Yeni Çağ Gazetesi

Zeki Müren kimdir? Sanat Güneşi lakabı nereden gelmiştir? Zeki Müren'in hayatı

Yaşamı boyunca 600'ü aşkın plak ve kaset dolduran , ilklere ve gişe rekorlarına imza atan sanatçı Zeki Müren 24 Eylül 1996'da kalp yetmezliği sonucu vefat etti. Birçok beste ve şarkı sözünü geride bırakan Sanat Güneşi 24. ölüm yıl dönümünde saygıyla anılıyor. Peki Zeki Müren kimdir?

24 Eylül 2020 Perşembe 08:50

Zeki Müren kimdir? Sanat Güneşi lakabı nereden gelmiştir? Zeki Müren'in hayatı

Türk sanat müziğinde önemli bir yeri olan sanatçı Zeki Müren’in vefatının üzerinden 24 yıl geçti. Besteci, söz yazarı, yorumcu ve oyuncu Müren, Üsküp’ten Bursa’ya göç eden Kaya ve Hayriye Müren çiftinin tek çocuğu olarak 6 Aralık 1931’de dünyaya geldi.

Bursa’da Tophane Mahallesi’nde dünyaya gelen sanatçı, yaptığı bir açıklamada, ailesine ve dünyaya geliş hikayesine dair şunları anlatmıştı: “Uludağ eteklerine ikinci kar çoktan düşmüş. Bursa, sıfırın altındaki gecelerinden birisini yaşıyor. Dedem Hacı Mehmet Efendi, göbeğim kesildikten sonra o güzel sesiyle minicik kulaklarıma ilk ninniyi söylemiş, ‘Oğlan oğlan boynuma dolan. Kolum sana yastık, saçlarım yorgan.’ Sabah ezanı okunurken saat beşte dünyaya gelmişim. Rahmetli babaannem, ‘inşallah başarılı ve zeki bir çocuk olsun’ diyerek adımı Zeki koymuş. Ortapazar Caddesi’nde oturanlar, o sabah ebemin sevinç çığlıklarına koşmuşlar. Güzel sesli dedem Mehmet Efendi çok ünlü bir hafızdı. Her gün Şehadet Camisi’ne gider, ezan okurdu. O ezan okurken, herkes sokaklara dökülür, tüyleri ürpererek dinlerdi onu. Babam Kaya Müren ise Bursa’nın en iyi giyinen erkeğiydi. Yaz-kış demeden ölünceye kadar o takım elbisesini ve kravatını hiç çıkarmadı. Babaannem, uzun beyaz entarisini üzerinden hiç çıkarmaz, saçları hep topuzlu dolaşırdı. O yüzden adı ‘Temiz Hayriye’ye çıkmıştı.”

Zeki Müren, ilk musiki nağmelerini sesinin güzelliğiyle tanınan dedesi Şehadet Camisi müezzini Bıçkıcı Mehmet Efendi’den duyarak, 3 yaşında şarkı söylemeye başladı. Alfabeyi annesinin yardımıyla 5 yaşındayken öğrenen sanatçı, ilk ve orta öğrenimini Bursa’da tamamladı. Yeteneği henüz ilk okuldayken öğretmenleri tarafından fark edilen Müren, ilkokulda bir piyeste çoban rolünü canlandırdı.

Müren, evinin bahçesindeki sardunyalı havuzun başında mahalleli için henüz çocukken ilk kez sahne almaya başladığını anlattığı bir konuşmasında, şu bilgileri aktarmıştı: “Ortapazar Caddesi’ne her yaz çadır tiyatroları gelir, boş arsalardan birine kurulurdu. Bayılırdım o çadır tiyatrolarına. Babama hep yalvarırdım, ‘Ne olur önden bilet al’ diye. Benim hatırım için evdekiler iki gecede bir çadır tiyatrosuna taşınırdı. Sahneye önce bir saz heyeti çıkardı. Ardından şarkıcılar sırayla sahne alırdı. Oturduğum yerden onlarla birlikte mırıldanır, şarkılar söylerdim. Hele hele çadırın assolisti çıktığı zaman nefesim kesilirdi, heyecandan yerimde duramazdım. Sahne kokusunu ilk defa çadır tiyatrosundaki şarkıcıları izlerken hissettim. Ne garip bir kokuydu o. Şarkıcıların süründükleri esans, yaptıkları makyaj, hatta sahnenin arkasındaki tuvaletten yayılan koku! Bu rutubetli kokuyu ciğerlerimin ta derinliklerine kadar teneffüs ederdim. Ben o günlerde koyu bir Müzeyyen Senar hayranıydım. Müzeyyen Hanım’ın evimizde her plağı vardı. Okul dönüşü o plakları dinler, sonra ilk dersleri almaya başladığım Bursalı tambur üstadı İzzet Gerçeker Beyefendi ile Müzeyyen Hanım’ın şarkılarını birlikte geçerdik.”

