Küsmek…

A+A-
Ahmet SEVGİ

Geçen haftaki yazımızda Suriye meselesinin bugünlere nasıl geldiğini anlatırken şunları söylemiştik:

"İki komşu aile düşünün, birinin aile reisi çoluk çocuğuna eziyet ediyor, aile fertlerine kötü muamelelerde bulunuyor. Bu durumda diğer aile reisinin yapması gereken, komşusuyla oturup konuşmak, sıkıntıları varsa gidermeye çalışmak yani meseleyi yerinde çözmeye gayret etmek olmalıdır. Mağdurları evinize alır, baştakine 'Küstüm, seninle konuşmuyorum' derseniz, o da 'küstünse eğirdiğini ayrı koy, dokuduğuna ortak olalım' der."

Bazı okuyucularımız bu son cümlenin/deyimin ne demek olduğunu merak etmişler. Bu vesile ile bugün "küsmek" üzerine sohbet edelim istiyorum.

Aslında okuyucularımız haklı, internette bir tarama yaptım, söz konusu deyimi benden başka kullanan olmamış. Demek ki sadece Toroslarda halk arasında kullanılıyor bu deyim.

Bahse konu deyimi anlayabilmek için önce şu iki kelimeyi tanımak gerekir:

1-Kirmen: Elde yün eğirmeye yarayan ağaçtan yapılmış âlet.

2-Istar: Halı, kilim dokunan tezgâh.

Bizim oralarda keçiler, koyunlar kırkılır, elde edilen kıl ve yünler kirmenle eğrilir, ıstarda çul, kilim dokunur.

Bu bilgiler ışığında baktığımız zaman, mezkûr deyimle; küstüğünüz kişinin, çalışmadan bir şekilde emeğinize ortak olacağının kinayeli bir üslupla ifade edilmiş olduğunu görürüz.

Küsme meselesini Suriye bağlamında değerlendirdiğimizde genel manzara şudur: Yaklaşık 4 milyon Suriyeli sığınmacıya kapımızı açarak onlar için 40 milyar dolar harcadık.(Türkiye'nin refah düzeyini ikiye katlayacak bir meblağdan bahsediyoruz.) Yetmedi, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı gibi sınır ötesi harekâtlar yaptık, sivil-asker birçok şehit verdik. Suriye'nin kuzeyini belli ölçüde teröristlerden temizledik. Güvenli bölgede binlerce ev yapıp şehirler kurarak ülkemizdeki sığınmacıları oralara yerleştirme planları yapıyoruz. Bütün bunlar küstüğümüz için eğirip ayrı koyduklarımız. Fakat o da ne?.. Sınırda oluşturmaya çalıştığımız güvenli bölgeye teröristlerle anlaşarak rejim güçleri yerleşmeye başlamış. Cumhurbaşkanı Erdoğan da buna yeşil ışık yakıyor: "Esasen PKK/YPG'nin tamamen temizlendiği yerlerin rejim tarafından kontrol edilmesi, bizim için rahatsızlık sebebi değildir."

Görünen o ki bu gidişle Suriye rejimi -değil ortak olmak- dokuduklarımızın tamamına sahip çıkacak herhalde… 

Küsmekle ilgili bir atasözümüz de şöyle:"Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış." Yani bazen küsersiniz, kendi kendinizi harap edersiniz ama karşı tarafın umurunda bile olmaz.

Bunları biraz da şunun için yazıyorum. Malum, Türkçenin ruhu atasözü ve deyimlerdir. Bir taraftan konuşma ve yazılarımızda atasözü ve deyimlere yer vererek daha güzel ve daha anlaşılır bir üslup kazanmalı ve hakaret etmeden, ötekileştirmeden duygu ve düşüncelerimizi ifade etmesini öğrenmeliyiz. Diğer taraftan da doğruluğu uzun yıllar tecrübe edildikten sonra belli bir kalıba girerek vücut bulan atasözü ve deyimlerdeki hükümlerden, kinayeli ifadelerden istifade ederek gerek günlük hayatımızda gerekse devlet yönetiminde daha olumlu sonuçlar elde etme imkânı bulmalıyız…

Ne yaparsın ki işin bu yönünü hatırlatmak da bize düşüyor.                                                                                                                                                                          

Kısacası; küsmekle hiçbir meselemizi çözemeyiz. Sıkıntıları aşmanın yolu konuşmak ve tartışmaktan geçer. Bunu yaparken de edebe, erkâna uymak, atasözü ve deyimlerden azami ölçüde yararlanmak şarttır.

***

ACZİMİN GİRYESİ: TÜRKÇENİN RUHU

Türkçenin ruhudur atasözü ve deyim,

Bunu bilmeyene nasıl yazar diyeyim!

(Li-müellifihî)

 

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları