Normal hiç bu kadar anormal olmamıştı

Normal hiç bu kadar anormal olmamıştı

Türkiye''nin, Ermenistan''la başlattığı yeni "normalleşme" sürecini takip eden var mı?

Kendi adıma, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu''nun, Aralık ayında TBMM''deki bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmada "Yakında" diyerek işaret ettiği andan, üç gün öncesine, iki ülke özel temsilcilerinin Moskova''daki ilk resmî görüşmesine kadar merakla takip ediyordum.

Ne olacaktı?

Nasıl olacaktı?

Bir de tabii neden olacaktı!

***

"Normalleşme" yani "normalleşmek işi"; "normal duruma gelmeye" karşılık geliyor Türkçede.

Sözcük anlamına istinaden "Kurallara uygun, olağan, aşırılığı olmayan" bir çerçeve bekliyor insan "normal" dendiğinde (haliyle).

"Kurallara uygun" denince de, hemen, ilk aklıma gelen; Ermenistan, 1921''de, Sakarya Zaferi''nin kazanılmasından sonra imzalanan ve Azerbaycan, Gürcistan''la beraber kendisinin de imza attığı Kars Anlaşması''na uyacak mıydı mesela bu kapsamda?

"Normal" olan imza attığı anlaşmaya uyması ya, o açıdan!

***

Türkiye''nin, bu anlaşmayla "kesinleşen" doğu sınırını, dolayısıyla "toprak bütünlüğünü" tanıyacak mıydı?

Resmî armasının tam göbeğinde bulunan ve sayısız kurum/kuruluş tarafından hâlâ kullanılan "Ağrı Dağı" sembolündeki ısrarını bırakacak mıydı?

Karabağ ve Nahçıvan''la birlikte Doğu Anadolu''nun bir bölümü ile Doğu Karadeniz''i içine alan, hatta kimi haritalarda Akdeniz''e kadar uzanan "Büyük Ermenistan" iddiasını unutacak mıydı?

O haritaları toplatacak mıydı?

Ermenistan''ı "Büyük Ermenistan''ın çekirdeği" sayıp, Türkiye Cumhuriyeti''nin bir bölümü için "tarihî vatan toprakları" diyerek "bir gün geri alma(!)" planları yapmaktan vazgeçecek miydi?

Ermenistan''ı yönetenler, yönlendirenler bu tür müzakereleri, zaman içinde "Yeni bir resmî sınır çizme" fırsatı olarak dayatmak densizliğini tekrarlamayacak mıydı?

"Tanrı er ya da geç gitmemiz gereken ülkeyi korusun,

Aşkla ya da kılıçla, er ya da geç gitmeliyiz,

Ağrı Dağı''na er ya da geç bayrağımızı koymalıyız,

Sırayla ya da beraber, er ya da geç gitmeliyiz" diye şarkılar söylemeyecekler miydi artık?

"Batı Ermenistan" diyerek Türkiye''yi hedef gösteren çizgi filmlerle, çocuklarının beyinlerini düşmanlıkla yıkacaklar mıydı? Aynı minvaldeki eğitim müfredatlarını değiştirecekler miydi?

Ve tabii…

Soykırım iftirasını geri alacaklar mıydı?

***

Karabağ''ın bir bölümünde halen devam eden "tanınmış işgal(!)"e gelmedim bile bakın daha!

Sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti''nin direkt muhatap olduğu "anormallikleri" sıralıyorum…

***

Hayır.

Hiçbiri olmayacakmış.

Türkiye''nin eski Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç ile Ermenistan Parlamentosu Başkan Yardımcısı Ruben Rubinyan arasındaki ilk görüşmeden çıkan sonuç "tam normalleşme" için müzakerelerin "ön şartsız" olarak sürdürüleceğiymiş.

Türkçesi:

Türkiye, kapıları açmayı, çalışanların statüsünü, diplomatik ilişkiyi her şeyi konuşacak, belki anlaşacak ama yukarıda sadece bir kısmını sıraladığım ve "millî tehdit" de olan konuların hiçbirinde "geri adım" talep etmeden!

Neden?

***

Türkiye, Ermenistan''la "normalleşme"ye çok mu muhtaç halde ki bu denli tarihi bir tavizi peşinen kabul ederek oturuyor masaya!

Kimilerine göre "Türk Dünyası''nı bağlayan ve Ermenistan sınırları içinden geçen Zengezur Koridoru''nun işlevselliği açısından "Evet, Türkiye Ermenistan''la ilişkilerini mutlaka normalleştirmeli."

Ermenistan dediğiniz, kendi kararlarını kendi alıp, kendi uygulayabilen, nispi bağımsızlığa sahip bir ülke olsa belki; ama Rusya''nın peyki!

Rusya''nın çelme takması sonucu yarım kalan Karabağ''ın temizlenmesi sürecinde imzalanan anlaşma uyarınca Zengezur Koridoru''nun denetimi Rusya''da olduğuna göre, anlaşma sona erdiğinde dahi Ermenistan''ın bölgede Rusya''ya rağmen, siyasi belki ama askerî bir hamle yapması neredeyse imkânsız olduğuna göre, Türkiye''nin bu konudan doğan nasıl bir mecburiyeti olabilir ki!

 

MHP ne diyor bu işe?

Ermenistan''la, Ermenistan bütün haksız itham, iftira, tez ve iddialarından vazgeçip, bunlardan vazgeçtiğini de resmî olarak ilan etmeden kurulacak bir "normal ilişki(!)", Türkiye Cumhuriyeti''nin birlik, beraberlik ve bütünlüğüne karşı bin darbe tehlikesinde olabileceğinden hatırlatmak istedim.

Abdullah Gül''ün Cumhurbaşkanlığı''nda başlatılan "Ermeni Açılımı"na, MHP, haklı olarak şu gerekçelerle karşı çıkmıştı:

-              Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin normalleştirilmesinin önündeki engellerin, Ermenistan''ın uluslararası hukuka aykırı talep, politika ve uygulamalarından kaynaklandığı çok iyi bilinmektedir. İki ülke arasında diplomatik ilişki kurulması, bunun zemininin ve dayanacağı ilkelerin açık ve somut olarak ortaya konulmasını gerekli kılmaktadır. Ermenistan iki ülke arasındaki sınırı belirleyen 1921 Kars Antlaşması''nın ve bundan kaynaklanan yükümlülüklerinin geçerli olduğunu açıkça tanımaya yanaşmamaktadır… Ermenistan, Türkiye''nin toprak bütünlüğünü sorgulamakta ve Doğu Anadolu topraklarına Batı Ermenistan olarak atıfta bulunmaktadır. Ağrı Dağı''nı da resmî devlet amblemi olarak kabul etmiştir. Bu toprak talepleri Anayasa hükmü haline getirilmiştir. AKP hükümetinin kabul ettiği protokollerde Ermenistan''ın bu konularda Anayasa''sının ilgili hükümlerini gözden geçirerek uluslararası hukuka uygun hale getireceğine ilişkin somut bir yükümlülük yer almamaktadır… AKP hükümetinin böyle bir zeminde Ermenistan''la başlatmayı kararlaştırdığı süreç, Türkiye''nin millî çıkarlarına aykırıdır, hukuki ve siyasi meşruiyetten yoksundur…

***

Yeni sürecin de "ön şartsız" yürütüleceği ortaya çıktığına göre şart değişmedi. Bakalım bir kere daha "Dur" diyecek mi, dahası geçmişe göre daha yetkin bir pozisyonda bulunduğuna göre durdurabilecek mi bu tehlikeli gidişi?

Yazarın Diğer Yazıları