"Kuzey ve Doğu Suriye" Bölgesel Yönetimine Hoş Geldiniz !

A+A-
Cahit Armağan DİLEK

Suriye kuzeyindeki gelişmeler hızlandı. Türkiye-ABD mutabakatıyla Fırat'ın doğusunda güvenli bölge tesisi için müşterek harekat merkezi kuruldu.

Bu gelişmeyi 14 Ağustos'taki köşemizde "Fırat'ın doğusuna tampon bölge ve çekiç güç kuruluyor" başlığıyla taşımış ve bölgede olan bitenin PKK'ya güvenli alan yaratacak ABD-PKK planından başka bir şey olmadığını ifade etmiştik.

Bu konuyla eş zamanlı olarak İdlib'te de olaylar hızlı gelişti.

Bunları 28 Ağustos'ta "Suriye sınırındaki devriyeden zafer çıkmaz" ve 31 Ağustos'ta da "Üçlü mutabakatla İdlib kuzeyinde güvenli bölge" başlığıyla köşemizde anlattık.

Önceki gün İdlib'te başka bir şey daha oldu. ABD savaş uçakları İdlib'te toplantı halindeki has El Kaide örgütleri  "Huras ed din, Ensar el tevhid, Ensar el şeria, HTŞ" lider kadrosunu vurdu. Lider kadrodan kimlerin öldüğü henüz bilinmiyor ama ağır kayıp verdiklerine ilişkin haberler var.

Bunun üzerine sahadan gelen bilgiler zaten bir süredir konuşulan konunun yani İdlib'in yüzde doksanını kontrol eden HTŞ'nin kendisini, kurtuluş hükümetini ve kendisine bağlı yerel konseyleri fesih etmesinin gerçekleşebileceğine işaret ediyor.

Böylece HTŞ kontrol ettiği bölgeleri Türkiye destekli Kurtuluş İçin Ulusal Cephe tarafından kurulmuş olan yönetime teslim edilmesi sağlanacak.

Çok değişik gizli servislerin etkisi altındaki bu tür terörist/silahlı grupların alacağı kararlar son anda köklü değişiklikler gösterebilse de ABD saldırısında lider kadrolarında önemli zayiatlar vermiş olan grupların direnme kapasitesinin azalmış olacağını da görmek lazım.

Rusya'nın kontrolündeki hava sahasına girip operasyon yapan ABD'nin bu saldırısından ve sonuçlarından elbette Rusya da memnundur.

ABD'nin bu operasyonu İdlib kuzeyinde Türkiye kontrolünde bir güvenli oluşturulması bağlamında Türkiye'ye de destek oldu.

İdlib çatışmasızlık bölgesinde Soçi mutabakatıyla üstlendiği görevi yerine getiremeyen Türkiye, Suriye ordusunun operasyonuna da engel olamamıştı. İşte son gelişmeler üzerine Erdoğan, Putin ve Trump'la görüşmesinden sonra yeni sınırın Halep-Lazkiye M4 karayolundan geçmesi konusunda genel mutabakat ortaya çıktı. 

Suriye ordusunun M4 karayoluna kadar olan bölgeleri alması bekleniyor. Türkiye bunu göstermek üzere İdlib batısında M4 karayolu üzerinde üç adet ve Halep-Hama M5 karayolu üzerinde bir adet gözlem noktası kurmak üzere harekete geçti.

Ama Soçi mutabakatı bu karayollarının Şam yönetiminde olmasını öngörüyor. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde bu konuda tartışmalar ve yeni olaylar yaşanabilir.

İdlib'te M4 karayolu ile Türkiye sınırı arasında Türkiye kontrolünde güvenli bölge oluşturmanın anlamı şu: Bu hattın güneyinde kalan terörist ve silahlı gruplar kuzeye geçecek, Türkiye sınırına hareketlenen sığınmacılar da içeri alınmadan bu bölgede tutulacak.

ABD bu süreçte insani yardımlar kapsamında Türkiye'ye destek verecek. Ama ABD'nin asıl niyetinin askeri olarak da gerektiğinde Türkiye'nin yanında olduğunu gösterip bu bölgeye iyice müdahil olmak dersek hatalı olmayız.

ABD İdlib kuzeyinde Türkiye'nin kontrolünde bir bölge oluşumun önünü açarak Fırat doğusundaki gelişmelere sessiz kalması için adeta bir havuç veriyor.

Fırat doğusundaki güvenli bölge konusunun Türkiye'nin değil ABD'nin planlarına göre gittiğini bizzat Erdoğan'ın son açıklamalarından anlıyoruz.

Ama Erdoğan'ın 2-3 hafta sonrasına kadar süre tanıması, BM'deki görüşmeleri bekleyeceğini söylemesi sahadaki fiili ABD-PKK planlarının da uygulanmasının sadece izleneceğini gösteriyor. Bu aynı zamanda kabullenme değil mi?

Aralık 2018'de "artık tahammülümüz kalmadı. 2-3 gün içinde harekat başlayacak" denilmesine rağmen gerçekleşmeyen harekatın şimdi 2-3 hafta sonra yaparız denildikten sonra gerçekleşmesi pek de mümkün görünmüyor. Hele yüzlerce ilave ABD askerinin tampon bölge için Suriye'ye geldiği bir ortamda.

ABD ve PKK tarafından yansıyan haberler onların çok rahat ve emin olduklarını gösteriyor. Bunun için de sadece 5-9 km derinliğinde tampon bölge kurulacağı ve Türkiye'nin bir askeri operasyon yapmayacağına ilişkin aldıkları garantiler olduğu ifade ediliyor. 

Peki bundan sonra ne olur? Bunun yanıtını aylar önce yazmıştık. Öngörülerimizi tekrar edelim.

İdlib kuzeyi, Afrin, Fırat Kalkanı Bölgesinde Türkiye nüfuzunda (?) kanton yönetimleri oluşur, bunlar Menbic ve Fırat doğusunda PYD kontrolündeki halihazırda oluşmuş yönetimlerle Kuzey ve Doğu Suriye Bölgesel Yönetimi (veya Federal Yönetim) çatısı altında toplanır.

Kuzeydoğu Suriye yerine Kuzey ve Doğu Suriye denmesinin temel nedeni İdlib'e kadar kuzeyin dahil edilecek olması. Tabi PYD/PKK veya Kürt adının da geçmeyecek olması. Güzel kamuflaj.

Bu yapı yeni Suriye anayasasında yer aldıktan sonra Türkiye'nin nüfuzu ne olur tabi tartışma konusu.

Böyle ilan edilmiş ama tanınmayan bir yönetim 2016'dan buyana sahada zaten var.  Son gelişmeler bunun yasal sürece gidiş yolunun taşlarını döşüyor.

Türkiye de izlediği bu hedefsiz politikasıyla Irak benzeri bölünmüş bir Suriye'nin yaratılmasına katkı sunuyor.

Ve bu bölünmüşlük orada kalmayacak. Domino etkisini unutmayın.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları