Yeni Çağ Gazetesi

TOPLUMU KİM HASTA EDİYOR?

07 Aralık 2019 Cumartesi 00:00

Benim ülkemde toplumsal travma ve patoloji yaşanıyor. İnsanlar arasında halk deyimi ile "arızalar" arttı. Peki, artan toplumsal patolojiye kim bakıyor? Bu derin travmayı çözmek kimin, hangi yönetimin görevi?

Eğitimin mi?

Sağlığın mı?

Meclis'in mi,

Hükümetin mi?

Kimin?

Okullara gidin, sınıflara girin, bakın bakalım ne manzara göreceksiniz.

- Disleksi (öğrenme güçlüğü),

- Hiperaktivite,

- Otizim (sosyal ilişki kuramama bozukluğu)

- Zeka geriliği vd.

Bunların tamamı kaynaştırma eğitimi adı altında aynı sınıfta. Her birinin ayrı öğrenme güçlüğü sorunu olan bu grupları tek sınıfta normal öğrencilerle bir arada tuttunuz mu, öğretmeni kaça bölmüş olursunuz varın siz hesaplayın.

Elbette tek neden sınıfların karışık olması değil. Öğrenmeye ayrılan zamanın, öğretmeye ayrılan zamanla doldurulup doldurulmadığı da değil. Asıl sorun ve patoloji, özür gruplarındaki sayısal artış. Toplumda psikopat, sosyopat, algı düşüklüğü olanların sayısı arttı. Okullar ve sınıflar bunun somut göstergeleriyle dolu. Türk toplumu gittikçe  yavaş yavaş eriyor ve hastalanıyor.

Asıl sorun bu.

Bunu neden kimse görmüyor ya da görmek istemiyor. Halbuki sosyal yaşam mesajları, açık ve net bir biçimden toplumun hastalandığını, sosyal bünyenin derin bir yara aldığını hepimizin yüzüne haykırıyor.

Kadın cinayetlerine bakın.

Sadece geçen yıl 400 kişiden fazla cinayet işlenmiş.

İntiharlar..

Cinsel sapmalar.

Basına yansımayan ensest ilişkilerin saldırganlık düzeyinde yaşanan artışlar. Aile içinde üstü örtülen, dışarı sızdırılmayan sessiz çığlıklar. Burada yaşanan psikolojik yıkım.

Genç evliliklerdeki boşanma sayısındaki artış.

Evden kaçanların, kocasını-karısını aldatanların tv ekranlarından anlattığı dudak uçuklatan hikayeler…

Daha saymaya gerek var mı?

İşte toplumsal patoloji ve büyük travma bu.

Ne yazık ki, bu sesleri yetkililerden kimse duymuyor. Çare düşünmüyor. Daha fazla artmaması için önlem almıyor. Herkes kulaklarının üzerine yatmış olup biteni seyrediyor. İktidara göre bunun çaresi çok basit. Herkesi imam hatibe kayıt edersin, eğitim sonunda sorun biter.

Zeka geriliğini imam-hatip eğitimi ile düzeltebilir miyiz?

Otistik, imam-hatip okursa normale döner mi?

Döner diyorsanız, sorun yok. Devam edin. Ama dönmez. Öyle ise, sorunun çözümü dini eğitim değil. Başka bir şey..

Köyden kente göç, göçün zorunlu sorunu olarak ortaya çıkan kentleşme sorunları, sosyal uyumsuzluğu tetikliyor. Uyumsuz ortamların doğurduğu çocuklar, okul sıralarına geliyor, sokaklara dağılıyor, hayata atılma mücadelesi veriyor ve bu mücadelenin ekonomik karşılığını bulamıyor. Acımasız ve oldukça sert bir işsizlik duvarına tosluyor. Ve ne yazık ki buradan çıkamıyor.

Hayal kuramıyor.

Gelecek öngörüsü yapamıyor.

Çaresizlik bütün ülkeyi akşam karanlığı gibi sarıyor.

Hatalı ilaç kullanımı, kötü gebelik süreci, tarım ürünlerindeki katkı maddeleri, hava kirliliği, genetiği ile oynanmış gıdalarla biz Türkleri; zombilere mi, akılsızlara mı, otistiklere mi dönüştürüyor soran izleyen, araştıran var mı?

 

Yorum Yap
Adınız Yorumunuz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

15 Şubat 2020 Cumartesi 00:00

Şimdi ne olacak?

12 Şubat 2020 Çarşamba 00:00

İktidarın değişmesi lâzım.

10 Şubat 2020 Pazartesi 00:00

7,5 milyona dua ya da ulemanın mantığı?

08 Şubat 2020 Cumartesi 00:00

Siyasi ayağa giden yol

05 Şubat 2020 Çarşamba 00:00

Yeniden ABD ortaklığı mı?