Medeniyetimizden yitirilmiş miraslar

Medeniyetimizden yitirilmiş miraslar

Kaleme aldığı, "Tarihizdeki Muhteşem Mektuplar" ve "Tarihimizi Aydınlatan Belgeler" adlı kitapları büyük ilgi gören E. Başsavcı Necdet Bayraktaroğlu yine farklı bir çalışmayla okurlarının karşısına çıktı. Tarihimizin kıyıya köşeye terkedilmiş hazinelerini günyüzüne çıkarmayı amaç edinen Bayraktaroğlu bu kez "Türk-İslam Kültüründe Yardımseverlik" adlı çalışmasıyla medeniyetimizin yitirilmiş miraslarını bizlere hatırlatıyor. Bayraktaroğlu; Zekat, sadaka, sadaka ve yitik taşı, mola, binek, misafir taşları, zimem defteri, aşevleri, kuş yuvaları, imece, salma ve sebil konularını kitabının merkezi yaparken Hz. Muhammed'in "İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır" hadisinin de altını çiziyor. Kültürel değerlerimizin milletimize ve gelecek Türk nesline aktarılmasının her Türk'ün görevi olduğunu vurgulayan Bayraktaroğlu, kitabı yazma amacını şöyle açıklıyor:

"Tarih boyunca kültür hazinelerini koruyan ve sahip çıkan milletler hem geleceğini güçlü kılar hem de ebedi olurlar. Türk milleti olarak, büyük ve şanlı bir tarihin şeref sayfalarında yaşayan kültür değerleri ile doluyuz. Türk tarihinde önemli yeri bulunan, milli ve dini hatıralarla dolu kültür değerlerimizi gün ışığına çıkarıp, kitabımla Türk insanının bilgisine sunmaya çalıştım. Tarihimizin, dinimizin ve kültürümüzün öğrenilmesinde, iyilik ve yardımseverlik dolu bu değerlerimizin önemi büyüktür. Tarihi temel dinamiklerimiz olan bu değerlerimiz, kudretli bir ecdadın bizlere bıraktığı miraslardır.

Bu kitap, Türk-İslam kültür tarihinin önemli değerlerinden bazılarını gün yüzüne çıkarmak ve insanımızın hayatına kazandırmak için hazırlanmıştır. Bu kültür hazineleri, atalarımızın bizlere birer manevi miraslarıdır. Geçmiş dönemlerde hayatımızda yaşayan, varolan bu eserleri, bu güzel değerleri yaşatan atalarımızın ne kadar yüce bir ruha, karaktere sahip olduklannı okuyunca göreceksiniz. İçindeki konular, neslimize maziden istikbale taşman birer kaynak ve ışık olacaktır.

Ülkesine ve milletine faydalı olmak isteyen her Türk insanı, tarihini ve kültürünü öğrenmeli, milletinin maddi ve manevi değerlerini, asaletini, adaletini, merhametini, inanç ve imanını anlamalı, ilham almalı ve bu kültür miraslarına sahip çıkmalıdır."

Panama Yayıncılık Tel:(0312) 432 14 89

***

Türkçenin gizemli ve derin kökleri

Kelimelerle düşünen insanın, diliyle zihni arasında kuvvetli bir bağ vardır. Zihnimizin kanavasına yerleşen düşünce, dil sayesinde hayat bulurken dil de insanın tarihî macerası içinde gelişerek yeni düşüncelere yol almamızı sağlar. Bu, bilhassa Türkçe için her dilden fazla geçerlidir. Türkçe, kelimenin tam anlamıyla düşünen bir dildir. Başlıbaşına bir duygu, mantık ve felsefe içerisinde şekillenen zihinsel bir birikimle dünyayı tanımlar, anlamlandırır. Prof. Dr. Ali Akar'ın kaleme aldığı "Düşünen Türkçe", anadilimizin kaybolmuş anlam derinlikleri ve söz yapma mantığı üzerine Türkçenin söz ve eklerinden tadımlık denemeler sunuyor, bizi, derinlere kök salmış sözlerin sihirli dünyasına götürüyor. Prof. Dr. Ali Akar çalışması ve kapsamı hakkında şu bilgileri veriyor:

"Bu kitap kökü herkesçe bilinen sözleri değil, anlamları açık olarak bilinmeyen 'gizemli' ve 'derin' köklerin kitabıdır. Bu yüzden gözlük, ayakkabı, yürüyüş, bilgisayar vs. gibi sözleri incelemedik; anla-, saklambaç, kına-, örümcek... gibi derinlere kök salmış sözlerin sihirli dünyasına götürmek istedik sizleri... Bu etimolojilerde kökeninin kolay kolay tespit edilmediği sözlerde Türk dilinin söz yapma, oluşturma mantığı içinde kendi görüşlerimizi, düşüncelerimiz ve tecrübelerimizi devreye soktuk, dilcilerin muhtemel olarak gördükleri ihtimalleri değerlendirerek yorumlamalar yaptık. Bunlar tartışmaya açıktır, fakat yeni belgeler, deliller bulununcaya kadar bizim görüşümüz bu yöndedir.

Bu kitapla aynı zamanda tarihî ve coğrafi bakımdan uzaklaştığımız Asya'nın en kuytu köşelerine selam yollayacağız. Yakutistan'daki 'çakmak'ı Ege kıyılarındaki 'çoveş'le birleştireceğiz. Moğolistan'daki bengü taşlarda gururla okuduğumuz kelimelerin Balkan coğrafyasına kadar uzanan 'iz'lerini takip edeceğiz...

