New York'ta kanlı "şemsiye!.."

A+A-
Mehmet FARAÇ

Ebu Seyyaf, Ebu Nidal, İrlanda Kurtuluş Örgütü, PKK, 17 Kasım Devrimci Örgütü, Boko Haram, El Aksa Şehitleri Tugayları, ETA, Hizbullah vs...

Onlarca ülkenin "terör örgütü" ilan ettiği yüzlerce şiddet grubu var yeryüzünde...

Örgütlerden kimi siyasal alana çekildi, kimi lider kadrosu enterne edilerek yok edildi, kimi dağıldı, kimi de sosyo-politik savrulmaların ortasında yönünü kaybederek bir kenara çekildi...

Şiddeti bir yöntem olarak kullanan örgütlerin çoğu rant savaşı verirken, bir bölümü ise uluslararası politik çatışmaların taşeronu olarak da faaliyet gösteriyor...

Kimileri ayrılıkçı çabalar içerisinde, bir bölümü ise inanç sömürüsünün rant bölünmesinde kendine yer edinmeye çalışırken, şiddeti dayatarak kazanım elde etmeye çabalıyor...

Ancak bundan 19 yıl önce, tarihin en büyük terör eylemine imza atan bir örgütün adı duyuldu ki, şiddetin de tarihi baştan yazılmış oldu...

Dünya tarihinin görmediği bir şiddet sarmalı en büyük ve en zengin ülkede yalnızca kendini duyurmadı, aynı zamanda "terörün şemsiyesi"ni de açmış oldu ki, dünyanın başına, bir daha gitmeyecek bir bela da musallat edildi...

Kökeni 1979-1989 arasındaki Afgan-Rus Savaşı'na dayanan o dinci örgüt, 1988 yılında kurulurken, Irak Savaşı'na kadar adını pek kimse duymadı...

Ta ki bundan 19 yıl önce, dünyanın en güçlü devleti Amerika'nın en dikkat çekici kenti olan New York'ta, tarihte görülmemiş intihar saldırıları ortalığı kan gölüne çevirinceye kadar!..

Peki; Afgan-Rus Savaşında, Ruslara karşı şeriatçı grupları destekleyen ABD, dinci terörle tanışıncaya kadar Orta Doğu'da neler yaşanmıştı?..

11 Eylül saldırısı...

Cihatçı Selefi örgüt El-Kaide'nin tohumları Afgan-Rus Savaşı sırasında, ABD'nin desteğiyle atılsa da, örgüt kendi içerisinde kapalı bir kutu olarak bir yandan sinsice yayılırken, diğer yandan da taarruz edecek mevziler edinmek için fırsat kolluyordu...

Ancak El Kaide, bırakın 1990'da Irak'ın Kuveyt'i ilhak etmesini; ardından başlayan Körfez Savaşı'nda şiddet olayları içerisinde sık görünmese de, Amerika'nın 20 Mart 2003'te Irak'ı işgali ile birlikte terör eylemlerini arttırmaya başladı...

Dünyanın anlı şanlı istihbarat örgütleriyle süper devletleri dinci terörü sadece Orta Doğu ve Kuzey Afrika'ya özgü şiddet gruplarının eylemleri olarak nitelese de, Amerika'nın bağrındaki dehşet verici kamikaze saldırıları şeriatçı terörü artık tüm dünyanın bir numaralı sorunu haline getirmiş oldu...

Bundan tam 19 yıl önce, 11 Eylül 2001'de, sabah saat 08 45'te New York'taki İkiz Kuleler'e ardı ardına çarpan uçaklar tarihin en büyük terör eylemini başlatırken, tüm dünya devasa kulelerin yanarak yıkılışını canlı yayınlarda izlerken büyük şok yaşamıştı..

Olaylar, ABD'de iç sefer gerçekleştiren dört yolcu uçağının 19 kişi tarafından kaçırılmasıyla başlamıştı...

İki uçak New York'ta bulunan Dünya Ticaret Merkezi'nin kuzey ve güney kulelerine çarparak infilak etti...

İki saat içinde 110 katlı her iki bina da çökerken, kaçırılan üçüncü uçak ABD Savunma Bakanlığı karargâhı Pentagon'a çarptı...

Dördüncü uçak ise Washington DC'yi hedeflerken yolcuların müdahalesiyle Pensilvanya eyaletinde düştü...

Uçaklardaki 19 hava korsanı ve 227 kişi de dahil olmak üzere, saldırılar sonucunda 2.996 kişi hayatını kaybetti, en az 6 bin kişi de yaralandı...

El Kaide gibi henüz adı duyulmamış bir örgüt "Amerikan istihbaratının güvenlik duvarını nasıl aşmıştı, militanlar nasıl örgütlenmişti, uçaklar nasıl kaçırılmıştı, bu eylem ABD istihbaratının ülke içindeki kimi grupları bertaraf etmesine yönelik bir provokasyon muydu" soruları 11 Eylül saldırılarıyla ilgili çeşitli komplo teorilerini de ortaya çıkardı...

Ancak bu komplo teorileri El Kaide'nin dünyanın birçok bölgesinde ve (15-20 Kasım 2003'te İstanbul'da) gerçekleştirdiği intihar eylemleri ve vahşete varan saldırılarıyla suya düşerken, tüm dünya insanlığa karşı terörün şemsiyesini açan bir örgütün dehşet verici taarruzlarına hedef oldu...

ABD; Suudi kökenli işadamı Usame bin Ladin'in kurduğu El Kaide'nin 19 militanının gerçekleştirdiği saldırıyla ilgili Irak'ı, yani Saddam Hüseyin'i de sorumlu tutarken, bu konuda hiçbir kanıt bulunamadı... Peki; El Kaide bu saldırının ardından nasıl bir iz bıraktı, günümüzde yaşanan dinci terörün şiddetine Ladin'in adamlarının nasıl bir katkısı oldu?..

Pusudaki terörün dersi!...

Saddam Hüseyin'in düzmece bir mahkeme ile asılmasının ardından Irak'ta yoğunlaşan terörün merkezinde her zaman El Kaide oldu...

Irak'taki işgalci güçlere karşı yüzlerce saldırıda en az 5000 ABD deniz piyadesini öldüren El Kaide'nin, Afrika'dan Orta Doğu'daki taşeron gruplarına kadar liderlerinin bir çoğu son on yıl içinde koalisyon güçlerinin düzenlediği saldırılarda öldürüldü...

Usame bin Ladin de yok artık, onun ardından örgütü yöneten Ebu Musap Zerkavi'den Ebubekir El Bağdadi'ye onlarca örgüt yöneticisi de...

Ancak El Kaide'nin 11 Eylül saldırısı ile birlikte açtığı şiddetin şemsiyesinden 19 yıl sonra bile kan damlamaya devam ediyor!..

Bugün Türkiye'den Orta Doğu'ya, Kuzey Afrika'dan Avrupa'ya kadar dünyanın birçok ülkesinde (El Kaide ve IŞİD'in çizgisinde ilerlerken) kendilerine farklı isimler veren Vahhabi-Selefi çizgide onlarca örgüt var...

O örgütlerden bazıları Irak'ta olduğu gibi ABD ve müttefikleriyle savaşırken, bazıları da "Arap Baharı" adı altında Orta Doğu'ya kurulan tuzakta taşeron olarak kullanılıyor... Bu taşeronlar son on yıldır Suriye'de de terör estiriyor...

İşte o taşeronlar petrol kaynaklarının büyük bölümünü halkına dağıtan Muammer Kaddafi'yi linç ederek Libya'yı kan gölüne çevirirken, El Kaide'nin IŞİD adlı uzantısı ise Suriye iç savaşında onbinlerce insanı katletti...

Ve oradan yayılan terör ne yazık ki Türkiye'nin yanı sıra, Avrupa'da da intihar saldırıları ve silahlı eylemlerle şiddeti neredeyse dünyanın büyük bölümüne yaymaya çalıştı...

El Kaide artık etkisini önemli ölçüde yitirmiş bir örgüt... Aynı çizgideki IŞİD ve benzeri yapılar ise hem Irak'ta, hem Libya'da ABD ve müttefiklerinin operasyonları, Suriye'de ise Türkiye'nin sert müdahalesi ile önemli darbe alırken, Selefi militanlar dünyanın birçok yerinde küçük çaplı eylemlerle ayakta durmaya çalışıyorlar...

Gelelim meselenin özetine;

Türkiye'de son dönemde kendini "emir" olarak nitelendiren IŞİD militanlarının yakalanması, Urfa, Antep, İstanbul, Konya, Diyarbakır gibi kentlerde çok sayıda silah ve mühimmatın ele geçirilmesi, iş adamları ve siyasilerin kaçırılması gibi eylem planlarının deşifre edilmesi de gösteriyor ki, Usame Bin Ladin'in 11 Eylül 2001'de açtığı kanlı şemsiyenin paslı telleri direnmeye devam ediyor...

Ancak Bin Ladin'in ölümüyle palazlanan IŞİD'in eylemleri de kanıtladı ki, "terörün şemsiyesi", Müslümanı Müslümana kırdıran emperyalist müdahalenin rüzgarıyla ters döndü!!!

Hiç kuşkusuz El Kaide, onun çizgisindeki IŞİD ve benzeri örgütler 11 Eylül benzeri saldırıları yapmak için de fırsat kollamaya devam edecekler...

Çünkü Orta Doğu'da petrol savaşları bitmeyecek ve emperyalistler truvacılığın yeni taşeronlarını yaratmaya devam edecekler...

Ne dersiniz; 11 Eylül benzeri saldırılarla büyük şok yaşayan dünya ülkeleri, yani emperyalistler kanlı bumerangın kendilerine dönen şiddetinden yeterince ders aldılar mı?..

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58