'Reis'i kafaya takmışlar

A+A-
Arslan TEKİN

Amerika ile kriz bu defa çok farklı... ABD'nin bütün Türklerin artık ülkelerine girişine izin vermemesi, doğrudan halkımızı hedef alma manasına gelir. Krizin derinliğini buradan ölçün... Türkiye'nin hemen aynı oranda karşılık vermesi ne derece doğru? Tartışılmalı... Etkilenecek ABD vatandaşı 1'se, bizden etkilenecek 9'dur.

"Siyasî İslâmcılar"ın, büyük bir kinle saldırmayı "inançlarının" ritüeli hâline getirdikleri Mustafa Kemal'in yedi düvele ve "teslim alınmış" Padişah'a karşı yürüttüğü mücadeleyi, şu bulunduğumuz şartlarda dahi idrâk etmelerini bekleyemeyiz. Ancak şöyle bir geriye dönüp bakmalılar.

Batı kafaya koymuş, "Reis" nezdinde, Türkiye'yi batıracak. Yoksa "darbe"ye izin verir miydi! Darbeden netice alamadılar; hınçları daha büyüdü. Adım adım Türkiye'yi köşeye sıkıştırmanın ötesinde çıkmaz sokağa sürüklüyorlar.

M. Kemal olsaydı şimdi şunu yapardı, bunu yapardı demeyi anlamsız bulurum. Hayıflanarak bir yere varamayız. M. Kemal Payitaht bile işgaldeyken hiç umudunu yitirmemişti. En azından bu "umut" örnek olmalıdır.

Hakikaten ABD, birkaç "adamı" için mi, 80 milyona gözdağı veriyor?

"Reis", "Kabile devleti değiliz. Hukuk devletiyiz." diyor ama ne zamandır tartışılagelen ise "adalet"... Koskoca bir parti "adalet" için Ankara'dan İstanbul'a yürümek mecburiyetinde bırakıldı. 215 bin ByLock kullanıcısından bahsediliyor. Yargıtay'ın emsal kararı var: ByLock kullananlar örgüt üyesi sayılmalıdır; cezalandırılmaları gerekir. Telefonlarına ByLock programını yükleyenlerin adları MİT tarafından peyderpey mahkemelere iletiliyor. Sonra yakalama kararı çıkarılıyor. Bu akıl alacak gibi değil. 215 bin insan tutuklanacak!  Hiç bilmediğim bir husus ama, bu kadar insanın ByLock kullanması beni şüphelendiriyor. ByLock kullandı diye mi, yoksa görüşmelerin muhteviyatı göz önünde bulundurularak mı cezalandırılmaları gerekir? Ya meseleyi sulandırmak için birilerinin telefonlarına rastgele ByLock yüklendiyse?... Ya saf insanlar tuzağa düşürüldüyse?... Bilmiyorum ki... Olabilir mi?!

Ne kadar "Hukuk devletiyiz." derseniz deyin, "şüphe" giderek artıyor. Bu ByLock meselesine, bankaya para yatırma meselesine, derneklere üye olma meselesine bir sınır konamaz; kanunen açıksa, şu tarihten itibaren işten atılırsın, tutuklanırsın, denemez. Batı'nın elinden kozları bir bir almanın tek yolu "ikna"dır... Bu da kanunlara uygun tutuklamalardır.

ABD'nin vize vermemesine karşı elbette öfkeliyiz... Ama mücadelenin bin türlü yolu vardır.

Mustafa Kemal örneğini bunun için veriyorum. O kadar ağır şartlarda mücadele etmişti ki, sadece silâh kullanmamış, diplomasiyi, ikili ilişkileri de işletmiştir. (Nutuk, işte bunun için okunmalıdır, diyorum.)      

"Reis"in, "Biz hukuk devletiyiz." demesi, ABD'nin, tutuklanmasını istemediği kişinin, "Kesin delillerle tutuklanmıştır." demenin başka türlü ifadesidir.

Nedir bu deliller ve neden tutuklanan kişinin avukatıyla paylaşılmadan, basın-yayın organlarına servis edilmiştir?

1964'te, dönemin başbakanı, Millî Mücadele'nin liderlerinden İsmet İnönü, Batı'nın Kıbrıs meselesinde karşımıza geçmesi üzerine "Yeni şartlarla yeni bir dünya kurulur. Türkiye de bu dünyada yerini bulur." demişti ama "yeni bir dünya" kurulamamış yine Batı'ya dönülmüştü.

Sizce "Ümmetin Lideri" yeni bir dünya kurabilir mi?

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58