Normale dön artık Türkiye...

A+A-
Mehmet FARAÇ

Ülkenin kıskandıran coğrafyasına, zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarına, renkli sosyolojik yapısına, soylu kültürel varlıklarına ve çoğu bölgede "cennet"i andıran doğasına bakınca iki seçenek geliyor akıllara;

Hem şanslıyız bu güzel ülkede yaşadığımız için hem de ne yazık ki çok şanssız...

Hele de Amerika'yı, Avrupa ülkelerini gördükten sonra, yaşamın başka memleketlerde nasıl da "zor" ve pahalı olduğuna tanıklık edince, Türkiye'nin kıymeti daha da iyi anlaşılıyor...

Çünkü Anadolu'nun kültürüyle harmanlanmış ve geçmişi binlerce yıl öncesindeki muhteşem uygarlıklara dayanan "insan" ları var bu ülkenin... Ne pahasına olursa olsun, mutlu ve umutlu yaşamak isteyen insanlar!..

Herkes kaos tüccarı değil bu topraklarda... Birbirine çoğu zaman dert ortağı olan; kavga etse de barışan, isyan etse de kucaklaşan, büyüğüne saygılı, küçüklerine genellikle sevgi dolu, her dilden, her inançtan ve her kültürden insanlar da yaşıyor bu güzel vatan toprağında...

Kıyılarına rant kafasıyla beton yığınları çekilse de, suları pervasızca kirletilse de, kumsalları "mafya"nın kiralık şezlonglarına teslim edilse de, yine de güzel denizleri var bu ülkenin...

Yol, köprü, TOKİ, çarpık yapılaşma ve sözde "kentsel dönüşüm" hırsı uğruna çoğu bölgede insanlık dışı çevre ve doğa katliamları yapılsa da, memleketin her köşesine nefes aldıran zümrüt ormanları ihanete direniyor bu ülkenin...

Ve her birinde bambaşka aksanla konuşulan, her birinde farklı kültürleri barındıran, ancak Atatürk'ün dediği gibi, "aynı cevherin damarları" olan güzel şehirleri de var bu eski memleketin...

***

Huzur arayan coğrafya...

Ne olursa olsun, ne sıkıntı yaşarsa yaşasın memleket yine de güzel vesselam...

Vadilerinden ovalarına, dağlarından bağlarına, denizlerinden göllerine ve hızla kirletilse de, havasından suyuna kadar yine de güzel bu ülke...

Çünkü ekmeği, meyvesi, sebzesi, yemeği güzel mi güzeldir bu eşsiz ülkenin...

Aslında her köyü, her şehri ve her köşesi, yaşanası tüm varlıklarıyla çekicidir bu ülkenin;

Kürtçe-Zazaca konuşulan Doğusu, Arapça da konuşulan Urfası-Hatayı, Lazca konuşulan Karadeniz'i ve her coğrafyasında farklı diller ve lehçeler olsa da, her evinde gururla konuşulan zengin "Türkçe"siyle güzeldir bu ülke...

Evet; memleketin güzelliklerini anlatmak için destan yazmak lazım da, neden sürekli tartışma, kaos, ateş, kavga, gerginlik ve çatışma içindedir bu topraklar?..

Kan emici, insanlık dışı terör neden 40 yıldır acı çektiriyor bu güzel vatana, kentler niçin yakılıyor, "hendek"ler niçin kazılıyor, pusular niçin kuruluyor, intihar eylemcileri neden ölüm saçıyor ve ocaklar niçin sönüyor bu güzel vatanda?..

Millet Mars'a gitmeye hazırlanırken "kan" davaları neden can alıyor, "trafik canavarı" olurken neden dikkatsizdir insanlar, tarikatlar-cemaatler ülkeyi din bezirganlığı ve sömürüsüyle niçin kemirmeye devam ediyor halen?...

Söyler misiniz; bu ülkede, kadınlar neden "töre"ye ve erkek şiddetine kurban gidiyor, çocuklar neden yuvasız kalıyor, cinayet, tecavüz, hırsızlık, rüşvet ve her alanda ne yazık ki büyüyen sosyal çatışmalar gazetelerin "üçüncü sayfa"larına niçin sürekli kan manzaraları taşıyor?..

En önemli soru da şudur; dünyayı besleyecek genişlikteki verimli ovaları, engin denizleri, zengin kaynakları ve uçsuz bucaksız ormanları varken, "işsizlik" nasıl olur da bu memlekette sürekli aile içi çatışmalara, "cinnet" vakalarına, yuva yıkılmalarına sebep olabiliyor?..

***

Siyasetin gerdiği topraklar...

Farkında mıyız acaba, dünyanın her tarafında da partiler, liderler, ideolojiler, fraksiyonlar ve siyasi mücadeleler var...

Ve dünyanın her coğrafyasında demokrasi için, gelecek için, kalkınma için, insanları ve devletleri yönetmek için propaganda yürütülüyor, sandıklar kuruluyor ve "seçim"ler yapılıyor...

Ancak nerede sorun çıkıyor hepimiz çok iyi biliyoruz; kabilelerin birbirini tükettiği Afrika'da, karmaşadan kurtulamayan Uzak Doğu'da, terör-gericilik, mezhep-din ve etnik kavgalar nedeniyle 40 yıldır kan deryasının durmadığı Orta Doğu'da...

Ve ne yazık ki Orta Doğu'nun yanı başında olmasına rağmen kan ve karmaşadan ders çıkartamayan, üstelik demokrasinin bir türlü tam olarak yerleşemediği Türkiye'de çıkıyor sandık-seçim-siyaset ve icraat sorunları...

Yazının başından itibaren çizmeye çalıştığımız "güzel memleket" manzaraları ve tüm güzelliklere rağmen yok yere yaşanan, üstelik ülkeyi de yaşanmaz hale getiren kaosun asıl nedeni budur işte;

Yanlış siyaset, pervasız siyasetçiler ve onların yoksullaştır-köleleştir stratejisinin yanı sıra din sömürüsüyle, rant paylaşımıyla dayattığı yanlış politikalar...

Türkiye 1946'dan bu yana siyasetin dayattığı sarsıcı-yıkıcı-gerici politikaların sonucu olarak; sosyal, siyasal, ekonomik ve diplomatik çıkmazlarda debelenip duruyor...

İşte bu derin ve karanlık kaosun içinde de eğitimden tarıma, sanayiden ticarete, güvenlikten sağlığa kadar büyük ve kangrenleşmiş sorunların girdabından kurtulamıyor Türkiye...

***

"Yorgun" ülkenin son umudu...

Yukarıdaki tabloya bakınca sonuç kaçınılmaz; Evet, kim ne derse desin Türkiye artık yorgun bir ülke...

Siyasetçisinden seçmenine, esnafından tüccarına, öğrencisinden öğretmenine, doktorundan hastasına, sanatçısından sanayicisine kadar yorgundur bu ülke...

Hem de sağlık açısından, güvenlik açısından, eğitim açısından, kısacası "yaşamak" açısından yorgun mu yorgundur bu ülke...

Çünkü işsizlik, güvensizlik, gelecek kaygısı, geçim sıkıntısı, eğitim karmaşası, "terör" baskısı, siyasetin bitmeyen çatışması yoruyor, isyan ettiriyor ve kahrediyor bu milleti...

Velhasıl, bir an önce normale dönmesi lazım bu güzel ancak gergin ülkenin...

Dün yapılan "seçim" normalleşmeyi sağlayacak mı, huzuru getirecek mi, çatışmaları bitirecek mi ve gerginliği azaltacak mı hep beraber göreceğiz...

Ancak sonuç ne olursa olsun; huzurlu topraklar gibi, güvenli coğrafyalar gibi ve demokrasinin tam işlediği uygar ülkeler gibi, bir an önce normale-huzura-refaha erişmesi, geleceğe odaklanması gerekiyor bu ülkenin...

Çünkü her gün endişeyle yaşamaktan, her gün kötü sürprizlerle uyanmaktan ve "her an siyaset" konuşmaktan yorulduk ulusça vesselam... Hem de çok ama çok yorulduk...

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları