Saray'ın İnce'si ile Albayrak'ın gözleri

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

Ankara Temsilciliğimizin deneyimli Haber Müdürü Sami Gökçe, "Muharrem İnce'yi parlamentoya geldiği 2003'den beri tanırım. Basın toplantısını izler birkaç soru sorarım" dedi.

İnce'yi televizyondan izledim.

Sami büroya dönünce şunları söyledi:

"Abi soruları kendi sordu kendi yanıtladı. İnce'nin soru almaması yanlış değil mi? 35 kameranın 50'den fazla gazetecinin izlediğini ve yandaş olan olmayan medyanın canlı yayınladığı bu basın toplantısını uzatarak topluma her mesajı verebilirdi."

Dur televizyona bak Erdoğan'ın canlı yayını başladı dedim.

Değerli okurlarım,

İnce'nin soru almaması, bu önemli konuşma fırsatını kaçırmasının nedeni anlaşıldı ki Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AKP il başkanları ile yaptığı toplantının canlı yayının başlamasıydı. Demek ki Erdoğan ile İnce'nin canlı yayın saatleri de sarayın danışmanları tarafından koordine edilmiş.

İnce soru almayarak Erdoğan'ın canlı yayını için yol açtı.

Demem o ki, Saray rakibini seçti: Muharrem İnce

Bugünden itibaren yandaş medya her gün Muharrem İnce'yi gündem yapar CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu'nu hedef alır.

 

- Canlı yayın şart değil, kürsüden indikten sonra neden soru sormadın? soruma Sami'nin cevabı şu oldu: "Çıkışta Sayın İnce, sizi iki kez aradım, yakınlarınıza not bıraktım. Bana dönmediniz. Nagehan'a anında yanıt vermişsiniz. Sorularım var dedim ama sordurmadı ve korumaları beni yanından uzaklaştırdı.

Değerli okurlarım,

Saraya giden CHP'li konusunda, "Saraya giden CHP'nin şu anda görevde olmayan Genel Başkan yardımcısını açıklayacağım" diyen İnce bu konuda yine açıklama yapmadı. "Talat Atilla ve Rahmi Turan haklı mıydı?" diye yazdığımı ve yazımın o bölümünün Habertürk yazarı Fatih Altaylı tarafından çalınarak gündeme getirilmesine rağmen Muharrem İnce kendisini aklayacak o CHP'liyi açıklamadı. Yani Saraya giden CHP'li İnce mi başkası mı netleşmedi…

Deneyimli gazeteci Talat Atilla'yı aradım ve dedim ki;

- Kardeşim biz gazetecilerin sana özür borcu var...

Altaylı demişken dünkü yazısından söz edeyim. Altaylı diyor ki;

"Bu yüzden de Türkiye siyasetinin bir üçüncü ittifaka, bir üçüncü yola ihtiyacı var. Bu yolda yoldaşlık edecek partiler ise hiç kuşkusuz İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi. Böyle bir ittifak Türk siyasetinde gerçek bir değişikliğe neden olabilir. Mevcut dengeyi değiştirebilir."

Değerli okurlarım,

Güçlü Millet İttifakı'nı bölmek tıpkı İnce'nin yola çıkması gibi AKP'nin de Erdoğan'ın da ekmeğine yağ sürer.

İYİ Parti'yi 1. Ligde iken 2. Lige davet etmek demek, Meral Akşener'in cumhurbaşkanlığı adaylığını da sabote etmek Cumhur ittifakının adayının önünü açmak demektir. Bunları diğer üç partiyi küçümsemek için değil büyük parçadan onları da koparma anlamında yazdığımı da vurgulayayım.

Neyse konumuza devam edelim.

İnce, CHP'den ayrılmayacağını ama ayrılırsa CHP'yi kurtarmak için ayrılacağını söyledi. Peki, bu durumda 4 Eylül'de çıkacağı yolda "Atatürk düşmanları var" dediği CHP'lilerden oy isteyebilecek mi?

Bu arada, "Son seçimi bize Kürt vatandaşlarımız kazandırdı. Onlara teşekkür ediyorum" diyen Muharrem Bey; bak sana açık seçik yazayım; Türk - Kürt ayrımı yapmak bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür.

Değerli okurlarım,

İnce'nin açıklamasından sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski bakanı Yaşar Okuyan'la konuştum.

Yeniçağ web TV'nin YouTube adresinden izleyebilir hem de ücretsiz abone olabilirsiniz.

Okuyan dedi ki;

"Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş'ın adaylığı sürecinde İnce kapalı meclis grup toplantısında, 'Yavaş kesinlikle aday olmamalı. Bu adam kazanırsa CHP, Ankara'yı kaybetmiş olur. Yavaş MHP militanıdır' dedi.

Bak Muharrem bey; Bu parti sana 5 dönem milletvekilliği verdi yetmedi, 2 dönem Meclis grup başkanvekilliği verdi yetmedi, Kılıçdaroğlu'nun karşısına iki defa çıktın yetmedi, Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday yaptı yetmedi… Muharrem İnce'nin tüm davranışları partiden ihraç suçudur. CHP Genel Merkezi, İnce'yi ihraç etmelidir."

Değerli okurlarım,

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ı CNN Türk televizyonunda Ahmet Hakan'ınsorularına verdiği yanıtları üzüntü ile izledim. İki gözünde de müthiş bir tik olmuş ki gözlerini açık tutmak için çok zorlanıyor.

Göz ve psikiyatri uzmanı 3-4 profesöre özellikle izlemelerini ve yayın sonrası görüşmelerini beklediğimi söyledim.

Dediler ki;

"Birkaç yıl önce bu sorunu kesinlikle yoktu. Olsa fark ederdik. Yoğun stres ve baskı altında bu tür vakalar olur. Yoksa görme bozukluğuna ve hatta daha büyük risklere neden olabilir. Tedavisi gerekir…" 

 

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları