Okullarda "paralel eğitim" tehlikesi

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği'ni değiştiren Milli Eğitim Bakanlığı'nın, TÜGVA'ya "okullarda insani, ahlaki ve manevi değerlerin kazandırılması çalışması" yapma izni verdiği ortaya çıkınca, sosyal medya hesabından, anlayana sivrisinek saz tadında bir mesaj paylaştı İsmail Koncuk:

Tevhid-i Tedrisat Kanunu. Madde 1 - Türkiye dahilindeki bütün müessesatı ilmiye ve tedrisiye Maarif Vekaletine merbuttur.

Uzun yıllar Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanlıklarını da yapan, İYİ Parti Adana Milletvekili Koncuk'a, bunun ne anlama geldiğini sordum. "Suç" dedi:

- Bu hüküm varken, MEB'in değerler eğitimi, proje vb. gerekçelerle TÜGVA gibi vakıf ve cemaat yapılarını eğitimin içine alması kanuna aykırıdır. MEB dışı her türlü yapı ve yapılanmanın, okullarda, eğitim öğretim faaliyeti anlamına gelecek çalışma yapması mümkün değildir. Tersine uygulama yapanlar suç işlemektedir.

***

Tevhid-i Tedrisat'ın bir kere daha deliniyor olması ayrı vahim, "MEB'in, amaçları meçhul, formasyonu olmayan bir takım yapılardan medet umar hale getirilmesinin, bünyesinde bulunan 1 milyon öğretmene hakaret" olması boyutu ayrı vahim de, en vahim olanı çok yakın geçmişte maruz kaldığımız, çok acı tecrübelerden bir türlü ders almıyor oluşumuz herhalde.

Yapılanı, "meçhul bir geleceğe yelken açmak" olarak niteleyen Koncuk haksız mı şimdi şu endişelerinde:

"Biz, FETÖ'ye neden karşıydık? Çünkü tüm kurumlarda paralel bir yapı oluşturmuştu. Ortada "devlet hakimiyeti" bırakmamıştı. Okullarda asıl olan, müfredat doğrultusunda eğitim veren ve o konuda formasyonu olan öğretmendir. O öğretmen denetlenebilir. Başarı ve başarısızlığı ölçülebilir. MEB kanununda belirtilen amaç doğrultusunda çalışır…"

Kimse kalkıp da kağıt üzerindeki sözde vaatlerden, sözde sınırlardan dem vurup "onlar da denetlenir" demesin; sistemin "ne istedilerse vermeye" karar verdiği yapıları nasıl denetlediğini 15 Temmuz yeterince açık göstermedi mi?

***

E peki, göreve başladığında toplumun hemen her kesiminde umut uyandıran, bu anlamda koltuğa yüksek bir kredi ve desteğe sahip şekilde oturan, üstelik kendisi de eğitimci olan Milli Eğitim Bakanı, bütün bunları bilmez mi, eğitimin paralelleştirilmesinin öğrenilmiş, denenmiş, bedeli ağır ödenmiş sonuçlarını hesap etmez mi?

En az bu soruyu soruyor olmak kadar trajik Koncuk'un buna dair söyledikleri:

- Teslim olma hali! Sayın Bakan'ın, okula eğitim dışı yapıları girdirmesi açık bir teslim olma hali… 

Ve son bir "bir bilen" nasihati:

- Bu uygulamadan derhal vazgeçilmeli. Okulda öğretmen dışında hiçkimse öğrenci ile muhatap edilmemeli. Aksi durum MEB'in öğretmenlerinden umudunu kestiği anlamına gelir ki, bu da havlu atması demektir!

SORU-YORUM

"Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sn. Fuat Oktay başkanlığında; İçişleri Bakanı, Çevre ve Şehircilik Bakanı, Valimiz, AFAD Başkanı ve ilgili kurum temsilcileriyle İl Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi'nde

26 Hizmet Grubunun çalışmalarını değerlendirme toplantısı yapılıyor" tivitini atan İstanbul Valiliği cevap verebilir mi:

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, "konuyla ilgisiz kurum" mudur ki, temsilcisi bu kareye dahil edilmedi?

Deprem uzmanı avukatımız konuşuyor sayın seyirciler!..

Sabah haberlerinin, ekranların gediklisi iki "hukukçu(!)"yla yapıldığını görünce, "herhalde yargı reformu paketini konuşacaklar" diye düşündüm; depremi konuştular!

"FETÖ", "milli ordu"ya "kumpas" kuruyor; bunlar konuşuyorlar.

Kumpasçılar, Anayasa'yı değiştirsin diye referandum yapılıyor; bunlar konuşuyorlar.

Kumpasçılar, darbeye kalkışıyor; bunlar konuşuyorlar.

Darbe bahanesiyle rejim değişiyor referanduma gidiliyor; bunlar konuşuyorlar.

Kumpaslar çöküyor; bunlar konuşuyorlar.

Kumpasçıların, bir terör örgütü yapılanması kurmuş ve yönetmiş olduğu ortaya çıkıyor; bunlar konuşuyorlar.

İddia olunan terör örgütüyle ilgili yargılamalar sarpa sarıyor; bunlar konuşuyorlar.

Sanırsın hukuku bir tek bunlar biliyorlar!

***

Seçim oluyor; bunlar konuşuyorlar.

Seçim iptal oluyor; bunlar konuşuyorlar.

Yeni siyasi partiler kuruluyor; bunlar konuşuyorlar.

Siyasi partiler ittifak yapıyor; bunlar konuşuyorlar.

Liderler arasında polemik yaşanıyor; bunlar konuşuyorlar.

Siyaseti de bir tek bunlar biliyorlar!

***

ABD'yle papaz oluyoruz; bunlar konuşuyorlar.

Rusya'yla flört ediyoruz; bunlar konuşuyorlar.

S400'ler geliyor; bunlar konuşuyorlar.

F35'ler ne olacak; bunlar konuşuyorlar.

PKK'ya operasyon yapılıyor; bunlar konuşuyorlar.

Dün, "Güvenli Bölge"yi, yine bunlar konuşuyorlar.

Savunmayı da bir tek bunlar biliyorlar!

***

Allah rızası için;

Depremi nasıl, nereden biliyorlar ki, bu konuda da ekranlar da yine onlar boy gösterebiliyorlar!

Asıl konuşması gerekenleri konuştur(a)mayınca mı bu sefil hale düşmek kaçınılmaz oluyor acaba?

 

  • Yorumlar 7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları