Seçim mizahına devam edelim

A+A-
Burhan AYERİ

Geçen haftaki Pazar Mavrası'na gelen mesajların fazlalığı şaşırttı. İlginç olan anılarla ilgili görüş yollayanların ve ilavelerde bulunanların yaş ortalamaları. Bir hayli genç okuyucudan mesaj aldım. Baz aldıklarının sayısını görünce ağzım açık kaldı.

En çok kiminle ilgili tepki geldi diye soracak olursanız, hemen birkaç isim verebilirim. Süleyman Demirel liste başı. Turgut Özal'ın başbakanı Yıldırım Akbulut ve Erdal İnönü, Baba'yı takip ettiler. Hemen hepsinde tek noktada birleşiliyor; "politik mizaha sıkça devam edilmeli."

Şunu iyi anladım ki, siyasetin bozduğu sinirlere "siyasi gülmece unsurlar" ilaç gibi gelmekte. Yollananlar arasında merhum Akbulut'la ilgili birini örnek olarak buraya alacağım:

Yıldırım Akbulut, aktif siyasetten sonra ticarete atılır. Yaptığı iş otomotiv yan sanayi temsilciliğidir. Hazırlanan ona özel reklamda şöyle konuşur 'Bunu ben bile satarım.'

Erdal İnönü'den

Hakkında en çok anekdot üretilen diğer isim İsmet Paşa'nın oğlu Erdal İnönü oldu.

DYP-SHP koalisyonu 500. gününü tamamlayınca yapılanlar ve yapılmayanlar tartışmaları başladı. Tam o dönemde Milliyet gazetesinde Ercan Akyol, konuyla ilgili karikatür çizmişti.

Bunda Demirel, İnönü'ye "Ben neler yaptığımızı, sen de neler yapamadığımızı anlat" diyordu. Erdal Bey bu isteğe "Ama ben o kadar konuşamam ki" karşılığını vermekteydi...

Siyasetin kendisinden çok gırgırını seven Erdal İnönü'nün bir başka anekdotu hâlâ aklımda.

İnönü bir seçim gezisinde iktidarda bulunan ANAP'ın sağlık politikasını eleştirir. Hastaların, hastanelerde rehin kaldığını söyler. Ödeme yapmadan bırakılmadıklarını ilave eder. Tam bu esnada dinleyicilerden biri bağırır; "Doğru söylüyorsunuz, halamın oğlu ikinci kattan atlayıp kaçtı" der. İnönü hemen "Dikkat yahu! Hastaneden kaçayım derken yeniden hastanelik olmayın"ı patlatır.

Deve kestiren

Urfa Valisi iken Ankara'ya deve getirip zamanın başbakanının evinin önünde kestiren Adalet Parti'li Kadri Eroğan Meclis kürsüsünde 1963 bütçesini tenkit ediyordu:

-Vatandaş İsmet Paşa'dan plan değil pilav istiyor!

CHP'liler de sıralarından bağırırlar:

- Fasulyeli mi, salçalı mı yoksa deve etinden kavurmalı mı?

...

Eskiden Ankara'da önemli kavşaklarda çağırma zilleri vardı. Basıldığında taksi gelirdi. Yaşlı kadın bunlardan birine dokunur. Bilindik taksi beklerken, gıcır gıcır bir özel oto gelir. Teyze şaşırır.

Şoför "Zile siz mi bastınız" diye sorup "Damalılardan mı bekliyordunuz" diye devam eder. Kadın anlamaz. Şoför açmaya çalışır: "Hani senin kordelalı dediklerinden mi bekliyordun" diye sorar ve devam eder, "Biz onları kaldırdık. Demirel kesmesin diye". Böylece noktayı koyar.

Gerçekler

Ak Parti Milletvekili Fehmi Uyanık, genel kurul salonundan odasına geçer. Ayağındaki ayakkabıları çıkarıp danışmanına "şunları bir boyatıver" der. Danışman ayakkabıyı alıp lostra salonuna gider. Uyanık da kapısını kilitler namaza durur.

Danışman dönüp kapıyı kapalı bulunca, rahatsız etmemek için ayakkabıları kapının önüne bırakır. Uyanık, namazdan sonra kapısının kilidini açar ama ayakkabıları göremez. Tam bu sırada sekreteri pas geçen bir heyet Uyanık'ın kapısına gelir. Bakarlar ki kapının önünde ayakkabı var. "Adet bu herhâlde" deyip hepsi tek tek ayakkabılarını çıkarır, Uyanık'ın ayakkabılarının yanına koyarlar odaya öyle girerler!..

...

Ak Parti Milletvekili Ahmet Yükseltepe, Meclis'e uğrar. O sırada milletvekili değildir. Kuliste bir milletvekilinin gazeteciye dönüp "Eee anlat bakalım, neler oluyor bizim partide?" diye sormasına şaşkınlıkla şahit olur.

...

Ak Parti'nin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun telefonu çalar. Vatandaş Tekirdağ'ın bir köyünden aramaktadır: "Bizim imam teravih namazını çok uzun tutuyor. Bir rica edin kısaltsın. Yapmıyorsa, sürün bi zahmet" der.

...

Milletvekilinin çocuğu TBMM kreşinde. Veliler yardım olsun diye peçete, tuvalet kağıdı alıp götürüyorlar. Bir vekil eşinin kreş yönetimiyle arasında sorun çıkıyor. O da kızıp çocuğunu kreşten alıyor.

Ertesi gün kreş yönetiminin kapısında milletvekilinin danışmanı süklüm püklüm görünüyor. Aynen şu cümleleri sarf ediyor; "Kusura bakmayın. Hanımefendi size aldığı tuvalet kâğıtlarını geri istiyor."

...

Vatandaş CV'sini milletvekiline fakslar. Faksta "Müsteşar olmak istiyorum. Bu olmazsa, müsteşar yardımcılığı da olur" yazmaktadır.

GÜNÜN SÖZÜ

İnatçılık ile aptallık ikiz kardeştir. Sofokles

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları