Parsel parsel vatan…

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Durumu,"Petrol zengini Katar emiri, Türkiye'den şunu aldı, bunu aldı, şuraya da ortak oldu, buraya da yatırım yaptı" diye anlatınca, sanki piyango zengini yahut mirasyedi sonradan görme komşunun kapattığı arsalardan bahsediyormuşuz gibi olabilir. Vahim, yazık ama nihayetinde ticari bir alışveriş… Bütün mevzu el değiştiren riyallar, dirhamlar, dolarlar…

***

Kazın ayağı pek öyle değil.

Siyasi yanı var, tarihi yanı var, askeri yanı var; insanın kanına dokunan milli/vicdani yanı var…

***

Katar dediğiniz…

Düne kadar, aşiret ağalarınca yönetilen bir kabile devleti.

1800'lerin ortalarında, şimdiki "Emir"in büyük büyük dedelerinin kabilesi iktidarı ele geçirince,  Osmanlı İmparatorluğu'nun himayesine girmişler; rıza ile…

O günün idari sistemi içinde Basra vilayetine bağlı, Lahsa sancağının, küçük bir ilçesinden başka bir şey değiller. Önceki gün devlet töreniyle karşılanıp, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın mevkidaşı gibi devlet protokolü uyarınca ağırlanan Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani'nin ailesinin statüsü de "kaymakam" gibi…

***

Sonra…

1913'te bağımsız(!) olup 1916'da İngiliz hakimiyetine giriyorlar.

1971'de bağımsız(!) olup, bölgenin en büyük "Amerikan üssü"ne dönüşüyorlar.

İlişki durumu "kronik müstemleke" yani!

***

(Ha bu arada, 11.586 km²'lik alan ve 3 milyona yakın nüfustan oluşan fiziki varlıklarıyla, bırakın bir İstanbul'u, bir Ankara, İzmir, Bursa, biraz zorlasan Antalya bile etmiyorlar ya ah o petrol!)

***

İşte bu Katar…

Lafa gelince üç kıtaya hükmetmiş bir imparatorluğun bakiyesi olan…

Yedi cihana karşı destansı bir Kurtuluş Savaşı vererek kurulmuş…

Çok kısa sürede, dünyada eşi benzeri olmayan bir milli kalkınma hamlesi yaparak iktisadi olarak da bağımsızlaşmış; kendi kendine yeten, tükettiğini üretebilen, bütün kurumlarıyla evrensel ölçütlerde bir "devlet" haline gelen Türkiye Cumhuriyeti'ne, parsel parsel konuşlanıyor son yıllarda.

Sağlıktan finansa, turizmden ulaştırmaya, gıdadan medyaya hangi sektörde, parlayan/palazlanan hangi yatırımın altına baksanız onların parmağı var!

Sadece son birkaç yıl içinde;

Finansbank'ın yüzde 99.81'ini…

TMSF'nin elindeki Digitürk'ü…

Abank'ın önce yüzde 71'in, sonra bütün hisselerini…

Banvit'in yüzde 79.5'ini…

Altınyıldız, YKM, Ay Marka, Beymen gibi markaları da bünyesinde bulunduran Boyner Grubu'nun yüzde 30.7'sini…

İnşaat alanında ANKA'ı…

BMC'nin (Hem de Silahlı Kuvvetler Endüstri Komitesi tarafından) yüzde 50'sini…

ERGO Portföy'ü…

İstanbul boğazının paha biçilmez değerdeki tarihi yapılarından olan, nam-ı diğer "Türkiye'nin en değerli yalısı",  Şehzade Burhanettin Efendi Yalısı'nı…

Satın aldılar.

***

Emirin annesi Şeyha Moza'nın Kanal İstanbul güzegahında 44 dönüm arazi satın aldığı ortaya çıkınca, -nihayet- "stratejik niyetleri"yle de tartışılmaya başlandılar.

***

İşin ilginç yanı, Türkiye hep aynı Türkiye, hatta geçmişte çok daha "kazandıran" bir ülke. Buna rağmen, 2003 yılına kadar ne sermaye, ne mal-mülk; hiçbir şekilde bu ülkede yoklar.

Ben demiyorum, bir soru önergesine verdiği cevapta bizzat Çevre ve Şehircilik Bakanı söylüyor; 2003 yılından itibaren başlıyor bu seri satın almalar.

Bakan'ın, muhalefete cevap olarak paylaştığı bilgilere göre, toplamda bin 592 Katarlı kişi tarafından yapılan alımlar sonucu kaybettiğimiz(!) yani başka bir ülkenin, Katar'ın vatandaşlarına geçen topraklarımızın alanı 795 bin 552 bin metrekare. Buna 198 adet ana taşınmaz ve 884 adet bağımsız bölümün alanı da dahil.

Yine, 100'den fazla Katar sermayeli şirketin halihazırda faaliyette olduğu söyleniyor.

Kulağa en alasından eşek şakası gibi geliyor ama bir ara Türk Keneşi'ne üye olması bile gündeme geldi;

Türk olmadı halde…

Türkçe konuşmadı halde…

Türk dil ailesine mensup olmadığı halde…

***

Takdir edersiniz ki, bir İngiliz Futbol Kulübü yahut Warhol tablolarını satın almak gibi bir şey değil bu!

***

Peki ne?

Şifresi, "Katar'da, Türkiye'den kimlerin, neleri var?" sorusunda saklıdır belki de…

Bir de Katar'ın, ABD'nin Ortadoğu acentesi olduğunu unutmadan değerlendirmek gerekir belki, yarattığı dolaylı bağımlılığın asıl merkezini ve ekonomiden, Avrasya ve Kafkaslar'a açılan kapılarla ilgili jeopolitiğe kadar uzanan mahiyetini!

SORU-YORUM

Emin Çapa soruyor:

"Katar'a satıştan  gelecek para 300 milyon $.

Ankapark'a harcanan para 750 milyon $.

Katar'a ülkemizi yağmalatacağınıza, Melih Gökçek'i engelleseydiniz daha iyi olmaz mıydı?"

 

  • Yorumlar 14
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58