Yeni Çağ Gazetesi

​​​​​​​ÇİN İŞGALİNDEN ABD DAYATMASINA

18 Aralık 2019 Çarşamba 00:00

Cümleye bakar mısınız?

"Doğu Türkistan'da zulüm var" söylemleri Türkiye'nin Amerika ile yürüttüğü savaşta tabii müttefikleri olan Çin ile ilişkilerini bozma amacı taşıyan provokatif bir kampanyadır."

Madem öyle biz de şöyle soralım:

Çin'in işgal ederek topraklarına kattığı Hun toplumu Uyguristan'ı, yahut Doğu Türkistan'ı, ABD karşıtlığı üzerinden, meşru göstermek vatanseverlik midir? Başka bir ifade ile İşgal edilen Türk devletini işgalci devletin asimilasyon politikalarına ABD'yi gerekçe göstererek razı olmak, Atatürkçülük müdür?

Ne vatanseverliktir ne de Atatürkçülüktür. Bunun adı düpedüz Çin işgalini kabullenmek ve meşru göstermektir.

Efendim neymiş ABD emperyalistmiş..

Çin neyin nesi, evliya mı?

1948'den bu tarafa BM kuruluşuyla yeryüzünde insan hakları diye evrensel bir sözleşme var. Adı üstünde evrensel. Çin'de insanların yaşama hakkı, kültürlerini koruma hakkı,  kısaca var olma hakkı ortadan kaldırılıyor, Türkiye'de bir kısım Çinciler, Çin'in eritme (asimilasyon) politikalarını "Bizdeki Köy Enstitüleri gibi" diyerek destekliyor.

Neymiş "Tabi müttefikimiz Çin ile aramız bozuluyormuş."

Her şeyi tek taraflı düşünen bu grup, her nedense Çin-Türkiye ilişkilerinin ancak Çin'e taviz verilerek yürütülebileceğini öngörüyor. Madem Çin-Türkiye ilişkileri bu kadar önemli, neden Çin tarafı hiç kaygı duymuyor? Kaldı ki uluslararası ilişkilerin temelinde karşılıklılık vardır.

Kısaca ölümü (ABD'yi) gösterip, sıtmaya (Çin işgal ve zulmüne) razı olmamızı istiyor. Gerçi Çin işgali adı üstünde bir ülkenin işgalidir ve sıtmanın ötesinde ölümdür o başka.

İşin çok daha vahim tarafı nedir biliyor musunuz? Bu işgal taraftarlarının, Türkiye'deki Türklere, Orta Asya'daki Türk yurdunun işgalini, uğradığı zulmü, işgalci Çin'in hakkıymış gibi göstermeleridir. Bir de utanmadan, Atatürk ve vatan gibi yüce değerleri maske olarak kullanmalarıdır. Bunların dış politika felsefesine göre kiminle işbirliği yapıyorsan, karşı tarafın istediği tavizleri vermelisin. Haksızlığı, zulmü görmemelisin. Öyle ki ata yurdunun bir parçasını işgal etse bile. Aksi halde provokatif olursun.

Kanal İstanbul'un asıl amacı

Evet, Kanal İstanbul projesinin söylendiği gibi bir rant ayağı var. Bunun böyle olduğunu arsa kapma yarışından anlıyoruz. Ayrıca, çizilen projenin kanal boyunca görsel gösteriminden anlıyoruz.

Ancak gelişmelerin asıl kaygılandırıcı boyutunun Montrö Sözleşmesi'nde gedik açmak olduğu açık. Çevre faktörleriyle ve diğerlerini saymıyoruz.

Montrö, Türkiye'nin bölgesel etkililiğini artıran bir anlaşma. Boğaz geçişlerini Türkiye'nin kontrolüne bırakıyor. Bu yönüyle Karadeniz'in güvenliğini de önemli ölçü de Türkiye ile ilişkili hale getiriyor.

Peki, bunu devletimizi yönetenler bilmiyor mu?

Biliyor.

Peki, neden Kanal İstanbul diye tutturuyorlar?

Uzmanlar, İngilizlerin İstanbul'u işgal ettiği yıllarda da aynı konunun gündeme geldiğini ve kanal açılmasının konuşulduğunu söylüyor. Yıllar sonra aynı amaç için ABD'nin devreye girdiği de bilinen bir gerçek. Bu durumda;

- S-400 almayacaksın.

- Ermeni tasarısını kabul edeceksin.

- Doğu Akdeniz'de etkisizleşeceksin.

- Suriye'nin kuzeyinde PYD'yi tanıyacaksın diye dayatan ABD, "Mal varlığını araştırırım ha" açıklamasından sonra acaba "Kanal İstanbul Projenize bayılıyoruz" demiş midir?

 

Yorum Yap
Adınız Yorumunuz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

15 Şubat 2020 Cumartesi 00:00

Şimdi ne olacak?

12 Şubat 2020 Çarşamba 00:00

İktidarın değişmesi lâzım.

10 Şubat 2020 Pazartesi 00:00

7,5 milyona dua ya da ulemanın mantığı?

08 Şubat 2020 Cumartesi 00:00

Siyasi ayağa giden yol

05 Şubat 2020 Çarşamba 00:00

Yeniden ABD ortaklığı mı?