Militan!

A+A-
Arslan BULUT

Türkiye'de partizanlık virüsü, ülke vücuduna öyle yayılmıştır ki, milyonlarca insanın algılama yeteneği yok olmuştur. Her konuya parti gözlüğüyle bakan insanların sağlıklı düşünmesi ve ülke sorunlarına çözüm üretmesi mümkün değildir.
Türkiye, çok partili hayatı partizanlık olarak algıladı. Partizanlık, fiilen Demokrat Parti döneminde başladı... Sonraki iktidarlar döneminde de farklı oranlarda devam etti.
Şöyle bir anlayış türedi: İktidar partisine üye oldunuz mu, sanki Türkiye'nin hisse senedini alıyorsunuz! Partizanlar bugün sosyal medyada, "Her hak artık bizimdir, muhalefette kalanlar vatan hainidir, terör destekçisidir, onlara su bile verilmemelidir!" düşüncesini alenen dile getirmektedir.
Bunlar, partizanlığın Cumhuriyet Halk Fırkası döneminde yani devletin kuruluşundan itibaren başladığı iddiasını da sık sık gündeme getirir! Oysa bu yaklaşımda ciddi bir mantık hatası vardır. Adı üzerinde "tek parti dönemi…"
Başka parti yoktu ki vatandaşlar arasında ayırım yapılabilsin… Tabii ki o dönemin de eleştirilecek pek çok yönü vardır ama konumuz bu değil... Sonraki dönemlerde CHP'nin de partizanlık yaptığı bilinmektedir. Adalet Bakanlığı'ndaki kadrolaşma gibi...
***
Partizanlığın bu kadar yaygınlaşmasının asıl sebebi, demokrasi kültürünün anlaşılamamasından önce adalet duygusunun vicdanlarda doğru yerleşmemiş olmasıdır!
Kurân'da, "Şüphesiz Allah, emanetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emreder..." deniliyor ama Türkiye'de dini hassasiyetlerle iktidar olan parti, emanetleri ehline mi veriyor, hükmettiğinde adaletle mi hükmediyor? Bu dönemde Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, oda tv gibi davalarda adaletle mi hükmedildi?

Birileri "Yargı bağımsızdır, yargının hesabı yürütmeden sorulmaz" diyebilir.  İyi ama "Bir savcı bulun, delillendirin" diye talimat veren kimdi? O savcı şimdi nerededir? Ayrıca "Bu davaların savcısıyım" diyen kimdi?
Hani devletin bağırsakları temizleniyordu?
***
Valileri, kaymakamları, rektörleri bir tarafa bırakın, bu ülkede hademe olmak için dahi partiden torpil gerekiyor yahu!

Berhan Şimşek, bir televizyon programında bütün valileri ve kaymakamları kastetmediğini, "bu kötü bir genellemedir" diye ifade ettiği halde "vay efendim sen hepsine birden militan dedin" diye suç duyurusunda bulunuluyor, AKP sözcüleri açıklama üzerine açıklama yapıyor, medyaları da linç operasyonu sürdürüyor.
Partizanlık yapmıyorsanız neden gocunuyorsunuz ve bir kaşık suda fırtına koparıyorsunuz?
Ayrıca o suç duyurusundan hukuken hiçbir sonuç çıkmaz, "Valiler ve kaymakamlar, Cumhurbaşkanı'nı temsil ediyor, o halde bu ifadeler hükümeti aşağılamaktır" gibi zorlamalar ve kıyas yoluyla yeni suç üretilemez.
O halde nedir bu kampanyanın sebebi?
Bunu Twitter'da Atilla Torgay, bir mesajla ifade etmiş:

"Ak Parti her gün bir suç duyurusu ile CHP'yi meşgul etmeye, gündemi değiştirmeye çalışıyor. Bunun için her şeyi yapmaya müsaitler. Abuk subuk suçlamalar… Çünkü tükendiler. Bittiler. Gerçek gündem konuşulmasın istiyorlar. Gerçek gündem: Ekonomi işsizlik, açlık ve sefilliktir."
Temel gıda maddelerinin fiyatlarında yüzde yüz artış var ama "Bunun da suçlusu CHP" diyecekler neredeyse...
Ayçiçek ve zeytinyağı, peynir kaç lira; haberiniz vardır herhalde...
***
Devletin itibarı, kindar nesille değil kaynaşmış bir toplum yapısıyla, safsata değil bilimsel bilgi ve teknoloji üreten üniversitelerle, yandaş değil özgür medyayla ve üretim ekonomisiyle sağlanır. Tabii ki ordunuzu da her zaman güçlü kılmak kaydıyla…
Kendi ordusuna, yargısına, emniyetine, üniversitelerine ve devletin her kurumuna, sonradan terör örgütü olduğu anlaşılan bir cemaati kullanarak operasyon yapanların şimdi "Bize militan dediler" diye gürültü yapması komik olmuyor mu?

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58