Borsa son günlerde serbest fonları tartışıyor. Manipülatif yükselişler SPK Başkanı ve Bakan Mehmet Şimşek’in de dikkatini çekti.
Yakında düğmeye basılacak ve buradaki manipülatif harekete müdahale edilecek.
İyi de bu sorun çözülecek mi?
Elbette hayır!
Bundan sonra kurulacak fonlarda ne yapılmalı ki yatırımcıyı korumalı?
Serbest fonların finansal sistemde oynadığı rol tartışılmaz: risk transferi, fiyat keşfi ve portföy çeşitlendirmesi sağlarlar. Ancak uygulamada bazı fonlar, “kapalı → halka açma” taktikleriyle kısa vadeli kazanç elde edip sıradan yatırımcıyı mağdur edebiliyor. Bu durum, sermaye piyasalarına olan güveni zedeliyor; o yüzden birkaç temel kuralı tartışmaya açmalı ve hızla hayata geçirilmelerini talep etmeliyiz.
İlk olarak, fonların kapalı statüde kurulduktan sonra sonradan halka açılarak spekülatif değerleme oyunlarına olanak vermesi engellenmeli. Kapalıyken fonu belirli kişilerle yapay şekilde şişirip, halka açtıktan sonra satışa sunma pratiği kabul edilemez.
İkinci olarak, fon kurucusu veya hakim ortağına ait kurumların hisselerine yapılacak yatırımlarda üst sınır konulmalı; önerilen çerçeveye göre bu tür pozisyonlar maksimum %5 ile sınırlandırılmalı. İncelemeler, şüpheli getiriler yapan fonların genellikle “kendi hisseleri” etrafında konumlandığını gösteriyor. O halde çıkar çatışmasının önlenmesi şart.
Üçüncü olarak, fonların diğer varlık sınıflarında serbestçe pozisyon almasının önünde tekniğe aykırı bir engel görmüyorum; sorun, içsel çıkarların dışa vurduğu hisselerde ortaya çıkıyor. Dolayısıyla asıl düzenleme, hakim ortak ilişkisi ve şeffaflık üzerinde odaklanmalı.
Dördüncü tedbir sermaye yeterliliğiyle ilgili: Fon yöneten portföy şirketlerinin sermaye yapısı ile fon büyüklüğü arasında somut bir bağ kurulmalı. Yatırımcıların talepleri karşılanamadığında kurumun kendi öz kaynaklarından destek verebilecek gücü olmalı; büyük fonları yöneten kurumların ödünç alınamayacak miktarda teminat veya ödenmiş sermaye bulundurmaları zorunlu kılınmalı.
Beşinci olarak, düzenleyici otoritenin piyasayı bozucu eylemler karşısında ayrıcalık tanıması bir “görev suçu” teşkil eder. Manipülasyon şüphesi olan işlemler derhal durdurulmalı, fail olan fonlar hakkında caydırıcı cezalar gündeme alınmalı ve gerektiğinde tasfiye uygulanabilmelidir.
Altıncı öneri nitelikli yatırımcı tanımında radikal bir güncelleme: Bugünkü 20.000 USD eşdeğeri eşik güncelliğini yitirmiştir; en az 100.000 USD seviyesine çıkarılmalı ve nitelikli yatırımcı kriterleri yalnızca paraya dayanmamalıdır. Deneyim, finansal okuryazarlık ve risk yönetimi gibi nicel olmayan kriterler de eklenmelidir.
Yedinci olarak, serbest fonların kuruluşu ve yönetimi ayrı, kapsamlı bir tebliğ ile düzenlenmeli; ayrıca bu yapıların işleyebileceği suçlara yönelik cezalar, “piyasa bozucu eylemler” tebliğine derhal eklenmelidir. Mevcut mevzuat parçalıysa, suistimaller için açık kapılar bırakır.
Sekizinci ve son olarak: Aşırı risk taşıyan serbest fonların sosyal medya ve kitlesel reklâm kanallarında tanıtımı kesinlikle yasaklanmalı. Bu tür fonlar ancak bilgilendirilmiş, nitelikli yatırımcılara erişebilmeli; kitlesel pazarlama küçük tasarruf sahiplerini gereksiz riskle karşı karşıya bırakır.
Sonuç olarak, serbest fonlara yönelik düzenlemeler; şeffaflık, çıkar çatışmasının önlenmesi, sermaye yeterliliği ve yatırımcı koruması odaklı olmalı. Aksi takdirde finans piyasaları, para kazanma hızı yüksek ama güveni zayıf kurumların oyun alanına dönüşür. SPK ve ilgili otoriteler, itirafla bitmeyen; pratikte etkili, hukuki ve mali yaptırımlar içeren bir reform programını ivedilikle uygulamalıdır. Piyasa, kurallar varsa adildir; kuralsızlık ise adaleti öldürür ve bunu finans dünyası da unutmamalı.