Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında, Ortadoğu’nun yeniden biçimlendirilmesi sürecinde sıra İran’a gelirken, ABD ve İsrail’in İran'a karşı savaşında öteden beri en önemli ortağının, bölgedeki vekili PKK/PJAK olduğu tartışmasız bir gerçektir.
Ancak her ne kadar uzun süredir "Türkiye'ye karşı doğrudan bir saldırıda bulunmasa da, İran'daki PKK/PJAK varlığı öteden beri Türkiye açısından da açık bir ulusal güvenlik tehdididir."
Başından beri ABD ve İsrail ortak projesi ve aparatı olan PKK için, ABD ve İsrail’in “İran’ın bölgedeki nüfuzuna karşı PKK/PJAK'ı kullanarak vekalet savaşına hazırladıkları” inkar edilemez bir gerçek.
Her ne kadar Türkiye, “PKK ve farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları, nerede olduklarından bağımsız olarak, bir an önce fesih kararını almalı; derhâl ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmelidir” dese de, geçtiğimiz aylarda PKK’nın, İran'da faaliyet gösteren kolu PJAK'ın sözde lideri Emir Kerimi, yaptığı açıklamada açıkça “Biz PJAK olarak ne silah bırakacağız ne de kendimizi feshedeceğiz” demişti.
Türkiye’nin ulusal ve bölgesel tehdit ve terör unsuru olarak tanımladığı KCK'nın içinde olan PKK’nın İran kolu PJAK üzerinden ABD ve İsrail'in İran'a karşı dolaylı adımlar atması ve bir vekâlet savaşına girişmesi yakın gelecekte kaçınılmaz bir beklenti.
İran PKK’sı PJAK'ın, İsrail-İran arasında geçtiğimiz aylardaki 12 günlük savaşı “Rojava özgürlüğü tarzında bir kurtuluş” müjdesi olarak değerlendirip büyük bir sevinç ve umutla karşıladığı anımsandığında, olası yeni bir İran-İsrail savaşında beklentileri ve oynayacakları rol de açıkça tahmin edilebiliyor.
Daha önce Irak ve Suriye’de gerçekleştirilen senaryonun kendileri için tekrarını bir kurtuluş yolu olarak gören terör örgütü, açıkça İsrail’in yanında yer alıyor. PJAK, İsrail’in vekil gücü olarak İran’da uzun zamandır faaliyet gösteren, İran’ın yumuşak karnı durumunda bir terör örgütü.
Bir süredir kilitlenmiş olan yeniden çözüm sürecinde, her ne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz aylarda, “Süreç istediğimiz gibi ilerliyor, bir sorun yok.” ifadelerini kullansa da, PYD/SDG'ye silah bıraktıramayan iktidar, silah bırakmayacağını açıklayan PKK/PJAK'tan ise hiç söz etmez oldu. Adeta PKK'nın İran kolu PJAK kamuoyunda unutturulmaya çalışılıyor.
Öyle ki, yeni açılımın mimarı Devlet Bahçeli bile, 8 Eylül’de, “Öcalan’ın yeni bir açıklamayla 27 Şubat çağrısının örgütün Suriye’deki kolu ve Avrupa’daki yapılanmasını da kapsadığını hatırlatması, bu çağrının yerine getirilmesi bu konudaki tartışmayı da bitirecektir.” açıklamasıyla bebek katili, terörist başına çağrıda bulunurken PKK'nın İran kolunun da silah bırakması gerektiğine hiç değinmedi.
Peki neden? Niçin artık PKK/PJAK'ın da silah bırakması gerektiğinden hiç söz edilmez oldu? 'Nasıl olsa Irak'tan sonra Suriye'de özerk yönetim hedefi gerçekleştirildi de sıra İran'da' diye mi?
Cevabı, Ortadoğu için 'federal modele benzeyen kapsamlı bir siyasi proje'nin hazırlandığı, bu proje için güya tecrit koşulları altında bulundurulduğu İmralı’dan, 2020’de teröristbaşı Öcalan'a verdirtilen, “Kürtler arasındaki birliğin yolunun Kürtlerin dört parçada da örgütlenmesinin büyütülmesi durumunda çözümün de gelişeceği” talimatında saklı.
Çözüm süreci mimarlarının PKK/PJAK'ın silah bırakması gerektiğini görmezden gelen tutumunu anlamak için tabii ki yine Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)'ne bakmak gerek!
Nitekim, geçtiğimiz hafta kamuoyunda tartışmalara sebep olan NATO Parlamenter Asamblesi Genel Kurulu’na sunulan “İran’ın Bölgesel ve Avrupa-Atlantik Güvenliğine Yönelik Tehdidi” başlıklı raporda yer alan ve NATO’nun “İran tehdidine karşı bölgesel ortaklarla işbirliği” önerilen rapor da PKK/PJAK'ın silah bırakması gerektiğinin niçin unutturulmaya çalışıldığını ayrıca açıklığa kavuşturuyor.
Belirtilen raporda, “İran'ın, Amerika Birleşik Devletleri’ni bölgeden çıkarmayı, İsrail devletini ortadan kaldırmayı ve bölgesel düzeni yeniden şekillendirmeyi hedeflediği" belirtildikten sonra, “NATO üyelerinin İran’ın istikrarsızlaştırıcı eylemlerine daha fazla odaklanması ve ‘maksimum baskı’ stratejisini nasıl uyumlu hale getirip genişletebileceklerini araştırmaları gerektiği sonucuna varmaktadır.” görüşüne yer veriliyor.
Özetle, “NATO müttefiklerinin, İran rejiminin Orta Doğu’da ve ötesinde, Avrupa-Atlantik bölgesi de dahil olmak üzere güvenlik ve istikrara yönelik oluşturduğu tehdide kolektif odaklanması daha da belirgin hale gelmektedir.” denilen rapor, kullanılabilecek vekil güçlerden olan PJAK'ın silah bırakmasının niçin istenilmediğini ortaya koyuyor.
Akıllara gelen ise Trump'ın, 2019 yılında Erdoğan'a yazıp; Suriye'de PKK/YPG'ye yönelik askeri bir operasyona kalkışacağı sıralar gönderdiği bir mektupta yer verdiği "Sert adamı oynama" mesajı benzer bir mesajın bu kez de PKK/PJAK'ın silah bırakmamasının çok da üzerine gidilmemesi için verilip verilmediği sorusu?