Milletin ağzı torba değil!..

A+A-
Gülay TUNÇEL

Bu zamanda ev alanı, yuva kuranı, iş bulanı alkışlamak ve takdir etmek gerekiyor. Her şey ateş pahası geçim zor. İşsizlik çok, geçimsizlik ve boşanmalarda artış da dikkat çekiyor. Halkın içinde olduğum için sürekli duyuyorum, sizler de duyuyor ve şahit oluyorsunuzdur. İnanın hiç kimsenin gündemi gazete ve televizyonların öne çıkardığı siyasi ağırlıklı konular değil… Gündem:  Sadece  kimsenin diline düşmeden, çok kredi borcu yapmadan, kimseye muhtaç kalmadan sağlıklı yaşamak… Askeri olan asker yolu bekliyor, okulunu bitiren iş bulma telaşında. Genç kızlar evlilik hazırlığı, emekli olan biraz tatil ve sonrasında yeniden ek gelir edinip evine ekmek getirme telaşında. Sağlık sorunları olup derdine düşen,  hanımı ya da beyi tarafından aldatılanlar, acı, tatlı hayatın içinden gerçek yaşamlarını dile getirenler, eş dostla dertleşen vs…

İstanbul'da güneşli bir günün tadını çıkarmak için sahile akın edenlerin konuşmalarından kulağıma gelenler de bu ve benzeri günlük yaşantıya ait diyaloglar... Mutlu günlerinde sahilde ve yeşil mekanda fotoğraflar çektirmek için mola verdikleri anlaşılan gelin-damat ile onlara refakat eden yakınlarının konuşmaları da oldukça ilgi çekici...

Zor işler bunlar.. Ele karışmak yere karışmak... Çok akıllı olmak gerekiyor. Dizilerin, sosyal medyanın çok etkisi oluyor. Bazen okumuş da olsan, cahil cesareti yapıp ani konuşma ya da davranış ile boşanabiliyor ya da yalnız kalabiliyorsunuz. Karşılıklı anlayış, yapıcı akıllı kişiler olmazsa artık evlilikler uzun sürmüyor diye konuşan kişileri duyuyorum: 

-Yapıcı olmak lazım... Geçenlerde biz yeğenimizi evlendirdik. Çok detaya girmeden, ev tut, daya ,döşe, söz, nişan, takısı, düğünü derken  anlamadan -söylemesi ayıp- tam 75 bin lira gitmiş. Erkek tarafı da anlayışlı olunca biraz gelen takılar, biraz da ailelerin desteğiyle maddi yükleri hafifledi. Çok şükür eve de girdiler şimdi kira öder gibi kendi evlerinin taksitlerini ödüyorlar...

Yürümeye devam ediyorum sahilde... Yarışma programlarından rol çalan çoğunlukta, grup gelin ve damatların fotoğraf çekimlerini eleştiriyor:

- Bizim zamanımızda bunlar varmıydı. Herşey para tuzağı. Bir anı belgeleyen resim olsa mutlu olurduk baksana geline

- Evet gördüm

- Maşallah Allah mesud etsin

- Zorluk görmesinler.

- Amin..

- Bu senenin modası kırık beyaz uzunkollu küpürlü gelinlik ve smokin anşılan

- Baksana bütün gelinlik ve damatlık seçimleri aynı gibi..

- Saçlar da topuz.. Evet evet

- Şu gelin güzelmiş..

- Nerde güzel Allah aşkına teesüf ederim arkadaşım görmüyor musun? Takma kirpikleri kendinden önce gidiyor..  Baksana fotoğraf çekilirken habire kirpikler yepaze gibi gözüne giriyor

- O da rahatsız olmuş belli

- Makyözlerin de hatası var burada

-Yok canım gelin istemese yaparlar mı hiç…

- Baksana badana gibi boya sürdürmüş yüzüne akşama damat tanıyamayacak… Dişler protez, burun yapma, gözler lens, kaşlar boya, takma tırnak... Ayyy gözüm yoruldu. Artık orjinallik yapay olmaya başladı.. Ama gelinliği çok hoşmuş beğendim

- Damat da çok yakışıklı pek beğendim.. Maşallah..

Bu ve benzeri konuşmalarını duyunca sinirden kahkaha atasım geliyor.. Çok acımasız değil mi? Bu çiftler kimbilir kaç gündür bu anın stresini yaşıyorlar… Ama dışarıdan bakıp onları ileri geri çekiştirmek kolay. Milletin ağzı torba değil ki, büzesin... Aynı minval konuşmayı sürdürüyorlar:

- Baksana gelinlik altına da giymiş spor ayakkabıları damatla boyu eşit gözüksün diye..

- Damatlarda da  sakal modası başlamış galiba...

- Evet.. Az önce geçene yakışmış. Benim nişanlım gibi çok yakışmış, ama bizim ki kesti...

- Bu ne ya!.. İnsan yanında dolaşırken korkar, çok çirkin olmuş.. desek döver valla bizi..

- Dizilerin etkisi..

- Dizi mizi anlamam... Boy pos yerinde ama sakal yakışmamışşş..

- Bir insanın tarzı duruşu kişiliğine yakışacak

- Özenti olmuşlar…

- Ben olsam o adamla evlenmem..

- Kız niye evlenmesin, belki zor buldu.. Çok sıkıntı olursa kestirir sakalını...

- Zevksiz!.. Tühhh senin boyuna posuna…

- Hadi hadi beğendin mi yoksa…

- Yokbee…

- Tipi kayık görmüyormusun...

- Gözgöze gelsem kaçarım…

- Ben kel seviyorum, kıl.. tüy.. istemem

Karşılıklı gülüşmeler arasında birbirlerine takılmaları devam ediyor:

- Zaten seni almadı ki.. Yanındakini seçti.

- Beni seçemez zatennn kriterlerimiz uymaz!..

Özgüven patlaması, şımarıklık, ego karşımı konuşmalar alıp başını gidiyor. Demek ki herkes herkesin arkasından iyi kötü konuşuyor. Bana göre de gelin, damat demek asillik, güzellik demek. Gelin makyajına gelince, gerçekten de bu sene aşırı tonlarda çok koyu makyajlar  tercih ediliyor. Moda diye mi bilemiyorum. Ancak bu kadar  çok makyaja gerek var mıdır?..  Yakışana çok güzel, yakışmayana da çok çirkin bir  görüntü olabiliyor. Tercih meselesi tabi. Bize mutluluklar demek düşüyor...

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları