Almanya’daki geleceğimiz / Mustafa Fındık

Almanya’daki geleceğimiz / Mustafa Fındık

Avrupa Türkleri artık "ikinci vatan olarak" benimsedikleri ülkelerde yaşantılarını (önceki yıllara göre daha kalıcı niyetlerle) sürdürmeye devam etmektedirler.

Örneklemeye "Almanya özelinden" devam edecek olursak; Avrupa Türkleri Anavatan'da bırakılan birçok maddi değerin yanısıra bizi ," biz" yapan manevi , dini ve kültürel değerlerin yaşatılması, muhafaza edilmesi ve geliştirilmesi ile ilgili bir dizi sorunlar ile de yüzyüze olmak durumunda kalmaktadır. Başta dil-kültür ve dini konularda hükümetlerimizin gayretlerinin, çalışmalarının varlığı bir gerçek. Gerek eğitim alanında, gerekse dini hizmetlerin vatandaşlarımıza ulaştırılması konusundaki faaliyetleri görmezden gelmek mümkün değil... Bu bağlamda; Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Yükseköğretim ve Yurtdışı Eğitim Genel Müdürlüğü başta olmak üzere, çeşitli bakanlıklar ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın destek ve himayesinde oluşturulan DİTİB hizmetlerini vatandaşlarımıza ulaştırmaya çalışıyor...

Yurt dışında yaşayan ve yaşadıkları ülkeleri "ikinci vatan olarak" benimseyen vatandaşlarımızın sayısının 6 milyon kişiye ulaştığını dikkate alırsak (ki bu sayı 20 Avrupa ülkesinin nüfusundan fazladır) meselenin ehemniyeti ortaya çıkar.

Türk iş göçünün yerleşik olduğu Avrupa Ülkelerinde var olan Sivil Toplum Kuruluşları (STK) vasıtasıyla yerelde çözülebilecek sorunları çözmek gayretinde bulunmağa devam etmeli hatta baskı unsurları oluşturmalı resmi makamlar ve siyasal partiler aracılığıyla taleplerini ilgili mercilere iletmelidirler.

Birinci-ikinci kuşak GURBETÇİLERİMİZİN yaşadıkları lisan zorluğu, sosyal ve kültürel adaptasyon ve entegrasyon sorunları yerini ; 3.4.ve 5. nesil GURBETÇİLER'de (ASİMİLASYON TEHLİKESİ) ile karşı karşıya bıraktı...

Günümüzde Almanya'daki toplam Türk nüfusunun örgütlenmeleri " sayısal olarak" binlerle ifade edilirken

"işlevsellik bakımından" yeterli oldukları pek söylenemez.

Mevcut örgütlenmeler camii -mescit dernekleri, kültür dernekleri, Türkiye' deki siyasal partilerin oradaki sempatizanlarınca kurulmuş dernek-federasyon yapılanmaları, spor kulüpleri, kadın dernekleri, mesleki kuruluşlar Türk İşadamları dernekleri, Türk Mühendisler Birliği şeklinde ve son zamanlarda çoğalmaya başlayan " hemşehri dernekleri" şeklinde oluşurken, bu yapılanmaların "kafası-gönlü Ankara'da, vücudu Avrupa'da" nesiller yetiştirmekte yeterli olabilmeleri mümkün değildir...

SİVİL ÖRGÜTLENME'DE DEVLET HİMAYESİ!

Merhum Turgıt Özal'ın başbakanlığının son dönemlerinde, MHP sempatizanlarınca kurulmuş "TÜRK FEDERASYON", MSP geleneğinden gelen partililere gönül vermiş "MİLLİ GÖRÜŞ" ve CHP sempatizanlarınca kurulmuş "Halkçı Devrimci Dernekleri Federasyonu" gibi kuruluşların "GÜCÜNÜ AZALTMAK İÇİN" devlete bağlı dernekleri bir çatı altında toplamak amacıyla kurdurttuğu üst yapılanma "Türk Dernekleri Koordinasyon Kurulları" Almanya'nın dokuz eyaletinde ve diğer Avrupa Ülkelerinde örgütlenmelerini tamamlayacaktı. Buradaki deklere edilen amaç; "Devlete bağlı dernekleri bir çatı örgütü altında birleştirmek ve Türk Lobisi faaliyetlerini" üstlenebilecek STK'lar meydana getirmekti. Koordinasyon kurulları "üst kurul vazifesi görecek şekilde tasarlandığı için mevcut derneklerden "Misak-ı Milli ile problemi olmayan" her kesime açık idi. Ne yazık ki bu yapılanma da kendisinden beklenen işlevi yapmaktan çok uzaktı, zira birer STK olmaktan ziyade, direktifleri muhataplarına ulaştıran birer" ara örgüt" vazifesini görüyorlardı...

TÜRK DEVLETİ "AVRUPA TÜRKLERİ'Nİ" İHMAL EDEMEZ!

Başta Türk dili, kültürel değerlerimiz ve dini ihtiyaçlarımız olmak üzere "Milli değerlerimizin" nesillere aktarılması ve yaşatılması için gayret sarfetmek Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve hükümetlerinin "olmazsa olmaz "görevidir. Bu görev STK vb. Yapılanmalara terk edilemeyecek kadar ÖNEM arzetmektedir ve bizzat Devletimizin ilgili kurumları tarafından yürütülmelidir. Özellikle 4. Ve 5. Nesil "Gurbetçi Türkler'in" Ülkemizle olan bağlarını kuvvetlendirmek hatta Türkçeyi öğrenmeyi teşvik edip özendirmek ilgili kurumlarca "birincil ödev" kabul edilmelidir.

Bu amaçla Yurtdışı Türkleri'nin "aktüel" sorunlarının tespit edilmesi ve özellikle Türk dili ve kültürünü "Genç Kuşaklara, çocuklara aktarılması konusunda politikalar üretilmesini sağlayıcı "paneller, şuralar, kurultaylar" düzenlenmeli ve problemlerin asgariye indirilmesini sağlayıcı projeler uygulanmalıdır.