ROC, ROC'luğunu Yapıyor...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Yüzüncü yılına girmeye hazırlandığımız Cumhuriyet tarihinin en karanlık günlerini yaşıyoruz. "Bütün renkler kirlendi, birinciliği beyaza verdiler" sözlerinde olduğu gibi güvenilirliğini kaybeden kuruluşların başında basın ve adalet geliyor. Üstelik yaşadığımız ucube rejimde en çok ihtiyacımızın olduğu kurumlar ne yazık ki siyasi vesayet altında tacize, tecavüze uğruyor. Ve de bu işten zevk alanlar, prim kazananlar var...
Türedi holdingler, türedi siyasiler gibi bizim mahalle de muhabirlikten gelen geçmişi dahi olmayan "Paraşüt yazar"lar oluştu. Oysa Medya Mahallesinde "Köşe" sahibi olmanın ciddi kriterleri vardı. Köşe patron tarafından bahşedilmezdi. Polis-adliye muhabirliği gibi çoğunluğu sokaktan, haberin, olayların içinden süzülerek gelirdi. Siyaset bu işe müdahil olamazdı. Ne zaman ki FETÖ benzeri cemaatler ile "İhvancı" anlayışa ram olan cemaatler ile siyasal uzantılarına iktidarlar zemin oluşturdu. İşte o zaman "kontenjan"dan "tetikçi yazar"lar çıktı meydana.
ROC'da onlardan birisi. "Kumpas Davalarının Tetikçisi Taraf Gazetesi"ni kimileri unutsa da "İtibar infazı"na uğradığım için bu mevkuteyi hafızama kazıdım. Döviz cinsinden maaş, matbaası bile olmadığı halde AKP hükümetine yakın gazetelerin matbaalarında basılıp, cemaatlerin kağıt desteği ve dağıtımlarında yayın yapan "The Taraf"ın bazı illerde ücretsiz olarak "Zaman, Akit ve Yeni Şafak" gibi gazetelerle okuyucuya ulaştırıldığına bizzat tanık oldum.
ROC işte o The Taraf'da paraşütle yazar yapıldı. Taraf'ın Genel Yayın Yönetmenleri Ahmet Altan, Markar Esenyan ve Yasemin Çongar tarafından keşfedilen kişiydi. Bavulcu Mehmet Baransu ile beraber "Kumpas Davalarının Tetikçisi" olarak görev yapmakla kalmayıp, ekranlarda yorumcu yapılıp, bazı cemiyetler tarafından ödüller bile verildi. Markar Esenyan AKP'den milletvekili seçildi. Bir kaç ay önce vefat etti. ROC ise cemaatin bankasından ünlü eşi ile beraber aldığı kredi ile yalı dairesinde oturuyor. İstihbarat örgütleri kullanacağı kişilerin önce zaaflarını tesbit eder. "İçki, para, makam, kadın vs." ROC'unda zaafı tesbit edilmiş. Tetikçi yapılmış. FETÖ adına elindeki karayı önüne gelene sürüp, Kardinal'e övgüler dizerek ballı maaşlar aldı yıllarca.
17-25'den, 15 Temmuz'dan sonra fikri derinliği olmadığı için, rengi griden karaya dönen bir televizyon kanalında mahalle kahvesi havasındaki spor programında istihdam edildi. ROC bu... ROC'luğunu yaptı. Viskiyi fazla kaçırınca, Türkiye'mizin en güzel rengi olan, bütünlüğünün çimentosu Boşnak kardeşlerimize ağır hakarette bulundu. Bütün Türkiye ayağa kalkınca bir süre akran yasağı getirildi.
Lakin görevini yapamadığı esnada "Zarf içinde maaşı" ödendi. Zamanla her şeyin unutulacağını, milletin balık hafızalı olduğunu sanan, "Başkenti parsel parsel satan"lar, gider kaynakları henüz belirlenememiş "Kara Kanal"da yeniden görevlendirdiler ROC'u... Bu arada satmadığı, okunmadığı için sanal alemde yayına devam eden malum kanal da ROC'a bir de köşe verdiler ki tetikçilik görevine devam etmesini sağladılar.
ROC'un bir özelliği vardı. Polis bir türlü adresinde bulamıyor, hakkında açılan davaların tebligatını yıllarca ulaştıramıyordu. Oysa bizi evimizden gece yarısı, konuk olduğumuz otel ve misafirhanelerden gözaltına alınıp; nezerathanelerde sabahlarken ROC, bilinmeyen ellerce korunuyordu.  
ROC yine ROC'luğunu yapıyor. Kara Kanal'da sahibinin sesini sadece ekranlarda seslendirmiyor. Sanal gazetede tahsis edilen köşesinde sadece Ankara'nın değil tüm Türkiye'nin gönlünde taht kuran Mansur Yavaş'ı hedef alarak, resmen görevden alınan Melih Gökçek'in tetikçiliğini yapıyor.
Merak edip seyretmedim Gökçek, oğlunun kanalında kuyruk acısı ile Mansur Yavaş'a iftiralar atmaya kalkışırken kendisine sızdırılan sözde bilgiler ile attığı iftiralara bu satırların yazarını da dahil etmiş. Demetevler'de yumurtacılık yaptığı günlerden tanıdığım Gökçek'e bir tavsiyem var. "Adımı anarken salavat getirmeyi unutma!" Kara kanalında fotoğrafımı yayınlarken "FETÖ'den soruşturma geçirdi. Mansur Yavaş'ın ekibinden" iddiasını sarf ederken duvara tosladı. Belli ki beni tanımıyor. Yavaş yönetimindeki Ankara Büyükşehir'deki "4 etkin isim"den biri sanıyor beni...
Gökçek'in iftira dolu iddialarını gündeme getiren ROC da tanımaz beni. Hedef gösterdiklerinden Yüksel Aslan, Servet Avcı ve Halil İbrahim Yılmaz'ı da tanımaz. Sadece görevi olan tetikçiliği yapar. Anadolumuzda "Meyveli ağaç taşlanır" denir. Halil İbrahim Yılmaz, Melih Gökçek'in gücünün zirvede olduğu dönemde Ankara Ticaret Odası Başkan adayı yaptığı oğlu Osman'ı, dolayısı ile Melih Gökçek'i yenip, ATO'yu Gökçek'ten kurtaran adamdır. Hem de siyasal geçmişi ve tercihi ile "Adam gibi adamdır..." Kuyruk acısı Gökçek'ten ROC'a sirayet ettiğine göre Ankara Kent Konseyi Başkanı Yılmaz doğru yoldadır...

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58