İLK ESERİNİ 1949’DA KALEME ALDI… 

Ailesini ikna ederek lise eğitimi için İstanbul’a gelen Müren, 1946’da İstanbul Boğaziçi Lisesinde yatılı eğitime başladı.

Sanatçı, “Zehretme hayatı bana cananım, Elemlerle doldu benim her anım, Kederimle yanıp sönse de canım, İnan ki ben sana yine hayranım” adlı acemkürdi makamındaki ilk eserini 1949’da Bursa’da kaleme aldı. Eser, Suzan Güven tarafından TRT radyosunda seslendirildikten sonra dikkat çekti. Boğaziçi Lisesi’nde müzik dersleri veren bestekar Şerif İçli ve Kadri Şençalar’ın derslerini takip eden Müren, lise son sınıftayken Şükrü Tunar’ın “Bir Muhabbet Kuşu” adlı eseriyle ilk plağını doldurdu. Edebiyat ve resim sanatına da ilgi duyan Müren, yönetmen Arşavir Alyanak’ın babası Agopos Efendi ile Udi Krikor’dan da dersler alarak musiki eğitimini sürdürdü.

Usta sanatçı, olgunluk imtihanlarını pekiyi dereceyle vererek, 1950’de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisine (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) girdi. Yüksek Süsleme Bölümü Sabih Gözen atölyesinden birincilikle mezun olan Müren, öğrencilik yıllarından başladığı desen çalışmalarını, pek çok kez açtığı sergilerle sanatseverlerin beğenisine sundu.

Üniversiteye girdiği yıl TRT İstanbul Radyosu’nun açtığı ve 186 adayın katıldığı solistlik sınavını birincilikle kazanan Zeki Müren, 1 Ocak 1951’de İstanbul Radyosu’nda canlı yayımlanan bir programda ilk radyo konserini verdi. Bu konserde kendisine eşlik eden saz ekibi arasında Hakkı Derman, Serif İçli, Şükrü Tunar, Refik Fersan ve Necdet Gezen yer aldı.

GİŞE REKORLARI KIRAN İLK FİLM… 

Zeki Müren, başarılı geçen ilk konserin ardından radyolarda düzenli ve birçoğu canlı olmak üzere 15 yıl boyunca eserler seslendirdi.

Sanatçı 1954’te “Beklenen Şarkı” adlı filmle ilk kez sinemada görünürken bu filmde Türk sinemasının ilk kadın yönetmeni Cahide Sonku ile başrolü paylaştı. Müren’in 10 bestesinin de yer aldığı müzikal film, sanatçıyı görmek isteyenlerin ilgisi sonucu gişe rekorları kırdı.

Türk sinemasında 17 filmde başrol oynayan sanatçı, sektörde en yüksek rakamlı sözleşmelere imza attı, 1955’te Arena Tiyatrosu’nun “Çay ve Sempati” adlı oyununda da başrol oynadı.

Müren’in oynadığı filmlere genellikle, “Berduş”, “Hayat Bazen Tatlıdır”, “Altın Kafes”, “Bir Yaz Yağmuru” gibi, kendi bestelerinin adı verildi. Dönemin en popüler, aranılan sesi ve yüzü olan Müren, ilk sahne konserini 26 Mayıs 1955’te verdi. Sanatçı, aynı yıl “Manolyam” şarkısıyla Türkiye’de ilk kez verilen Altın Plak Ödülü’nü kazandı.

