Rum-Yunan sabrımızı test etmeyi bıraksın!

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis, Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak Nisan ayı sonunda Cenevre'de gerçekleşmesi beklenen gayriresmi 5+1 konferansı için yoğun bir hazırlık içerisindedir. Rum-Yunan ikilisinin stratejisi bellidir; Kıbrıs Türk halkının iradesini, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın egemen eşitlik temelinde iki devlet modelini ne olursa olsun engellemek, bunu gerçekleştirirken de Türk tarafını uzlaşmaz, saldırgan olarak damgalayarak hem Avrupa Birliği, hem de Amerika tarafından yaptırımlarla cezalandırılmasını sağlamak. Bu amaçla Anastasiadis ile Hristodulidis hem içte hem dışta diplomatik temaslar yürütmektedir. Anastasiadis'in ruhani lideri olduğu DİSİ Partisi Başkanı Averoff  Neofitu da yabancı diplomatlarla görüşmeler yaparak tezlerini anlatmaktadır. Pandemi nedeniyle adaya sıkışıp kalan KKTC yetkilileri, başta Cumhurbaşkanı Tatar ve Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu ise meydanı Rum'a boş bırakmamak için çevrim içi konferans sistemini kullanarak Türk tezlerini anlatmaya çalışmaktadır.                       
Yunanistan kaşınıyor!
Yunanistan Anavatan Türkiye'yi tahrik ederek, Avrupa Birliği ve ABD ile karşı karşıya getirmek için provokasyonlarına, tahriklerine devam etmektedir. Önceki gün 4 Yunan F-16'sı bilimsel araştırma yapan TCG Çeşme gemimizi Bern Antlaşması'nı yok sayarak taciz etti. Millî Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada söz konusu Yunan jetlerinin amaçlarına erişemeden bölgeden uzaklaştırıldıkları, gerekenin yapıldığı bildirildi. Yunanistan, Türkiye'yi tahrik ederek üzerine saldırtmak sonra da Avrupa'ya, Amerika'ya 'Bakın Türkiye saldırgan, düşmanca genişlemeye yönelik tutumunu sürdürüyor' diyerek Türkiye'nin cezalandırılmasını sağlamaya çalışmaktadır. Bu ucuz ve alçak siyaset Yunanistan'ın hiçbir zaman dost olamayacağını ve iyi komşuluk ilişkisi içerisine girmek istemediğini ortaya koymaktadır. Türkiye, Yunanistan'ın Ege-Adalar Denizi'ndeki adaları Lozan ve Paris Antlaşmalarını çiğneyerek silahlandırmasına göz yumdukça Yunan azmaktadır. Türkiye, Ege ve Doğu Akdeniz'de sismik araştırma ve sondaj gemilerini geri çekerek iyi niyet gösterisi yaptıkça Yunan şımarmakta ve provokasyonlarını artırmaktadır. Ege'de ve Akdeniz'de sıcak bir çatışma an meselesidir. Zaten Rum-Yunan ikilisi yeni bir Türk tokadı yemeden hizaya gelmeyecektir. Bölgede barış ve huzuru tesis etmek, haklarımızı korumak için savaşmak şart olmuştur. Bunların başka lisandan anlamayacakları oldukça netleşmiştir. Güvendikleri Avrupa, ABD ve İsrail'in Türkiye'nin sabrının tükendiği noktada Yunanistan'ın imdadına yetişeceğini pek sanmıyorum. Yunanistan, Türkiye'nin yaptığı uyarıları dikkate almalı ve başlatılan istikşafi görüşmelerde ciddi bir şekilde uzlaşacak zemin yaratmaya çalışmalıdır. Yoksa sonları pek hayırlı olmayacaktır. Bizans oyunlarından, genişleme hayallerinden vazgeçmedikleri takdirde ne NATO ne mato bunları elimizden kurtaramayacaktır.

Rumlar akıllanmaz! 
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Yunanistan'dan farkı yoktur. 52 sene masa başında çözüm bulmaya gayret eder gibi rol keserek, Kıbrıs Türklerini müzakerelere zincirleyen, zaman kazanıp ilk fırsatta Enosis'i gerçekleştirmek isteyen Rumlar da yakın tarihten gerekli dersleri alamamıştır. Anastasiadis'in emriyle hareket eden DİSİ Başkanı Neofitu yaptığı açıklamada baklayı ağzından çıkarmış, kinini kusmuştur. Neofitu şöyle demektedir: "Türk işgalinden, işgal birliklerinden, 1960 garanti koşullarından kurtulmak istiyorum. Toprakları; Omorfo'yu (Güzelyurt), Maraş'ı ve diğer bölgeleri geri almak istiyorum. Mülkiyet konusunun adil bir şekilde çözülmesini istiyorum. Bütün bunları almak içinse, Kıbrıslı Türklere siyasi eşitliği vermemiz gerekir."
Bunlar adeta Kıbrıs Türk halkını aptal yerine koymaktadır. Hali hazırda içimizde aptal durumuna düşmüş, federasyon federasyon diyerek Rumlarla birleşik Kıbrıs kurmak için yanıp tutuşanlar da yok değildir, ancak halkımızın büyük çoğunluğu Rum'un 'federasyon' oyununu hele hele 'siyasi eşitlik' martavalının ne demek olduğunu çok iyi kavramış ve işte tam da bu nedenle tavizci/federasyoncu Akıncı'yı tasfiye ederek Tatar'ı Cumhurbaşkanı görevine getirmiştir. Bundan sonra Rum bizi kandıramayacaktır. Bu federasyon oyunu son kez Nisan ayı sonunda gerçekleşmesi beklenen 5+1 toplantısında bir kez daha bize yutturulmaya çalışılacak ise de Cumhurbaşkanı Tatar'ın buna karnı toktur. İngiliz Planı diye bize Anastasiadis'in daha önce eveleyip gevelediği 'gevşek federasyonu' empoze etmelerine müsaade edilmeyecektir. Tatar 5+1 Konferansı'nda tezlerimizi kayıtlara geçirip önüne bakacak, tanınma için seferberlik bayrağını açacaktır. Tatar, Denktaş'tan, Dr.Küçük'ten, Eroğlu'ndan devraldığı özgürlük, egemenlik meşalesini daha da yükseltecek ve yüceltecektir. Kısaca Rum-Yunan ikilisinin ortaya koymaya çalıştığı senaryo ve tuzakların bundan böyle iş yapması söz konusu değildir.

Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
      Tüm Hakları Saklıdır ©
      Yeni Çağ Gazetesi

      İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel: (0212) 452 40 40
      Faks: (0212) 452 40 58