iç âlemini anlaması için bir anahtar” olarak görmüştür. Jung’un öğrencisine önerdiği çeviri çalışması 15 yıl sürmüş ve ortaya yalnızca bir çeviri değil, metnin ruhunu yorumlayan bir tefsir çıkmıştır. Jung’a göre Yi Jing, doğadaki görünürde rastlantısal ama anlamlı olayları açıklayan bir sistemdir; insanın iç dünyasıyla evren arasındaki gizli uyumu temsil eder.

Yi Jing’in içinde yer alan “heksagramlar” ve “trigramlar” yalnızca simgesel dizilimler değil; insanın karar anlarında, doğayla ve kaderle kurduğu diyaloğun araçlarıdır. Bu yönüyle kitap, hem bir felsefe metni hem de bir yaşam rehberidir.

Üç bin yıl önce yaşamış bir halkın, semboller ve mantık örgüleri aracılığıyla evreni çözümlemeye çalışması, insan zekâsının tarih öncesi boyutunu gözler önüne seriyor. Yi Jing, bugün de bize aynı soruyu sorduruyor: Değişen dünya içinde, değişmeyen anlamı nerede aramalıyız?

ELİPS Kitap Tel:(0312) 475 40 33