Müzakereler seçimin sonrasına kalmalı!

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı'nın, Barış Pınarı Operasyonu'nu hedef alan açıklamalarının ardından gerilen Türkiye-KKTC ilişkilerini, Başbakan Ersin Tatar tamir yoluna gitmiştir. Tatar, Lefkoşa'da ve gittiği Anamur ile Hatay'da  yaptığı açıklamalarda Akıncı'nın söylediklerinin sadece kendisini bağladığını, Kıbrıs Türkünün çoğunluğunun kahraman Mehmetçiğin arkasında, destekçisi ve duacısı olduğunu anlatarak Akıncı'nın Kıbrıs Türkünün iradesini kesinlikle temsil etmediğini anlatmıştır.

Akıncı, Türkiye ile kriz yaratarak Türkiye'ye sıcak bakmayan ana muhalefet partisi CTP'lilerin oylarını alma peşindedir. Bu amaçla yarattığı gerilimi anlaşılacağı üzere cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası için kullanmaktadır. Geçtiğimiz günlerde, Akıncı, MHP Genel Başkanı Bahçeli ile de polemiğe girmiş birkez daha KKTC-TC ilişkilerini germiştir. Akıncı'nın Kıbrıs Türküne verdiği zarar büyüktür ve görev süresi sonlanmadan daha fazla zarar vermemesi için tedbirlerin alınması gereklidir.

Akıncı'ya Avrupa ve ABD desteği!

Akıncı'nın yeniden seçilmesini isteyen Avrupa Birliği ile ABD, yeni bir müzakere sürecinin başlaması için planlar yapmaktadır. Bu amaçla BM Genel Sekreteri'ne verilen talimatla, 25 Kasım'da Berlin'de 3'lü bir görüşme ayarlanmıştır. Taraflar arasında ortak bir vizyon yok iken, müzakerelere ışık tutacak, rehberlik edecek referans şartları belirlenmeden liderlerin BM Genel Sekreteri ile buluşmaları anlamsızdır ve çözüme hizmet etmeyecektir. 3'lü görüşme ile Akıncı'nın seçim kampanyasına destek verilmesi hedeflenirken, buluşmanın Berlin'de yapılmasıyla da, bölünmüş Berlin'in birleşmesi gibi, Kıbrıs'ın da birleşmesinin hedeflendiğinin mesajı verilmek istenmektedir.

Geçtiğimiz günlerde, BM Genel Sekreteri Guterres iki liderden, kendi pozisyonlarını ve tezlerini ortaya koyan BM Güvenlik Konseyi'ne ulaştıracağı mektup talep etmiştir. Akıncı, herzaman olduğu gibi ne Hükümet, ne Meclis ne de Türkiye ile istişare etmeden kendi kafasına göre sözkonusu mektup belgeyi hazırlayıp göndermiştir. Bu mektupla Akıncı'nın ortaya koyduğu ve Kıbrıs Türk tarafının görüş ve çözüm doğrultusundaki taahhütlerini içeren 'yeni belge'  rahatsız edicidir. Akıncı'nın Kıbrıs Türkünün iradesini yansıtmayan birtakım görüşleri BM'ye aktararak Kıbrıs Türkünü yeni maceralara zorlaması oldukça tehlikelidir. Akıncı, sözkonusu belge mektubu açıklamalıdır.

Çavuşoğlu oyuna gelmemeli!

Anavatan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Anadolu Ajansı Editör Masası'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı. Çavuşoğlu, Kıbrıs sorunu konusunda da önemli açıklamalarda bulundu; bazı konuları tekrarlamış olsa da Rum-Yunan ikilisine gerekli mesajları verdi. Ne varki Çavuşoğlu'nun açıklamalarında hemfikir olmadığım hususlar vardır.

Çavuşoğlu açıklamasında, Rum tarafının çözüm istemediğinin altını çizmesine rağmen hala yeni süreçlerden bahsetmektedir. Çavuşoğlu 'neyi görüşeceğiz, bunu netleştirelim'  diye sormaktadır!!!.. Aynı soruyu BM Genel Kurul toplantılarında koridorda rastladığı Rum Dışişleri Bakanı Hristodulidis'e de sorduğunda aldığı cevap, 'federasyonu görüşeceğiz' olmuştur… Türkiye artık federasyon görüşmekten kaçınmalıdır.

Rum tarafının nasıl bir federasyon istediğini Çavuşoğlu anlamamış mıdır? Kıbrıs Türkünü siyasi eşit olarak görmediklerini, karar almada Kıbrıs Türküne söz hakkı vermek istemediklerini Anastasiadis defalarca açıklamışken, hala 'netleşelim' diyerek gayrı resmi de olsa görüşme yapmak bana göre yersizdir. Çavuşoğlu siyasi eşitliğimiz konusuna değinirken karar almada Türk tarafının 1 olumlu oyunun yeterli olacağını söylerken, bunun 1960 Anlaşmalarıyla teminat altına alınan veto hakkımızdan ve Türk tarafının kendi içinde oy çokluğu ile karar alma mekanizmasından vazgeçmek olduğunun da farkında değil midir? 1 olumlu oy maskaralığının Akıncı'nın siyasi eşitliğimizin içini boşaltması ve sulandırması ile ortaya çıkan bir geri adım olduğunu bilmemekte midir? Anavatan Türkiye'nin KKTC Hükümeti'nin cumhurbaşkanlığı seçimine az bir süre kala, Kıbrıs Türkünün güvenini yitiren ve iradesini artık temsil etmeyen Akıncı'nın,  müzakerelere gitmemesi gerektiği görüşünü dikkate almayarak, BM+2 tarafın görüşmesine olur vermesi ne kadar doğrudur?

Bana göre, Kıbrıs sorununa çözüm bulma görüşmeleri Nisan sonrasına bırakılmalıdır. Aceleye gerek yoktur. Kıbrıs sorununa nasıl bir çözüm bulunacağı konusuna, yeni seçilecek cumhurbaşkanının halktan olur alacak siyaseti ile  devam edilmesi çok daha demokratik olacaktır. Halkın iradesini temsil etmeyen Akıncı'nın, görev süresinin bitmesine 5-6 ay kala müzakere sürecine başlamasına müsaade edilmemelidir…

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları