Parafili bozukluğu

A+A-
Gülay TUNÇEL

Bu hafta en keyifsizleri haberleri gündem dışında izledik.

Vatandaş tam günler uzadı. Bağ, bahçe, doğa canlandı. Yeşillikler içimizi açıyor. Vakitte olduğunda tadını çıkarırız konuşmaları yapıyordu. Duyduğumuz haberlerden, görüntülerden keyfimiz kaçtı.

Sinirlerimiz bozuldu. Aileler, vatandaş, tedirginliğini ve tepkisini sokaklara çıkarak gösterdi. Zanlılar yakalansa da bu kişilerin ruh sağlıklarının temelinde ne var?

Konuyu sizler için, Uzman Klinik Psikolog Naciye Tokaç Hocamız ile konuştuk. Hocamızın cinsel sapkınlığa dair anlattıkları bilgi ve paylaşımı şöyle...

Son dönemde özellikle sosyal medyayı etkin kullanmamızın da etkisiyle cinsel istismar, taciz ve tecavüz durumlarından daha fazla haberdar olabiliyoruz.

Bu durum tabiki önemli; çünkü maruz kalan eğer bir çocuksa bazen ne olduğunu anlayamadığından bazen de gizlenecek, utanılacak birşey gibi düşündüğünden en önemlisi de korkutulduğundan çevresine bahsedemez. Çocuğu biz yetişkinler korumalıyız. Yetişkinlerde durum ise; aslında yıllardır taciz ve tecavüz durumlarına kadınlar özellikle sıklıkla maruz kalıyor ancak hepimizin de bildiği sebeplerle sessiz kalmayı tercih ediyordu. Şimdi teknolojik imkanların da yaygınlaşması kanıtlayabilme imkanının da artmasıyla sessiz artık kalmıyor.

Tacizler, cinsel istismar ve tecavüz gibi insan hayatını ömür boyu etkileyecek yaralar açan durumların sadece cezai yaptırımlar ile önlenebilecek bir durum olmadığını söyleyebilirim. Çünkü bu durumlara yol açan kişiler genellikle kişilik yapılanmasında problemli veya açıkça bir cinsel sapkınlık (parafili) bozukluğu olan kişilerdir. Bunun gibi bir nedeni önündeki çok büyük ceza dahi durdurmayabilir.

Yaşanan bu insan hayatını ömürlük yaralayan durumları; en aza indirgeyebilmek için toplumun her kesimini ilgilendiren kapsamlı bir eğitim, bu kişiler için psikiyatrist ve klinik psikolog başta olmak üzere diğer ilgili meslek gruplarından oluşan rehabilitasyon programları ve düzenlenecek caydırıcılık sağlayabilecek yasal yükümlülükler hep birlikte değerlendirilerek sürecin önüne ancak geçilebilir.

Bir diğer konu ise; cinselliğin toplum nezdindeki durumudur. Maalesef insanın varoluşunun sağlandığı ve en temel dürtülerinden, insanın doğasının doğal bir parçası olan bu olgunun konuşulamayan, yorgan altı bir konu olmaktan çıkarılıp insanın en doğal süreçlerinden biri olarak konuşulabilir konuma gelmesi gereklidir. Çocukların, genç ve genç erişkinlerin bile aileleri ile rahatlıkla konuşabileceği bir konu olması önemlidir. Çünkü cinsellik aslında doğal bir durum iken onu gizli, utanılacak bir konu yapan cinsellik hakkındaki tutumlardır. Çocuk soru sorduğunda "sus, ayıp, herkesin içinde konuşulmaz bunlar, ana babaya sorulur mu böyle soru" ile başlayan cinselliğin ayıp bir konuya dönüştürülmesi.

Cinsel sapkınlıkların (parafili) daha ergenlik döneminde fark edilebilecek kadar gerilere gittiği; o dönemden başlayarak düzenli psikiyatrik ve psikolojik rehabilitasyon programları içinde değerlendirilmesi istismarların önlenmesinde önemlidir. Çocuklara yabancılardan korkmayı öğretirsek başkalarına güvenmemeyi de öğretmiş oluruz. Sonuçta her yabancı çocuğa zarar verme niyetinde değildir. Çocuğa kendini nasıl koruyabileceği, güvenli davranışlar ile güvensiz davranışların farkını öğretmeliyiz.

Dürtü kontrol bozukluklarına bağlı suçları ortadan kaldırabilmek mümkün mü bilinmez ancak en asgari şartlara indirgeyebilmek için yapılması gerekenlerin de bir an önce hayata geçmesi gereklidir. İlk önce herkes kendini değiştirmekle; birey olarak cinsellikle ilgili kişisel yanlış inanışlarının gerçek bilgilerle değiştirebilmesi ile başlanabilir.

Bir diğer husus okullarda verilen cinsel eğitimin toplu halde değil bireysel verilmesi çocuğun rahatlıkla soru sorabilmesine ve tam algılayamadığı bir hususu anlayabilmesine yardımcı olacaktır. Bu eğitim sürecinin bireyden topluma doğru yaygınlaşması

toplumun her kesiminin görevidir.

Sağlıkla iyi hafta sonları.

 

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları