Ne yapmalı? Krizi fırsata çevirmek!

A+A-
Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

Referandumun ertesi günü "strateji" diye yazmıştım...

Türkiye'nin önünde her günü altın değerinde bir süreç var...

Adını net koyalım:

Uygarlık ile ilkelliğin yarışı...

Türkiye'nin medeni ülkeler ligindeki varlık/yokluk meselesi...

Daha çok demokrasi isterken, çağ dışılığın örümcek ağlarına takıldık...

Buradan çıkış mümkün. Üstelik kazanıldığı aslında apaçık belli olan ama ali cengiz oyunları ile masada kaybedilen bir referandum yaşamışken...

Türkiye'nin demokrasi güçleri bu referandumu Hayır diyerek kazandılar; ancak her türlü hilenin beklendiği bir süreçte YSK'nın açık olan kanunu "yok sayacağı", çiğneyeceği kimsenin aklına gelemezdi!

Şimdi demokrasi ve hukuka inanan, Türkiye'nin uygar dünyadan kopmasını istemeyen, diktatörlüğe, tek adam devletine karşı duran en az yüzde 50 seçmen kitlesi var.

***

Peki önümüzdeki yarış neyin yarışı?

Evet diyenler de Hayır diyenler de 2019'da aslında "tek adam" seçmek için sandığa gidecek!

Hayır'cı demokrasi bloğu; seçeceği tek adamdan Türkiye'yi normalleştirmesini isteyecek.

Başka?

* Hayır'cı demokrasi bloğunun seçtiği tek adam; AKP iktidarının neden olduğu yaraları hızla saracak.

* Ucube anayasa değişikliğini çöpe atacak.

* Sorunlarından arındırılmış, seçim barajı düşürülmüş bir parlamenter rejimi yeniden tesis edecek.

* Kendi tek adamlığına hızla son verecek ve memleketi demokrasi ve hukuk zemininde yeniden seçime götürecek bir yol haritası belirleyecek.

Başka?

* Tüm bunlardan önce Türkiye'de yerinden oynatılan taşları, kırılıp dökülen Cumhuriyetin kolonlarını, kirişlerini yeniden tamir edecek.

* Devletin darmadağın edilmiş anayasal kurumlarını derleyip toparlayacak, Yasama-Yürütme-Yargı sacayaklarını birbirlerini denetleyecek şekilde çağdaş devletler seviyesinde oluşturacak.

* Eğitimden dış politikaya kadar yapılan tüm hatalardan dönecek, iç huzuru, dış barışı ve tüm toplumun mutluluk ve refahını önceleyecek.

* Ayrışma yerine birleşmeyi, kutuplaştırmak yerine uzlaştırmayı esas alacak. Memlekete huzur gelmesi için azami çabayı gösterecek.

***

Bu listeyi uzatmak mümkün...

2019'da seçilecek "tek adam" Türkiye için bir fırsat olabilir!

Strateji dedim ya;

Memleketi düştüğü uçurumdan, savrulduğu yalnızlıktan kurtaracak olması nedeniyle bu seçime partiler üstü bir strateji ile yaklaşmak gerekiyor.

En az yüzde 50 olan Hayır'cı demokrasi güçlerini temsil edebilecek, parlamento içinden ya da dışından bir isim "koç başı" olmalı...

Topluma bu kişinin partiler üstü olduğu, Türkiye'yi normalleştirmek ve kurucu ayarlarına geri döndürmek için "görevlendirildiği" anlatılmalı.

Yani bir anlamda seçilecek kişi bir köprü vazifesi görecek.

İlkellikten uygarlığa geçişin köprüsü...

İdeolojik olarak hiç bir zaman yan yana gelemeyecek olan ama hukuka ve demokrasiye inanan, insanlığın çağdaş değerlerini önemseyen, tehlikeyi gören demokrasi güçleri, bu köprünün üzerinden geçecek.

Benim önerim:

Türkiye normalleştiğinde; hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı yeniden tesis edildiğinde, özgürlük ve demokrasi ikliminde siyasi partiler kozlarını yeniden paylaşsın.

Ama o güne kadar Hayır'cı demokratlar; partiler üstü dayanışmadan bir an bile taviz vermesin!

Siyasi partilerin lider yarışından, sürece katkı koyan "ego"lardan söz etmiyorum.

Tüm bu kısır tartışmaların üzerine çıkmalıyız.

Çok daha duru, açık, kabullenilebilir bir yol öneriyorum.

Aksi halde o gürültünün içinde boğulacağız.

***

Madem seçeceğimiz "tek adam"ın, tek adamlığa son vermesini bekleyeceğiz. Bu durumda bu süreci parti liderlerinin ya da partilerin yarışından ayıralım.

Sözünü ettiğim köprü ancak böyle kurulabilir. Demokratların seçtiği "tek adam" vazifesini yapar ve Türkiye'yi AKP'nin de eşit koşullarda yarışa girebildiği çoğulcu, demokratik, özgür seçimlere hazırlar.

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları