Onkoloji hastanesi olmayan "Kanser Başkenti"

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Vaktiyle doğal afetleri "jeolojik, klimatik, biyolojik, sosyal ve teknolojik" diye sınıflandırmışlar; halbuki, buna artık bir de "ekolojik" kategorisi eklenmeli. Dünya gibi afetlerin tetikleyicileri de değişiyor sonuçta.

Şimdi sorsam size mesela:

Kendiniz için en "yakın tehdit" varsaydığınız "doğal afet" hangisi?

Deprem? Sel? Terör? Savaş? Heyelan?

Türkiye ortalamasında, üç aşağı beş yukarı bu nevi "tehlike"leri sıralarsınız değil mi?

Kanser peki, aklınıza gelir mi?

Eğer "Kanalıda açarım, ağacı da keserim, gölü de kuruturum, dereyi de durdururum, denizi de doldururum, kah bir longozun yanı başı, kâh memleketin deniz ürünleri membaı, fark etmez, dilediğim yere nükleeri de kondururum, siyanürü de basarım kafası"yla yönetilen bir ülkede yaşıyorsanız, gelmeli.

***

Önce CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesi, peşinden de yaşayanların artık "kanser başkenti" diye andığı Tekirdağ'dan gelen e-postaların üzerinde düşünmeye sevk ettiği iddialar korkunç.

Tekirdağ, kanserden ölümlerin en yüksek olduğu, ancak orantısız biçimde kanserle mücadeleye yatırımın da en düşük olduğu illerden biri. Şehirde hâlâ bir Onkoloji Hastanesi yok. Namık Kemal Üniversitesi'nin Onkoloji Bölümü var ama ışın tedavisi yapamıyor! Üniversite hastanesinin teknik altyapısını güçlendirmesi, tanı ve tedavi için gerekli cihazları alabilmesi için yaptığı ihaleler iptal ediliyor. Bölümdeki "doçent" doktor, "bu koşullarda hasta takibi yapmak mümkün değil" diye isyan diyor; görevi bırakıyor. Kanser hastaları "tek doktora" kalıyor. Randevu alınamıyor. Tedaviler -haliyle- aksıyor.

Tekirdağ'ın, kendisi de tıp doktoru olan CHP'li milletvekili Yüceer soruyor:

"Bu ihalelerin iptali için ilgili kurumlara, Sağlık Bakanlığı tarafından herhangi bir telkinde bulunulmuş mudur?"

***

İddialara dair "korkunç" tanımını kullanmam mübalağa değildi; Tekirdağ'dan gelen mesajlara göre "İhalelerinin iptalinin ardında İstanbul'da bulunan özel hastaneler ile yakın zamana kadar Trakya'nın tek tıp fakültesine sahip olan Trakya Üniversitesi'nin baskıları var. Çünkü, Tekirdağ'da inanılmaz bir hasta potansiyeli var. Tekirdağ-Çorlu-Çerkezköy'den, İstanbul'daki iki merkeze her gün ücretsiz servis kaldırılıyor. İhalesi yapılan cihazın Tekirdağ'da kullanılmaya başlanması halinde, bu hastaların çok büyük bölümü süreklilik gerektiren bu tedaviye yaşadıkları şehirde devam edecekler…"

Türkçesi:

Müşteri kaybedecekler!

Eğer bu iddialar doğruysa, sağlık gibi en temel insan haklarından birinin karşılanmasını öngören bir sektörde, sırf birileri "daha az para kazanmasın" diye kanser hastalarının tanılarının gecikmesine, tedavilerinin aksamına yol açılıyorsa, tam da dediğim gibi "korkunç" değil mi durum gerçekten?

***

Dün, bu ve benzeri iddiaları içeren e-postaları okuduktan sonra dehşet içinde Candan Yüceer'i aradım. "Tekirdağ alarm veriyor" dedi;

"Burası, sanayi, çarpık kentleşme, hızlı göç paralelinde oluşan sınai kirlilik dolayısıyla kanser vakalarının hızla arttığı bir şehir. Biz, Tekirdağ için "acil ihtiyaç" olan Onkoloji Hastanesi ve Meslek Hastalıkları Hastanesi'nin yapılmasını beklerken, hastalara tanı konulamayan bir durumla karşı karşıyayız. Siz koca koca binalar yapabilirsiniz, ama bu binalarda hizmet sunamıyorsanız, bu binaları nitelikli personelle, gerekli teknik alt yapıyla donatamıyorsanız, bir hak olan sağlık hizmetini kolay ulaşılabilir, erişilebilir kılamıyorsanız hiçbir anlam ifade etmiyor o güzel binalarınız. Tekirdağ'da toprak kirli, hava kirli, su kirli. Ergene'yle ilgili verilen sözler tutulmadığı, temizlenmediği için toprağa karışan kimyasallar, tarım ürünleri, su aracılığıyla burada yaşayanları da zehirliyor; kanser yapıyor.Böyle bir şehirde, neden iptal edilir bu ihaleler? Bunu soruyorum. Herkes tedavi için başka bir şehre gidecek imkana sahip mi? İçlerinde çalıştığı için zaman sorunu olan var. Maddi sıkıntısı olan var. Böyle olunca tam gecikiyor. Doktorun hastayla bir tedavi protokolü belirlemesi zorlaşıyor. Tedavi aksıyor. Ve gelinen aşamada Tekirdağlılar çığlık atıyorlar. Tek istedikleri sağlıklı yaşamak. Çocuklarını sağlıklı büyütmek. Biz bir an önce bu ihalelerin yapılmasını istiyoruz. Ama karşılaştığımız tavır; görmedim, duymadım, bilmiyorum. Akıl almaz bir ayak sürüme var."

***

Ben, Tekirdağ'ın AK Partili vekillerinin bu konuda ne düşündüğünü sahiden merak ediyorum; onların aileleri de bu şehirde yaşamıyor mu? Çocukları bu havayı solumuyor mu, bu topraktan beslenmiyor mu? İhalelerin engellenmesi karşısında sessiz kalarak, kendilerinin ve ailelerinin hayatlarını da tehlikeye atmış olmuyorlar mı?

***

SORU-YORUM

Tam "Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu" kıvamında. Beyin yakıyor; "Nasıl olduysa işte İstanbul'da bir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı aldılar ama İstanbul seçimini kazanmadılar. İstanbul seçimini Ak Parti kazandı."

Madem, altı üstü, ağız burun eğerek anılacak "Bir İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ydı işte"; neden yenilettiniz seçimi o zaman? Üstelik de hukuksuzluk pahasına… Neden, burnundan getirdiniz seçim kurullarının? Neden, seçmen listelerinin altını üstüne getirdiniz? Neden, işi gücü bırakıp, "Bir İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı" için kamp kurdunuz bu şehre? Neden "devlet"in bütün imkanlarını seferberlik ettiniz

 

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58