Zeki Müren, gördüğü ulusal ilginin yanında uluslararası alanda da dikkati çekerek, 1976’da Londra’daki Royal Albert Hall’da konser verdi ve bu salonda sahne alan ilk Türk sanatçı oldu. Müren, Maksim Gazinosu sahnelerinde, aralıksız 11 yıl Behiye Aksoy ile dönüşümlü sahne aldı.

Yaşamı boyunca 600’ü aşkın plak ve kaset dolduran sanatçı, 1991’de “Devlet Sanatçısı” seçildi. “Şimdi Uzaklardasın”, “Manolyam”, “Bir Demet Yasemen”, “Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin” ve “Elbet Bir Gün Buluşacağız” gibi birçok sevilen esere imza atan Müren, aynı zamanda kurallı şekilde Türkçe konuşmaya özen göstermesiyle biliniyordu.

SON KONSERİNİ BODRUM KALESİ’NDE VERDİ… 

Sanatın birçok alanında başarılı yapıtlar veren Müren, farklı zamanlarda yazdığı şiirlerini bir araya getirdiği, “Bıldırcın Yağmuru” adlı eserini 1965’te kitap ve kaset olarak sanatseverlerin beğenisine sundu.

Zeki Müren, 1980’de Kuşadası’nda kalp spazmı, ardından da 1983’te Paris’te kalp krizi geçirdi. Sahnelerden uzaklaşarak Bodrum’a yerleşen sanatçı, son konserini ise 1984’te geliri antik tiyatronun restorasyonuna harcanmak üzere, Bodrum Kalesi’nde verdi.

Mal varlığını Türk Eğitim Vakfı ile Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı’na bağışlayan usta sanatçı, Ajda Pekkan, Muazzez Abacı ve Muazzez Ersoy’la düetlerin yer alacağı 7 şarkıdan oluşan yeni kasetini tamamlayamadan, TRT’nin İzmir Radyosu stüdyolarındaki canlı yayında, 24 Eylül 1996’da kalp yetmezliği sonucu vefat etti.

"Sanat Güneşi" olarak anılan sanatçı, Maksim Gazinosu sahnelerinde aralıksız olarak 11 yıl Behiye Aksoy ile dönüşümlü olarak sahne aldı.

Sanatçının en sevdiği şarkı Selahattin Pınar'ın "Yalnız benim ol, el yüzüne bakma sen" eseriydi.

DOĞUM TARİHİ HER YIL "TÜRK SANAT MÜZİĞİ GÜNÜ" OLARAK KUTLANIYOR

Sayısız kurum ve kuruluş tarafından yüzlerce ödüle değer görülen sanatçının Bodrum'daki evi, vefatından sonra Kültür ve Turizm Bakanlığınca müzeye dönüştürüldü.

Zeki Müren'in vefatının ardından oluşturulan Türk Eğitim Vakfı (TEV) Zeki Müren Fonu'ndan bugüne kadar, 73 şehirde öğrenim gören 3 bin 31 kişiye burs sağlandı. Burs fonundan ayrıca 2018-2019 öğrenim yılı boyunca 231 öğrenci yararlandı.

TEV ve TSK Mehmetçik Vakfı tarafından 2002'de Bursa'da sanat üzerine eğitimler verilen Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi yaptırıldı.

Sanatçının albümleri şöyle:

"Senede Bir Gün" (1970), "Pırlanta 1" (1973), "Pırlanta 2" (1973), "Pırlanta 3" (1973), "Pırlanta 4" (1973), "Hatıra" (1973), "Anılarım" (1974), "Mücevher" (1975), "Güneşin Oğlu" (1976), "Nazar Boncuğu" (1977), "Zirvedeki" (1977), "Sükse" (1978), "Kahır Mektubu" (1981), "Eskimeyen Dost" (1982), "Hayat Öpücüğü" (1984), "Masal" (1985), "Helal Olsun" (1986), "Aşk Kurbanı" (1987), "Gözlerin Doğuyor Gecelerime" (1988), "Ayrılık İşte (1989), "Karanlıklar Güneşi" (1989), "Şarkılar" (1989)", "Dilek Çeşmesi" (1989), "Bir Tatlı Tebessüm" (1990), "Doruktaki Nağmeler" (1991), "Sorma" (1992)."

İlk yorum yazan siz olun
Adınız Yorumunuz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.