İnsanoğlu doğadan, diliyle birlikte koptu. Eğer, insanlık ve dahi Türkler; yeniden güzellik, aşk, barış, bilgi adına yeni bir hamle yapacaksa, bu, zengin, derin ve bizi biz yapan anlam dünyasıyla mümkün olacaktır; ancak kelimelerimizle yeniden ayağa kalkacağız."

Ötüken Neşriyat Tel:(0212) 251 03 50

***

HAFTANIN KİTABI:

Bir Türkiye sevdalısı...

Gazeteci Kerem Çalışkan, TBMM'in unutulmaz başkanlarından Necmettin Karaduman'ın hayatını "Örnek Bir devlet Adamı Necmettin Karaduman" adıyla kitaplaştırdı. Türkiye'nin demokrasi, özgürlükler ve temiz siyaset kavgasında iz bırakan onurlu bir isim olarak kabul edilen Necmettin Karaduman; hem örnek bir devlet adamı hem siyasetçi. Henüz 10 yaşındayken Trabzon'da Atatürk ile karşılaşan, onun konuşmalarından etkilenen ve 45 yıl sonra TBMM Başkanı olarak Atatürk'ün koltuğuna oturmayı başaran Küçük Necmi'nin olağanüstü öyküsü. Bir Trabzon delikanlısının, dik duruşlu, boyun eğmeyen, tok sözlü değerleriyle verdiği tavizsiz hayat kavgası. Kaymakamlık, Mülkiye Müfettişliği, Valilik görevlerinden sonra siyasete attığı ilk adımda Meclis Başkanlığı'nı üstlenmesi. Türkiye'nin askeri rejimden tekrar parlamenter sisteme dönüşünde kritik ve kilit bir rol alması. Politikada ve toplumda 'Tek Adam' sistemine karşı çıkarak, tabandan tepeye demokrasiyi savunarak, panel ve konferanslarla toplumu aydınlatma çabası. 90 yaşına kadar mücadele ile geçen fırtınalı bir yaşam. Necmettin Karaduman'ın yaşam öyküsü genç kuşaklara, her şart altında ahlak, fazilet, demokrasi, özgürlükler ve halk egemenliğini savunan bir Türkiye sevdalısının sıradışı macerasını anlatıyor.

Tarihçi Kitabevi Tel:(216) 418 68 86

***

Hep yazarak geçen ömür

İlk kitabı 1978'ye yayımlanan İbram Erdem, günümüze kadar uzanan edebiyattaki yolculuğunu "Kırkyıl (1978-2018)" adlı yeni kitabında okurlarıyla paylaştı.

Altmışı aşkın öykü, roman, şiir, deneme, inceleme, oyun, dergi ve gazete yazılarına imza atmış olan İbram Erdem'de şiirin yeri daha başka.

"Şair olacaksam Türk şiirinin bugününe dek sesini, rengini, ritmini, duygusunu algılamalıyım" diyerek yola çıkan İbram Erdem'in Yunus Emre'den başlayarak tüm şairleri okuduğu biliniyor.

"Bu ustalar nasıl yazdılar?" sorusuna cevap ararken harcadığı olağanüstü emek onu "Kırkyıl"a taşıyor.

 

Barış Kitap Tel:(0312) 435 29 69

***

KÜTÜPHANEMDEN:

"Biz biteceğiz, İstanbul hiç bitmeyecek..."

Takvimler 1985'i gösterirken usta kalem Çetin Altan'ın "2027 Yılının Anıları" adlı kitabı okurla buluşur. 1927 doğumlu Çetin Altan'ın 100. yaşında ülkesine dair öngörüleri, kitabın 2027 Türkiyesine odaklanmasının ana sebebi olarak görülmekte. Altan, "1927'de doğanlar 100 yaşına bastıklarında nasılbir Türkiye'de yaşayacaklar? Geçmişi nasıl anımsayıp değerlendirecekler?" sorularının cevaplarını arıyor. Kitabın arka kapak yazısında ise şu ifadelere yer veriliyor:

"2027 Yılının Anılan''nda, bu merakın trampleninden fırlamış sorular, çengel çengele tutunup fütirist tablolar çiziyor... Kırk iki yıl sonra -ki çok da uzak sayılmaz- bakalım ne kadarı gerçekleşmiş, ne kadarı düşler fantazisinin bahçesinden çıkamamış olacak?"

Özgür Yayın Dağıtım etiketini taşıyan bu fütirist çalışma, Çetin Altan'ın "Al İşte İstanbul" yapıtıyla birlikte okura sunulmuş. Kitabın ilk bölümünde 2027'nin İstanbul'u, ikincisinde (1985'e göre) 20 yıl öncesinin İstanbul'u var... 2027'de her ikisini birden o günün İstanbul'uyla karşılaştırmanın ne kadar keyifli olacağını hayal eden Altan 1965'te yazdığı "Al İşte İstanbul" kitabını zaten şöyle bitirmiş:

"O zaman hem açıkgözlerin körlüğünü, hem de gözü açılmamışların uyanışını görecekler ve gelecekteki İstanbul'larda çok daha mutlu yaşayacak insanlara kendi devirlerinin kötü acılarından insanlık adına bir özür selamı yollayacaklardır. Yaşarken yazdığımız İstanbul elbette burada bitmedi... Yaşadığımız ve yazdığımız sürece de bitmeyecek, Sonunda biz biteceğiz, o bitmeyecek. Hiç, hiç, hiç bitmeyecek..."

                                                                                                                                            (Ahmet Yabuloğlu)