Yeni Çağ Gazetesi

ANNAN PLANI ABD'NİN İLK VE SON PLANI DEĞİL

22 Ağustos 2018 Çarşamba 00:00

Türkiye'de yapılan 3 Kasım 2002 seçimlerinin hemen ertesinde, önceki gün vefat eden BM Genel Sekreteri Kofi Annan, kendi adını taşıyan, ne var ki, emperyalist ABD, AB ve İngiltere tarafından hazırlandığı daha sonra ortaya çıkan, Kıbrıs Türkünün sonunu hazırlayacak planı taraflara sunmuştu. Rum tarafı Plan'ı onaylamış olsa, Türk askeri çoktan adayı terk etmiş, Kıbrıs Türkleri olarak da bizler çoktan adı sözde federal ancak özde üniter yapıdaki Rum devletine azınlık olarak yamalanıp yok olmuş olacaktık.

Annan Planı sunulduğunda KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı rahmetli Rauf Denktaş, ABD'de çok kritik bir kalp ameliyatı geçirmiş ve ameliyat sonrası sorunlarla boğuşuyordu. Hasta yatağında Annan Planı'nı Denktaş'a imzalatmaya kalktılar. Denktaş yarı baygın Plan'ı ve Oyun'u reddetti. KKTC'yi sonuna kadar savunmaya and içmiş bizler ve mukavemetçi Kıbrıs Türkü de bu emperyalist Plan'a ilk günden karşı çıktık. Türkiye'de AK Parti iktidara gelmiş ve Plan'ı 'bir adam önde' uygulamaya kararlı adımlar atmaktaydı. Rahmetli Denktaş ve bizlerin, tüm uyarılarına, 'Aman bu Plan Kıbrıs Türkünü yok edecektir, sonumuzu getirecektir' çağrılarına rağmen Ankara'dan gelen cevap 'gidin memleketinizde konuşun' olmuştur.

 2004 Annan Planı Referandumu öncesinde adamızı ziyaret eden Kofi Annan'a, Plan'ın emperyalist bir Plan olduğunu, Kıbrıs Türkünü ve devletimiz KKTC'yi yok etmeyi hedeflediğini dolayısı ile reddedilmesi için elimizden geleni yapacağımızı ve direneceğimizi bildiren mektubu ebedi liderimiz rahmetli Denktaş'ın huzurunda sunmuştum...

***

Annan Planı ortaya konduğu tarihte, Erdoğan yine AKP Genel Başkanıydı ancak yasaklı olduğu için seçimlere katılamamış ve Abdullah Gül Başbakan olmuştu. Denktaş'ın tedavisinin ABD'den sonra Ankara GATA'da devam ettiği süreçte Gül ve Erdoğan rahmetli Denktaş'ı sık sık ziyaret ederek veya haber göndererek Plan'ı kabul etmesi için iknaya çalıştılar. Denktaş Plan'ın bir ABD ve emperyalist Planı olduğunu anlatarak hedefin Türkiye'nin adadan çıkarılması, Kıbrıs Türkünün yok edilmesi ve adanın Yunan yapılması olduğunu söylemekte ve uyarılar yapmaktaydı. Maalesef o tarihte yeni kurulan ve hemen ilk seçimde iktidara gelen AKP, FETÖ hainlerinin de telkinleriyle Denktaş'a mesafeli durmakta, AB ve Amerika'ya yakın siyasi bir yol izlemeyi tercih etmekteydi. AK Parti, Denktaş'ın muhalefetine rağmen AB/ABD ile koordineli bir şekilde Kıbrıs Türküne çeşitli vaatler sunarak yüzde 65 gibi yüksek bir oranda Plan'a evet denmesini sağladı. Rum tarafı ise yüzde 75 hayır diyerek Plan'ı reddetmesine rağmen, önceden kararlaştırıldığı üzere AB'ye tam üye yapıldı, mükafatlandırıldı. Kıbrıs Türkü için ambargo ve izolasyonlara tabi tutulan, Türkiye'yi Kıbrıs'ta sürekli taviz vermeye zorlayan, baskı, tehdit ve şantaj dolu bir dönem başlıyordu.

ABD'nin, Kıbrıs bağlamında, Türkiye'yi devre dışına iten ve önceliklerini, hassasiyetlerini dikkate almayan siyaseti yeni değildir. Yayınlanan ABD gizli belgelerinde ve Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için ortaya konan tüm planlarda ABD'nin, Türkiye'yi  Kıbrıs'tan dışlamaya yönelik eğilimlerini, izlerini görmek mümkündür.

***

Lafı uzatmama gerek yoktur, Kıbrıs sorununu sözde çözmeye yönelik ortaya konan tüm Plan'lar Amerikan icadıdır. 1964 Acheson Planı, Cuellar Belgesi, Gali Fikirler Dizisi, Annan Planı, şimdi ise Guterres Çerçevesi, bölgemizde Amerikan çıkarlarını gözeten sinsi planlardır. Türkiye, Johnson mektubu ve 1974 sonrasında uygulamaya konan silah ambargosu başta olmak üzere birçok vesile ile Amerika'nın çirkin yüzünü görmüştür.

Son dönemde, Doğu Akdeniz'de ve özellikle Kıbrıs etrafındaki petrol ve doğal gaz kaynaklarının çıkarılması konusunda ABD'nin Güney Kıbrıs ile yaptığı iş birliği ve dayanışma, Türkiye'yi ve Kıbrıs Türklerini hedef alan senaryolar çerçevesinde gerçekleştirilen askeri tatbikatlar, ABD'nin desteklediği Mısır-İsrail-Yunanistan-Güney Kıbrıs yakınlaşması önümüzdeki süreçte sıcak krizlere yol açabilecektir. Türkiye yakın zamanda yaşadığı krizle, amiyane tabirle, ABD'nin ne mal olduğunu anlamıştır. Düşmanlık içerisinde olduğunu keşfetmiştir. Erdoğan'ın 'Oyunu gördük, meydan okuyoruz' serzenişi yerindedir ancak oldukça gecikmiş bir çıkıştır.

Başkan Erdoğan ABD'nin sinsi yüzünü keşfettiğine göre, önümüzdeki süreçte yeniden başlaması beklenen Kıbrıs müzakerelerine gerekli müdahaleyi yapmalı, ABD aklıyla ve telkinleriyle ortaya konan Guterres Çerçevesinin gündemden düşmesini sağlamalıdır. Kıbrıs Türkünün ve Türkiye'nin Kıbrıs'taki haklarının Amerikan çıkarlarına kurban edilmesini önlemelidir.

Önceki gün vefat eden Nobel Barış Ödülü sahibi Annan'ın, Amerika'nın çıkarlarına alet edildiğini ve sunduğu Plan sonrasında adeta günah çıkarmak, Rum tarafının uzlaşmazlığını ortaya koymak için kaleme aldığı Annan Raporu'nun hiçbir zaman gündeme alınmadığını da belirtmemde fayda vardır. Şu veya bu şekilde Kıbrıs için mesai harcayan, kafa yoran Kofi Annan'ın toprağı bol olsun!

Büyük Türk Milleti'nin ve Müslüman aleminin Kurban Bayramını kutlarım.

Yorum Yap
Adınız Yorumunuz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

31 Ekim 2018 Çarşamba 00:00

Türkiye'ye rağmen federasyonda ısrar

17 Ekim 2018 Çarşamba 00:00

'Gevşek Federasyon' önerisi tuzaktır...

10 Ekim 2018 Çarşamba 00:00

Federasyon tükendi, Akıncı devre dışı