Önerime uyan Erdoğan'ı kutluyorum

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

Türk siyasetinde slogan olan sözler vardır ki bizim politikacıların tavırlarını, uygulamalarını ve ağızlarından çıkan sözleri ortaya koyan en muhteşem deyim "baba" lakaplı merhum Süleyman Demirel'in, "dün dündür, bugün bugündür" sözüdür.

Bugünlerde dilime pelesenk olmasının nedeni de var tabii ki.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sözleri, uygulamaları merhum Demirel'i yad etmeme neden oluyor sık sık. Ruhu şad olsun.

22 Eylül 2017'de yani bir yıl önce Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nedeniyle Amerika'da iken Erdoğan ve Trump Lotte New York Palace otelde buluşmuşlardı

Erdoğan görüşme öncesi, "Değerli dostum Donald ile bugün heyetler arası ve ikili görüşmeyi gerçekleştireceğiz. İnanıyorum ki gerek Amerika-Türkiye ilişkileri gerekse bölgesel gelişmeler, dünyadaki diğer konuları ele alma fırsatını bulacağız" diye konuşmuş, Trump ise şöyle karşılık vermişti:

"Çok teşekkürler. Burada olmak benim için büyük bir onur ve büyük bir imtiyaz. Çünkü Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'la tanışmak benim için büyük bir onur.

Kendisi dünyanın çok zorlu bir bölgesinde çalışıyor ve çok iyi işler çıkarıyor. Aynı zamanda ABD'yle tabii ki ülke olarak çok iyi ilişkileri var. Geçmişe baktığımızda en iyi noktadayız.

Sayın Cumhurbaşkanı, sizinle tanışmamız benim için büyük bir mutluluk ve burada olmanız da bizim için büyük bir mutluluk."

Bu yıl aynı tarihte aynı genel kurul için Amerika'da olan Erdoğan, Başkan Trump ile tesadüfen karşılaştı ve el sıkıştı.

Erdoğan dostu Trump'dan, Trump da Erdoğan'dan görüşme talebinde bulunmadı.

Almanya'ya giderken uçakta Erdoğan şunları söyledi:

"BM'de ​Trump'la sadece muhabbet havasında bir karşılaşma oldu. 'Görüşürüz' dedi ama ben verdiği akşam yemeğine gitmedim.

Amerika Mümbiç'te yol haritasına, takvime kesinlikle uymamıştır; PYD-YPG o bölgeyi terk etmemiştir. Bölgenin gerçek sahipleri hâlâ oraya yerleşememiştir. Amerika burada sözünü tutmadı. 90 gündü. 90 gün aldı başını gidiyor."

Değerli okurlarım 23 Eylül 2018 tarihli yazımda Türkiye-Amerika ilişkilerindeki krizleri yazmış ve son yıllarda Türkiye ile müttefik olduğumuzu unutan eylemlerini hatırlatarak Erdoğan'a şöyle öneride bulunmuştum.

23-27 Eylül'de yapılacak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılmak için bugün Amerika Birleşik Devletleri'ne gidecek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a açık seçik bir çağrı yapıyorum.

Başkan Donald Trump'dan talep gelirse kesinlikle görüşme.

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika Başkanı Donald Trump delisi görüşmek isterse "...Aramızda kriz yaratan sorunlar heyetler tarafından çözülünceye kadar görüşmem" diyerek asla randevu verme...

Evet, değerli okurlarım Trump, "görüşürüz" dedi ama Erdoğan görüşmedi.

Önerime uyan Erdoğan'ı kutluyorum.

Trump dün dostumuzdu bugün ise PYD/YPG/PKK terör örgütlerine binlerce TIR ve uçak dolusu silah, mühimmat, zırhlı araç ve milyonlarca dolar hibe eden ancak Türkiye'ye silah, askeri uçak, hava sistemi hatta tabanca satışına dahi ambargo koyan düşmanımızdır.

Erdoğan'ın af konusundaki görüşüne gelince dün karşıydı, bugün ilk yeşil ışığı yaktı.

Dün, rahip Brunson nedeniyle ekonomimize saldırıyorlar diyordu bugün, "döviz krizinin Brunson ile ilgisi yok" dedi.

Dün, "bedelli askerlik yok" demişti ama bedelli askerlik yasası çıkmıştı.

Bizim siyasiler dün öyle derler bugün böyle derler.

Rahmi Turan ustamın da hoşuna gidecek bir olay anlatayım.

"DERLER"...

Diyanet İşleri Başkanlığı'nda görevli ilahiyatçı profesör arabası ile mübarek Cuma günü tatile giderken namaz vaktini kaçırmamak için yol üstündeki köye girmiş ve cami avlusundaki ağacın altına oturarak ezan okunmasını beklemiş.

Az sonra müezzin ezanı şöyle okumaya başlamış:

"Allâh-ü Ekber, Allâh-ü Ekber, Allâh-ü Ekber, Allâh-ü Ekber derler...

Eşhedü en lâ ilâhe illallah, Eşhedü en lâ ilâhe illallah derler...

Ezan'ın tamamını müezzin "derler" diye diye tamamlar.

İlahiyatçı profesör şaşırmış, anlamamış ama Cuma namazı bittikten sonra müezzini bekleyip hemen sormuş.

- Ezan böyle mi okunur? Ne demek "derler" diye eklemek?

Müezzin yanıt vermiş.

"Hocam bizim müezzin çok yaşlıydı, hastalandı vefat etti. Cemaat çok yaşlı ve 65 yıldır müezzin okuduğundan hiç birisi ezanı makamında okumayı bırakın ezberlememiş.

Ben Müslüman değilim ama 5 vakit ezanı o kadar güzel söylerdi ki merhum müezzin Ahmet amca büyük bir keyifle dinler, ezberler ve şarkı sözü gibi aklıma geldikçe tekrarlardım.

Ahmet amca ölünce ezanı okuyacak kimse çıkmayınca ezanı ben okuyorum ki, Müslüman olmadığımdan 'Müslümanlar derler' anlamında söylüyorum."

Bizim siyasiler de "derler..."

Bazen inanarak bazen inanmayarak...

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları