Şemdinli'de başlayan kumpas...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Kimse kusura bakmasın! Türkiye'de ilk "Kumpas Davaları" başladığında sağı-solu sözde aydın, gazeteci, akademisyen ve siyasiler "Ateş olmayan yerden duman tütmez" fikrinde sabit iken ilk "İsyan bayrağını" kaldıran kişiyim. Bedelini de ödedim. Umrumda da değil. "Hakkari'de kitapevine bomba atılmış. Üstelik bombanın girdiği delikten pimi de içeri atılmış..." Söz konusu bir asker, bir koruyucu ve itirafçı eski PKK'lı olunca, mal bulmuş mağribi gibi cümbür cemaat atladı herkes. İddianameyi yazan savcının ne yaşı ne de tecrübesi devrin Genelkurmay Başkanı ile ilinti kurmaya yeterdi. Nitekim iddianamenin Ankara'daki Başbakanlık binası belge geçerinden Savcı Sarıkaya'ya gönderildiği, bir nevi tebliğ edildiği o yılların Van İl Jandarma Komutan Yardımcısı Hakan Temel Aksel tarafından bana kanıtlarıyla bildirildi. Aksel, Kuleli'den ağabeyim. Kalp krizi sonucu vefat etti. Kardeşi Süleyman da sınıf arkadaşımdı geçtiğimiz yıl aynı akıbet ile ağabeyinin yanında memleketleri Çanakkale'de yatıyorlar. Ancak belgeler yaşıyor. Savcı Sadrettin Sarıkaya'yı görevlendirenler, O'nun HSYK tarafından ihracından sonra da sahip çıktılar. AKP'nin İlçe Başkanı'nın bürosunda istihdam ettiler. 2010 referandumundan sonra göreve yeniden alıp, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına bile terfi ettirdiler. Mağdurdu ya... Kahraman bile ilan ettiler... Yandaş medyanın "Mağdur olup 4 çocuğu ile ekmeğe muhtaç günler yaşadığı edebiyatı" yapılan Sarıkaya, başkentin türedi zenginlerinin yaşadığı Çukurambar'da ikamet ediyor. Alternatif tıp merkezlerinin birinde tesadüfen karşılaştığımızda sözde işsiz savcının özel lüks aracı bile vardı. 15 Temmuz hain darbe girişiminden çok sonra "itirafçı" oldu Sarıkaya... Önce denetimli serbestlik verildi. Ardından "ibret olsun" diye tutuklandı. Dava aşamasını ayrıntılı incelemesem de az bir ceza ile kurtuldu. Kim bilir belki de şimdi özgür. Kendisine tevdi edilecek yeni görevlere hazırlanıyordur. Ergenekon kumpasının suyu henüz kaynamamıştı. Lakin "Askerî vesayete son verme kararı" ünlü Abant Konsülünde alınmıştı. Hilmi Özkök'ten sonra Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna oturacak olan Yaşar Büyükanıt için kumpas testi Şemdinli Kitabevi vakası ile hayata geçirildiğinde, Büyükanıt bile durumun vahametini kavrayabilmiş değildi. Öteki dünyaya göç edenler hakkında yorum yapmaktan töre gereği hep uzak durdum. Özkök, Büyükanıt dahil devrin Genelkurmay Başkanları kumpasın farkına varamadıkları gibi Işık Koşaner ve Kuvvet Komutanlarının istifalarına rağmen o koltuğa oturan Necdet Özel ya farkına varamadı, ya da makama sevdalandığı için görmezden geldi gerçekleri. İki bin yılı aşkın geleneğini hiçe sayanlar tarih önünde bunun hesabını günün birinde verecek!
Saldırıya devam
Polis-Adliye muhabirliğinden gelip, olayları, gelişmeleri fikri takip metodu ile gerçekleştiren, Deniz Gedikli Okulundan, Nazım'ı okumak suçundan atılan Kumpas şehidi Ünal İnanç'ın hakkını bir kez daha teslim etmeliyim. Bomba ile havaya uçurulmasına rağmen 28 yıldır yaşayan Uğur Mumcu'nun yakın arkadaşı, geçtiğimiz yıl memleket toprağına tevdi ettiğimiz Bekir Ağabeyin dostu, bizim mesleğin yüz akı Emin Çölaşan'ın "Minik kuşum" dediği, Ankaralı gazetecilerin "Ünal Babası", "La oğlum sen eski askersin, el bombasının girdiği delikten, pimi içeri atılır mı?" sorusuna bir an bile şüphe duymadan "milyarda bir bile ihtimali yok!" demiştim. O günden sonra Şemdinli Kumpası'nı yazıp, televizyonlarda dile getirdiğim için uğramadığım itibar infazı kalmadı. Bugün bile FETÖ'nün yayın organlarında yayınlatılan aleyhimdeki sahte haberleri referans olarak kullananlardan elbette yargı önünde hesap soracağız. Lakin "Geç gelen adalet, adalet değil." Sosyal medyada gerçek ismini gizleyen FETÖ tetikçilerinin sahte hesaplarından saldırı devam ediyor. Konuyu uzatıp kişiselleştirme peşinde değilim. Son gelişmelerden sonra bir nevi "Dejavu" yaşıyorum hepsi o kadar.
Sevgili kardeşim Erkan Yılmaz Büyükköprü'nün yazdığı "Kozmik Albay" kitabının her satırını kırmızı kalemle üç defa okuyup, yüzlerce yeni soru notları aldıktan sonra hatırlatma ihtiyacı hissettim. İnsanımızın "balık hafızalı" olduğunu iddia edenler yanılıyor. Erkan, Kozmik Oda olayını birebir 4.5 yıl iddianamesiz yaşadığı için her yönüyle ortaya koymuş. Keşke benzeri kumpaslara uğrayan her asker başından geçenleri belgeleri ile Büyükköprü gibi ortaya koyup, kamuoyunu bilgilendirebilse...

"Kozmik Albay"ı ve kafama takılanları yazmaya devam edeceğim...

Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
      Tüm Hakları Saklıdır ©
      Yeni Çağ Gazetesi

      İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel: (0212) 452 40 40
      Faks: (0212) 452 40 58