Yeni Çağ Gazetesi

ÖZETLE İDLİB MESELESİ...

11 Eylül 2018 Salı 00:00

Ülkenin ekonomik sıkıntıları başından aşkın... Dolar, enflasyon, pahalılık, fakirleşme almış başını gidiyor. Ama herkesin derdi Suriye'de bir kent: İdlib. Türkiye'ye de komşu bu kent, siyasi ve askeri açıdan stratejik öneme sahip...

İdlib Kenti

İdlib, Suriye'nin kuzeybatısında Hatay'a 130 kilometre sınırı olan bir kent. Birleşmiş Milletler'e göre İdlib ve civarında 3,9 milyon insan yaşıyor.

BM'nin ve Suriye rejimi muhaliflerinin terörist olarak kabul ettiği ne kadar örgüt varsa hemen hemen hepsi bu bölgede toplanmış durumda. Halep'in, Guta'nın, Dera'nın düşmesi ile birlikte, silahlı muhalefet aileleriyle birlikte İdlib'e çekilmiş. Nüfusun 750 binden 3 milyon civarlarına yükselmesinin sebebi de bu.

Kentin yüzde 60-70'ine 24 Temmuz 2017'den itibaren El Kaide'nin Suriye uzantısı El Nusra'dan kopan Heyet Tahrir-el Şam (HTŞ) isimli örgüt hakimiyet kurmuş durumda. Örgütün nüfusu 15 bin kadar. Türkiye'nin 31 Ağustos 2018'de terör örgütleri listesine aldığı örgüt, BM, ABD ve Rusya'nın da terör örgütleri listesinde yer alıyor.

HTŞ'nın dışında da, bölgede pek çok örgüt var. Bunlardan biri, Huraşiddin. Huraşiddin hâlâ El Kaide'ye bağlılığını sürdüren bir terör örgütü.

Bölgede bulunan bir diğer radikal cihatçı grup, sayıları 4 bini bulan, Uygurluların oluşturduğu "Türk İslam Partisi" üyeleri.

IŞİD, Çeçen ve Dağıstanlı radikal gruplar da yine az sayıda olsalar da bölgede varlığı bilinenlerden...

Peki, bölgede yalnızca bu örgütler mi var? Hayır... İdlib, yaşamsal faaliyetlerin devam ettiği, okulların ve hastanelerin bulunduğu bir kent. Ancak bu siviller orada teröristler tarafından dört bir yanı çevrilmiş, adeta 'esir' durumdalar...

Diğer ülkeler ve İdlib

Beklenilenin geçen hafta gerçekleşmesiyle, Rusya savaş jeti bu kenti vurdu. Suriye Rejim güçleri de onlara destek verdi... Tabii bu henüz çok küçük ve sınırlı bir müdahale ancak hafife alınmayacak önemde. Türkiye başta olmak üzere, bir çok ülkeyi yakından ilgilendiriyor bölgede yaşananlar.

Rusya, İran, Çin, Suriye bir yanda; ABD, İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri öte yanda.

Rusya başlattığı operasyonda kararlı... İdlib'in Suriye toprağı olduğu, teröristlerin bölgeden temizlenmesi ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü sağlaması görüşünde. Suriye'de yer alan deniz ve hava üssünün güvenliğini sağlamanın ve Suriyeli sığınmacıları ülkelerine döndürmenin peşinde.

İran, Rusya'yla aynı paralelde... Suriye'de tutunma peşinde... Korkusu, Suriye'de olası bir yıkımdan sonra sıranın kendisine gelmesi... İdlib, İran'ın Suriye üzerinden Lübnan'a kadar uzanan Şii koridorunu kesen bir bölgede.

Çin, aslında 'tamamen' kendi derdinde... İdlib'deki "Türkistan İslam Partisi" üyelerinin, Çin'e dönmesinden korkuyor. Grubu yok etmek için de, Suriye'deki operasyona destek veriyor.

Suriye'nin amacı toprak bütünlüğünü koruyup, yeniden egemenlik kurabilmek... Bu sebeple de muhalif grupları ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Gelelim ABD ve destekçilerine... ABD operasyona kesinlikle karşı çıkıyor. İsrail'in güvenliği için Suriye'nin parçalanması işine geliyor. Tabii, bir diğer amaç da, Kuzey Suriye üzerinden Akdeniz'e ulaşmayı kolaylaştırmak...

Türkiye ve İdlib

Türkiye, İdlib'e müdahale edilmesini istemiyor. Resmi açıklama, bölgedeki sivil nüfus yoğunluğu, yani sivilleri korumak...

Ancak sivillerin korunması için aslen bölgenin teröristlerden temizlenmesi gerek.

Türkiye, bunun için, operasyon şeklinde bir çözümden ziyade, teröristleri muhalif gruplara katılmaya ikna etmek şeklinde bir çözümden yana... İkna olmayanlar için noktasal operasyonlar öneriyor... Ancak bunu sağlamak için de Esad'ı muhatap almak, Şam yönetimi ile iş birliği yapmak şart.

İdlib meselesinin çözümü için yapılması gereken, Suriye rejimi ile masaya oturmaktır. Aksi halde bölge, Türkiye'nin güvenliği için daha da tehlikeli hal almaya devam edecektir.

Tabii burada, yalnızca bizim, Rusya'nın ya da İran'ın kararları değil, Amerika ve destekleyicilerinin kararları da büyük önem arz ediyor...

Artık öğrendik ki, İdlib'de her an her şey olabilir...

İlk yorum yazan siz olun
Adınız Yorumunuz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

18 Kasım 2018 Pazar 00:00

Atatürk'e hakaret suçu ve cezası

13 Kasım 2018 Salı 00:00

Halkın yakınmalarını duyan yok mu?

11 Kasım 2018 Pazar 00:00

Atatürk'ü an(la)mak!

06 Kasım 2018 Salı 00:00

Andımız'a "Fransız kalanlar"